madde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
madde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2013 Cuma

Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek

Hz. Mehdi (as) İslam aleminin ve tüm insanlığın kurtuluşu olacaktır

HZ. MEHDİ (AS) MÜSLÜMANLARI ÖZGÜRLÜKLERİNE KAVUŞTURACAK, ATEİST SİYONİSTLERİN VE ATEİST MASONLARIN ŞEYTANİ ÖRGÜTLENMELERİNİ ETKİSİZ HALE GETİRECEKTİR

Nechül Belağa'dan: İnananların Efendisi (sav) dedi ki: "... (HZ. MEHDİ (AS)), ESİRİ ÖZGÜRLÜĞE KAVUŞTURMAK, KÖLEYİ AZAD ETMEK ve YANLIŞ YÖNLENDİRİLMİŞ ULUSU DAĞITMAK VE DOĞRULUĞU İZLEYENLERİ BİRLEŞTİRMEK İÇİN erdem sahibinin örneklerini izleyecektir." (Kitab-ül Gaybet, [Bihar-ul Envar, c. 51], Ansariyan Yayıncılık, Derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 186)
Hz. Mehdi (as) kendi döneminde; İŞGAL EDİLEN ÇEŞİTLİ İSLAM ÜLKELERİNDE ESİR ALINIP HAPİSTE TUTULAN MÜSLÜMAN KARDEŞLERİNİ ÖZGÜRLÜKLERİNE KAVUŞTURACAKTIR. AYRICA ATEİST SİYONİSTLERİN VE ATEİST MASONLARIN OLUŞTURDUKLARI ŞEYTANİ ÖRGÜTLENMEYİ ETKİSİZ HALE GETİRECEKTİR.Hz. Mehdi (as), Allah'a yönelen, O'nun dosdoğru yolunda olanları Allah'ın izniyle biraraya getirecek; insanlar arasında huzur, barış ve güven ortamı sağlayacaktır.

MÜSLÜMANLARIN PARÇALANMIŞLIĞINI HZ. MEHDİ (AS) ORTADAN KALDIRACAK, İSLAM ALEMİNİ BİRLEŞTİRECEKTİR

Hz. Mehdi (as)'ın çıkacağı dönemin özelliklerinden biri de İslam aleminin bir ve bütün olmamasıdır. İslam aleminin parçalanmış olması, Müslüman toplumlar ve gruplar arasında ayrılıklar, anlaşmazlıklar, hatta çatışmalar olması Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametlerinden biridir. Hz. Mehdi zuhur ettiğinde bu dağınıklığı tam anlamıyla ortadan kaldıracak, Müslüman dünyasının birliğini sağlayacaktır. Tüm Müslümanlar, sevgiyle ve coşkuyla Hz. Mehdi (as)'ın etrafında birleşeceklerdir.
Amîre bint-i Nufeyl der ki: İmam Hüseyn aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu duydum: "SİZLER BİRBİRİNİZDEN BERÎ (UZAK) OLDUĞUNUZU SÖYLEMEDİKÇE, BİRBİRİNİZİN YÜZÜNE TÜKÜRMEDİKÇE, BİRBİRİNİZİ TEKFİR ETMEDİKÇE VE BİRBİRİNİZE LÂNET OKUMADIKÇA beklediğiniz (Hz. Mehdi (as)'ın zuhuru) vuku bulmayacaktır. Arzettim ki: Öyleyse o zamanda hiçbir hayr yoktur. Buyurdu ki: "Hayrın hepsi o zamandadır. Kâim'imiz (HZ. MEHDİ (AS)) KIYAM EDECEK (ZUHUR EDECEK) VE BUNLARIN HEPSİNİ ORTADAN KALDIRACAKTIR."(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 240)

HZ. MEHDİ (AS) TÜM MÜSLÜMANLAR ARASINDAKİ FİTNE, KARGAŞA VE BÖLÜNMEYİ KALDIRACAK, MÜSLÜMANLARI KARDEŞLER HALİNE GETİRECEKTİR

Nuaym b. Hammad ve Ebu Naim, Mekhul vesilesiyle Hz. Ali'den tahric ettiler. Dedi ki: Dedim "Ya Resulullah (sav) Hz. Mehdi (as) bizden, Al-i Muhammed'den mi, yoksa bizden değil mi?" Buyurdu ki: "Hayır, bilakis Bizdendir. Allah bu dini nasıl bizimle başlatmışsa O'nunla sona erdirecektir. Ve onlar bizimle nasıl şirkten kurtulmuşlarsa, Onunla da fitneden kurtulacaklardır. Allah bizimle, insanları nasıl müşrikçe düşmanlıktan kurtararak, onların kalplerine ülfet ve muhabbet yerleştirmiş ve din kardeşi yapmışsa, Hz. Mehdi (as) ile fitne adavetinden (kin, buğz, garez ve düşmanlıktan) kurtaracak ve kardeş yapacaktır."
Tabarani, Evsad'da Amr. b. Ali tariki ile Hz. Ali b. Ebi Talib'den tahric etti. Hz. Ali, Hz. Peygamber (sav)'e "Ya Resulullah Hz. Mehdi (as) bizden mi yoksa bizden değil mi?" diye sordu. Buyurdular ki: "Bilakis Bizdendir. Cenab-ı Hak İslam'ı nasıl bizimle başlatmışsa O'nunla sona erdirecektir. Nasıl, bizimle onlar, aralarındaki şirk ve düşmanlıktan kurtulmuş ve kalplerine ülfet ve muhabbet yerleşmişse, (Hz. Mehdi (as)'ın gelişi ile) yine öyle olacaktır.(Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Hz. Mehdisi'nin Alametleri, (Kitabül Burhan fi Alametil Hz. Mehdiyyil Muntazar), s. 23, Tercüme: Müşerref Gözcü - Kahraman Neşriyat)
Hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın bütün Müslümanlar arasındaki fitne ve bölünmeyi ortadan kaldıracağı; kalplerde ülfet ve muhabbet meydana getirerek tüm Müslümanların kardeşliğine vesile olacağı bildirilmiştir.

HZ. MEHDİ (AS), İNSANLARI DOSTLUĞA VE BİRLİK OLMAYA ÇAĞIRACAKTIR

HZ. MEHDİ (AS)'IN ZUHUR VE KIYAMINDA HER ŞEY DOSTLUK VE BERABERLİK OLACAKTIR...(El-İhtisas (Şeyh Müfid), s. 24)
(HZ. MEHDİ (AS) ZAMANINDA) KALPLERDEKİ KİNLER ATILACAK, HER YERİ HUZUR VE EMNİYET SARACAK.(Bihar'ül Envar, c. 10)

HZ. MEHDİ (AS) DEVRİNDE SAPKIN SİSTEMLER YIKILACAK

Naim ve Ebu Naim, Ebu Said'den tahric etti, O dedi Resulullah (sav) buyurdu: "Zamanın İNKİTAA UĞRADIĞI (SİSTEMLERİN DEĞİŞTİĞİ) BİR DÖNEMDE, Mehdi denen bir zat gelecek ve ihsanı bol ve güzel olacaktır." (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, s. 14)
Dünyanın her yanında rejimler değişti ve değişiyor. Ateist, Marksist, faşist, emperyalist sistemlerin tamamı yıkıldı. Bu durumun Hz. Mehdi (as)'ın zuhur edeceği yüzyılda olması Resulullah (sav)'in bir mucizesidir.

HZ. MEHDİ (AS) DÜNYAYI KÖTÜLÜKLERDEN VE ZALİM FELSEFELERDEN KURTARACAK, İNSANLAR ARASINDA SEVGİ VE BARIŞI HAKİM KILACAKTIR

Müminlerin Emiri (sav) öğütlerinde bize şu müjdeyi verdi ki; dünya kötülerden arınacak ve ıslah olacak, zalim hükümdara karşı savaş (fikri mücadele) sekiz ay sürecek sonra sevgi ve barış hakim olacak.(El-Sahife El-Mehdiye'den Seçme Dualar, Seyyid Murtaza Müçtehidi Sistani, s. 69)
Hz. Mehdi (as)'ın üç büyük görevinden biri olan Darwinizm ve materyalizm ile yaptığı fikri mücadele sonucunda dünya üzerinde bu felsefelerin ürünü olan zalimlik, acımasızlık, sevgisizlik gibi insan fıtratına aykırı uygulamalar son bulacaktır. Ülkeleri ve insanları din ahlakını yaşamaktan, birbirlerini sevmekten, merhamet duymaktan, birbirleriyle iyi geçinmekten, birbirlerine din ahlakına uygun güzel davranışlarda bulunmaktan alıkoyan akımlar son bulacaktır. İnsanları materyalist, Allah inancı olmayan, manevi değerlerini yitirmiş, dejenere bir hayat yaşamaya iten bu felsefeler ve bunların uygulamacıları Hz. Mehdi (as)'ın vesilesiyle fikren etkisiz hale geleceklerdir. Dünya üzerinde büyük bir sevgi ve barış ortamı yaşanacak, ülkeler ve insanlar arasında derin bir dostluk, yardımlaşma, birlik ve beraberlik ruhu hakim olacaktır.

HZ. MEHDİ (AS), İNSANLARIN TÜM SORUNLARINA ÇÖZÜM OLACAKTIR, HERKESİN YARDIMINA KOŞACAKTIR

HZ. MEHDİ (AS) İMDADA GELEN VE FERYADRESDİR (FERYAD EDENİN YARDIMINA KOŞAN, YARDIM EDENDİR).ALLAH, ONU DÜNYADAKİ İNSANLARIN İMDADINA YETİŞMESİ İÇİN GÖNDERECEKTİR...(El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 264, 275, 277, 285, 287, 288, 311, 318, c. 2, s. 11)

ALLAH HZ. MEHDİ (AS)'I VESİLE EDEREK, HEM ŞİDDETİ HEM DE ŞİDDETİN FELSEFESİNİ YOK EDECEKTİR

Şeyh Tusi'nin Gaybet'i: "Sonra Hz. Mehdi (as)'ın yükselişi olacak... ALLAH ONUN (HZ. MEHDİ (AS)'IN) VASITASIYLA YALANLARI ORTADAN KALDIRACAKTIR. ONUN (HZ. MEHDİ (AS)) VASITASIYLA, ŞİDDETİ ORTADAN KALDIRACAKTIR. O (Hz. Mehdi (as)) boyunlarınızdaki esaret ayıbını kaldıracaktır." (Kitab-ül Gaybet, [Bihar-ul Envar, cilt 51], Ansariyan Yayıncılık, Derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 132)

HZ. MEHDİ (AS) ZAMANINDA ZALİMLERİN HAKİMİYETİ SONA ERECEKTİR

HZ. MEHDİ (AS)'IN HÜKÜMRANLIĞI ZAMANINDA ZALİMLERİN VE MÜSTEKBİRLERİN HÜKÜMRANLIĞI, MÜNAFIKLARIN VE HAİNLERİN SİYASİ NÜFUZU NABUD (YOK) OLACAKTIR (SON BULACAKTIR).(El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 252)

17 Aralık 2013 Salı

Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek

Hz. Mehdi (as)'a biat edilmesi

HZ. MEHDİ (AS)'IN ORTAYA ÇIKACAĞI DÖNEMDE MÜSLÜMANLARIN BİR MANEVİ LİDERİ OLMAYACAKTIR

İNSANLAR BAŞLARINDA BİR İMAM (HALİFE) (Müslümanların manevi lideri) BULUNMAKSIZIN HAC EDERLER...(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.35)
Hasan bin Münzir'in Zürare'den naklettiğine göre İmam Caferi Sadık aleyhisselam sonunda şöyle buyurdu: "Vallahi sonunda sahibiniz mutlaka zuhur edecek ve BOYNUNDA HİÇ KİMSENİN BİATI OLMAYACAK."(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s.402)
Ebu Said Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: "Ahir zamanda sultanlar tarafından ümmetime şiddetli bir bela gelecektir. Öyle bir bela ki, ondan daha şiddetlisi duyulmamıştır. Öyleki, geniş yeryüzü onlara dar gelecek ve zulümle dolacaktır.MÜMİNLER BU ZULÜMDEN KURTULMAK İÇİN BİR SIĞINAK VE BİR KURTARICI BULAMAYACAKLAR..."(El-Beyan, s. 72, Es-Sevaik-ul Muhrika, s. 161, Yenabi-ul Mevedde, c. 2, s. 177)
ONUN (Hz. Mehdi (as)'ın) ÇIKACAĞI YIL, İNSANLAR HACCA, BAŞLARINDA BİR EMİR (HALİFE) (Müslümanların manevi lideri) BULUNMADAN GİDECEKLER...(Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, Pamuk Yayınları, s. 168-169)
İbrahim bin Ömer-i Yemâni der ki: İmam Ebu Abdullah aleyhisselam şöyle buyurdu: "Kâim (Hz. Mehdi (as)) kıyam ettiğinde,BOYNUNDA HİÇ KİMSENİN BİATI OLMADAN ZUHUR EDECEKTİR." (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 218-219)
...Arkasında İsa bin Meryem'in namaz kılacağı Kaim (Hz. Mehdi (as)) dışında biz Ehli Beyt'ten olan hepimizin boynunda zamanın tağutunun (Allah'ın hükmünü tanımayan her varlık, güç, şeytan) biatı olacağını (Hz. Mehdi (as) döneminde dinsizliğin hakim olacağını, hemen herkesin bu sisteme bağlı olacağını) bilmiyor musunuz? Yüce Allah onun velâdetini (zuhurunu) gizleyecek ve şahsını saklayacaktır. BÖYLECE O (Hz. Mehdi (as)), ZUHUR ETTİĞİNDE KİMSENİN BİATI ONUN BOYNUNDA OLMAYACAKTIR... (Kemal'üd-Din, c. 1, s. 305)
Hişam bin Sâlim der ki: İmam Ebu Abdullah aleyhisselam şöyle buyurdu: "Kaim (Hz. Mehdi (as)) kıyam ettiğinde ONUN BOYNUNDA HİÇ KİMSENİN MİSAKI, AHDİ VE BİATI OLMAYACAKTIR."(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 219)

HZ. MEHDİ (AS) MEHDİLİK İDDİALARINI KABUL ETMEYECEK; KENDİSİNE İSTEMEDİĞİ HALDE BİAT EDİLECEKTİR

Hadis-i şeriflerde Hz. Mehdi (as)'a biatın kendisi istemediği halde yapılacağı bildirilmektedir. Bu da gösteriyor ki Hz. Mehdi (as), kendisini hiçbir zaman Hz. Mehdi (as) olarak ilan etmeyecektir. Hatta insanlar ona gelip "alametler sende mevcut, sen Hz. Mehdi (as)'sın" dedikleri halde o yine reddedecektir. Hz. Mehdi (as)'a sık sık "Alametler sende mevcut " diyerek Hz. Mehdi (as) olduğu iddiası getirilecektir, fakat o, ısrarla söylenen bu iddiayı kabul etmeyecektir. Ancak "ölümle tehdit" edildikten sonra, insanların kendisine biat etmesini kabul edecektir.
İnsanlar nihayet Hz. Mehdi (as)'a gelirler ve Rükun ile Makam arasında, kendisi istemediği halde ona biat edeler. "Eğer kabul etmezsen, boynunu vururuz" derler. Yer ve gök ehli ondan razı olur. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Kahraman Neşriyat, s. 31)
Hz. Mehdi (as) ancak baskı ile başa geçmeye razı olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 48)
Halifenin ölümü anında ihtilaf olur. Medine halkından bir kişi koşarak Mekke'ye çıkar. Mekke halkından bir grup onu (Hz.Mehdi (as)'ı), istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar. Hacer-i Esved'le Makamı İbrahim arasında ona (Hz. Mehdi (as)'a) biat ederler. (Sünen-i Ebu Davud, 5/94; El-Kavlu'l Muhtasa Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 20)
... Ve sonra istemediği halde biatlarını kabul eder. Eğer siz ona yetişirseniz, ona biat ediniz. Çünkü o yerde de gökte de Hz. Mehdi (as)'dır. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Kahraman Neşriyat, s. 35)
... Onu tekrar Mekke'de bularak yine, "Sen falan oğlu falansın, annen de filan kızı filanedir, sende şu şu alametler vardır, birinci defa bizden kurtuldun uzat elini sana biat edelim" derler. Bunun üzerine o "Ben aradığınız değilim" der ve tekrar Medine'ye gider. Medine'de yine aranınca tekrar Mekke'ye döner. Mekke'de kendisini Rükunda bularak şöyle derler: "Eğer biatlarımızı kabul etmezsen, bizi aramakta olan ve başında Haddam'dan birisinin bulunduğu Süfyani ordusuna karşı korumazsan, günahlarımız senin üzerine ve kanlarımız da boynuna olsun" derler. Bunun üzerine Hz. Mehdi (as), Rükun ile Makam arasına oturur ve elini uzatarak biatları kabul eder. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 39-40)
Fitne içindeki insanlar kan akıtıldığı bir zamanda evinde oturmakta olan Hz. Mehdi (as)'a gelir ve "Bizim için kalk artık"der. O ise kabul etmez, ancak ölümle tehdit edildikten sonra onlar için kalkar. Ondan sonra artık kan dökülmez. (İbn Ebi Şeybe, c. VII, s. 531; Abdurrezzak H. 20771, c. XI, s. 372; Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 52,53)
Hz. Fatima'nın soyundan gelen Hz. Mehdi (as), Mekke'de meydana çıkarılır ve istemediği halde kendisine biat edilir.(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 52, 53)
SAHİPLERİ (HZ. MEHDİ) ÇEKİNİR VE NETİCEDE İSTEMEDİĞİ HALDE Ehli Bedir sayısınca insan ona, biat eder. 
(Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 34)
Kur'an-ı Kerim'de Yusuf Suresi'nde, Hz. Yusuf (as)'ın da kendi isteği olmaksızın bulunduğu ülkenin kralı tarafından doğruluğu, adaleti, bilgisi, güvenilirliği sayesinde başa getirildiği haber verilmektedir:
... Onunla konuştuğunda da (şöyle) dedi: "Sen bugün bizim yanımızda (artık) önemli bir yer sahibisin, güvenilir (bir danışman-yönetici)sin.  (Yusuf Suresi, 54)

HZ. MEHDİ (AS)'A NEREDE BİAT EDİLECEĞİ

Mekke'de kendisini Rükunda bularak şöyle derler: "Eğer biatlarımızı kabul etmezsen, bizi aramakta olan ve başında Haddam'dan birisinin bulunduğu Süfyani ordusuna karşı korumazsan, günahlarımız senin üzerine ve kanlarımız da boynuna olsun" derler.Bunun üzerine Hz. Mehdi (as), Rükun ile Makam arasına oturur ve elini uzatarak biatları kabul eder. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 39-40)
Rükun ile Makam arasında kendisine biat edilecektir. Hz. Mehdi (as) o kadar merhametli olacaktır ki, zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)
Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed'in  çıkmasını bekleyiniz,  inşaAllah-u Teala, bir münadi Hz. Mehdi (as)'ın ismi ile semadan nida edecek ki, Doğuda Batıda olan herkes bu sesi işitecek.  (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)
Günahsız insanlar katledildiği ve kardeşi de Mekke'de öldürüldüğü zaman semadan bir münadi, "Emriniz filandır. İşte bu yeryüzünü adaletle dolduracak olan Hz. Mehdi (as)'dir" diye nida eder.  (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, s. 35
Çok yaygın ve sona ermesi mümkün görülmeyen bir fitne çıkacak ve bu fitne semadan 3 kez "Emir Hz. Mehdi (as)'dir, gerçek odur" şeklindeki nidaya kadar sürecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Hz. Mehdi (as)yy-il Muntazar, s. 55)
Hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkışını gökyüzünden gelen bir sesin haber vereceğine, yani radyo ve televizyon kanalıyla tüm insanların bu müjdeli haberi duyacağına dikkat çekilmektedir. Bu sesin doğuda ve batıda herkese ulaşacağı bildirilmektedir. Hatta, her toplumun bu sesi kendi lisanında duyacağı haber verilmektedir:
Semadan arz ehline şamil olan bir ses ki, herkes onu kendi lisanı ile işitir.
(Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, s. 37)
Günümüzde haberler her ülkede, o ülkenin diline tercüme edilerek, radyo, televizyon ve internet aracılığıyla hemen herkese ulaştırılmaktadır. Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkışı da bu şekilde tüm insanlara ulaşacaktır.

MÜSLÜMANLARIN MANEVİ LİDERLİĞİ, HZ. MEHDİ (AS)'A EVİNDE OTURURKEN GELECEKTİR

Hz. Mehdi (as), bütün haramların helal sayıldığı, büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. HİLAFET (Müslümanların manevi liderliği), ONA EVİNDE OTURURKEN GELECEK ve devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)

HZ. MEHDİ (AS) ORTAYA ÇIKTIĞINDA, BÜTÜN İNSANLAR ONUN MANEVİ LİDERLİĞİ ALTINDA BİRLİK OLACAKTIR

Malik bin Zamra der ki, Emirülmüminin Ali aleyhisselam bana şöyle buyurdu: "... Hayrın çoğu o zamandadır ey Malik! O ZAMANDA KÂİM'İMİZ  (HZ. MEHDİ (AS)) KIYAM EDECEK ... SONRA ALLAH HERKESİ ONUN ETRAFINDA TOPLAYACAK.(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 242)
İman edenlerin Efendisi (sav) der ki: "... ALLAH SİZİN İÇİN, SİZİ BİRLEŞTİRECEK VE SİZİ DAĞINIKKEN BİRARAYA GETİRECEK BİRİNİ (HZ. MEHDİ (AS)'I) ÇIKARANA DEK... Beklerseniz, ödüllendirileceksiniz ve sizin haksızlığa uğratılmanızın intikamını alacak (Darwinizm'e, materyalizme ve ateizme ilmi zeminde gereken cevabı verecek) olanın ve haklarınızın kurtarıcısı olanın, o (Hz. Mehdi (as)) olduğunu kesinlikle anlayacaksınız..."(Kitab-ül Gaybet, [Bihar-ul Envar, c. 51], Ansariyan Yayıncılık, Derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 182)

14 Aralık 2013 Cumartesi

Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek

Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) birlikte ilmen mücadele edecek, Hz. İsa (as) da Hz. Mehdi (as)'a tabi olacaktır

HZ. İSA (AS), HZ. MEHDİ (AS)'A TABİ OLACAK VE HZ. MEHDİ (AS), NAMAZDA HZ. İSA (AS)'A İMAMLIK YAPACAKTIR

Naim Ebu Said'den tahric etti, dedi Resulullah (sav) buyurur: İsa b. Meryem'in arkasında namaz kılacağı kişi bizdendir (HZ. MEHDİ (AS)'DIR).  (Kitabül Burhan fi Alametil Mehdiyyil Muntazar, s. 78)
İbni Ebi Şeybe, Musannef'inde, İbni Şirin'den tahric etti. Dedi ki: Hz. Mehdi (as) bu ümmettendir ve Hz. İsa (as)'a imam olacaktır.  (Kitabül Burhan fi Alametil Mehdiyyil Muntazar, s. 79)
Nuaym b. Hammad, Abdullah b. Amr'dan tahric etti. Dedi ki: Hz. Mehdi (as), İsa İbni Meryem'in üzerine ineceği ve arkasında namaz kılacağı kimsedir.  (Kitabül Burhan fi Alametil Mehdiyyil Muntazar, s. 79)
Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre'den tahric etti. Buyurdu: Meryem oğlu İsa (as) aranıza indiğinde ve imamınız sizden (HZ. MEHDİ (AS)) olduğunda, bakalım ne yapar sınız?  (Kitabül Burhan fi Alametil Mehdiyyil Muntazar, s.79)

HZ. İSA (AS), HZ. MEHDİ (AS)'A YARDIMCI OLACAK, ONA BAĞLILIĞINI DİLE GETİRECEKTİR

Hz. İsa Peygamber (as) İMAM-I ZAMAN (HZ. MEHDİ (AS))'A YARDIMCI OLMAK, ONA BAĞLILIĞINI DİLE GETİRMEK VE ONUN ARDINDA NAMAZ KILMAZ İÇİN gökten inecektir. (Şeyh Sadık, Al-Amaali, Oturum 39, Sayfa181; İküd'dürer, s. 157 ve 230)

HZ. İSA (AS) İKİNCİ KEZ YERYÜZÜNE GELDİĞİNDE, ÜZERİNDE MÜHÜR BULUNAN KİTAPLARLA İSLAM AHLAKINI TEBLİĞ EDECEKTİR

Hz. İsa (as) onu (sandığı) alıp açacak ve içinde bir mühür, bin kitap bulacak, bu kitaplarla İslam'ı ihya edecek.(Risalet'ül Meşrep elverdi fi mezhebi bil Mehdi, Ali bin Sultan Muhammed-el Kari, s. 4 -Enis el-Cülesci kitabından)
Hadiste verilen bilgiden Hz. İsa (as)'ın, Peygamberimiz (sav)'in mührüyle mühürlenmiş kitapları hazır bulacağı, bu mükemmel eserlerle İslam'ı tebliğ edeceği anlaşılmaktadır.

HZ. İSA (AS) VE HZ. MEHDİ (AS), GÖRÜNÜŞ VE AHLAK OLARAK BİRBİRLERİNE ÇOK BENZEYECEKLERDİR

Abdullah bin Zamre, İbn-i Mâti-i Himyeri (Kâ'b-ul Ahbar)'den nakleder ki şöyle dedi: "... Kıyam edecek (Kâim) olan Hz. Mehdi (as), Ali'nin soyundandır. O (Hz. Mehdi (as)) bu yeryüzünü, yeryüzünden başka bir hale getirecektir. Kâim (Hz. Mehdi (as)), Ali'nin neslindendir. (Seyyittir) HAYIRDA, GÖRÜNÜŞTE VE AHLAKTA EN ÇOK HZ. İSA (AS)'A BENZEYEN ODUR (HZ. MEHDİ (AS)'DIR). Allah peygamberlere verdiği (azameti) ona da verecektir. Ona faziletler ve ziynet verecektir..." (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 169)

HZ. İSA (AS), HZ. MEHDİ (AS) ZAMANINDA MÜSLÜMAN OLARAK YERYÜZÜNE İNECEKTİR

Hz. İsa (as) Peygamber Efendimiz (sav)'e ümmet olmak için inecektir. Hakiki İncil'de Muhammed aleyhisselamın üstünlüklerini gören HAZRET-İ İSA, ONUN ÜMMETİNDEN OLMAK İÇİN ÇOK YALVARDI, DUA ETTİ VE DUASI KABUL EDİLDİ.Allahü Teâlâ, onu diri olarak göğe yükseltti. Kıyamete yakın, Muhammed aleyhisselamın ümmeti olmak için yeryüzüne inecek, onun dinine uyacak ve onu yayacak, Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi tahrif olmuş dinleri İslam dinine çevirecektir. (Herkese Lazım Olan İman, Ebü'l-Baha Ziyaeddin Mevlana Halid b. Ahmed Halid-i Bağdadi, 1242/1827 ; Trc: Kemahlı Feyzullah Efendi, 6. bsk., İstanbul, İhlas Yayınları, 1989)
HZ. İSÂ (AS), İNCİL'DE, BU ÜMMETİN ÖVGÜ DOLU SIFATLARINI GÖRDÜĞÜNDE, ONLARDAN EYLEMESİ İÇİN ALLAH'A DUÂ ETMİŞ, ALLAH DA ONUN DUÂSINI KABUL ETMİŞTİR. Günü geldiğinde müceddid olarak yeryüzüne inmesi bunun içindir. (Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Feza Gazetecilik, 1996, 14/74)

HZ. MEHDİ (AS), HZ. İSA (AS)'IN DA İMAMI OLACAKTIR

Resulullah (sav) Efendimiz Saadetle şöyle buyurmuşlardır: "Daima ümmetimden bir cemaat kıyamet'e kadar hakkı yükseltmek için fikri mücadele yapacak, MERYEM OĞLU İSA (AS) YERYÜZÜNE İNECEK. EMİRLERİ (HZ. MEHDİ (AS)), ONA (HZ. İSA (A.S.)'A) "BİZE NAMAZ KILDIR" DEDİKLERİ ZAMAN, HAYIR DİYECEK ... VE "İMAM-I MEHDİ'Yİ" İMAMETE GEÇİRİR" (Sahih-i Müslim, c. 1, s. 209)

KEHF SURESİ'NDE BAHSİ GEÇEN ''İKİ YETİM ÇOCUK'', HZ. İSA (AS) VE HZ. MEHDİ (AS)'A İŞARET ETMEKTEDİR

"Duvar ise, şehirde İKİ YETİM ÇOCUĞUNDU, altında onlara ait bir define vardı; BABALARI SALİH BİRİYDİ. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu." (Kehf Suresi, 82)
Kehf Suresi'ndeki Hz. Hızır kıssasında, "iki yetim çocuğun" varlığından bahsedilmektedir. Bu iki yetim çocuğun "babalarının ise salih bir kimse olduğu"belirtilmektedir. Ayetin bu ifadelerinde, Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'a yönelik işaretler vardır. Hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın küçük yaşta babasını kaybedip yetim kalacağı belirtilmiştir:
HZ. MEHDİ (AS) YETİM OLACAKTIR. (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 176)
Bilindiği gibi Hz. İsa (as)'ın da babası yoktur. Bu sebeple Hz. İsa (as) da yetimdir. Ayrıca Hz. İsa (as) da Hz. Mehdi (as) da, aynı soydan gelmektedirler. Dolayısıyla her ikisinin babası da Hz. İbrahim (as)'dır. Kehf Suresi'nde geçen "babaları salih biriydi" sözleri de Hz. İbrahim (as)'a işaret etmektedir. Bir başka Kuran ayetinde Hz. İbrahim (as)'n bu özelliği şöyle bildirilmiştir:
Ve Biz ona (Hz. İbrahim'e) dünyada bir güzellik verdik; ŞÜPHESİZ O AHİRETTE DE SALİH OLANLARDANDIR(Nahl Suresi, 122)

10 Mayıs 2013 Cuma

Maddenin Mutlaklığı İddiası, Materyalizmle Birlikte Yok Olup Gitmiştir


Maddenin Mutlaklığı İddiası, Materyalizmle Birlikte Yok Olup Gitmiştir

Kuantum mekaniğinin bizlere göstermiş olduğu sonuç şudur: Madde, materyalistlerin iddia ettikleri gibi mutlak ve sonsuz değildir. Madde ezeli veya ebedi olmadığı gibi çevremizde gördüğümüz varlıklar da sadece birer atom yığını değillerdir. Kuantum fiziğine göre madde, materyalistlerin hiç hesaba katmadığı boyutlar içinde nitelik değiştirmiş ve maddenin temelinin sadece bir enerji şekli olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Materyalizm, kuantum fiziğinin gösterdiği gerçekler ile bilimsel anlamda kesin olarak çökmüştür.
Paul Davies ve John Gribbin, yeni fiziğin materyalizmi tamamen ortadan kaldırdığı gerçeğini şu şekilde özetlemektedirler:
Materyalizme hayat veren bilim olan fiziğin aynı zamanda materyalizmin ölümü için bir sinyal olduğunu söylemek doğrudur. 20. yüzyıl boyunca yeni fizik, bir seri şaşırtıcı gelişme ile materyalist doktrinin temellerini ortadan kaldırdı. Önce, Newton'un mekan ve zaman konusundaki tahminlerini ortadan kaldıran görecelik kuramı geldi... ve daha sonra kuantum teorisi geldi ve bizim madde görüntümüzü tamamen değiştirdi.28
Fizikçi Fred Alan Wolf ise, materyalizmi artık bilim adamlarının da terk etmiş olduklarını şu şekilde haber vermektedir:
Çoğu bilim adamı da dahil olmak üzere pek çoğumuz, yeni nesnel materyalizmi kabul etmiyoruz. Kalbimizin derinliklerinde, bizden önceki simyacıların yaptıkları gibi, tüm evrenden sorumlu olan şeyin, materyalizmden çok daha zengin bir şey olduğuna inanıyoruz.29
Materyalizmin çöküşünün getirdiği sonuç nedir? İnsanların büyük bir kısmını aldatan, onları Allah'ın varlığına inanmaktan alıkoyan en büyük sebeplerden biri maddenin tek mutlak varlık olduğuna olan kesin kanaatleridir. Dış dünyayı, algıladıklarının bir bütünü olarak kabul etmek yerine, gördükleri her şeyin mutlak gerçeği ile muhataplarmış gibi davranırlar. Materyalizmin sunduğu maddenin varoluşundaki amaçsızlığı, kendilerine de uygular ve dünyaya geliş ve dünyada bulunuş amaçlarının olmadığını zannederler. Allah'ın varlığının delillerini göremez ve inanabilmek için Allah'ın da (Allah'ı tenzih ederiz) maddesel bir varlık olarak kendilerine gözükmesini beklerler. Varlıkların yaratılmadıklarına inanır ve dolayısıyla bir Yaratıcı'nın varlığını asla kabul etmek istemezler.
İşte materyalizm bahanesine sığınılarak yapılmak istenen, aslında Allah'ın mutlak varlığını ve Allah'ın yaratmasını reddetmeye çalışmaktır. Materyalizmin çöküşü, bu bahaneyi kesin olarak ortadan kaldırmış, Allah'ın mutlak varlığı gerçeğini tüm delilleriyle göstermiştir.
Stephen M. Barr
Stephen M. Barr
Delaware Üniversitesi Bartol Araştırma Enstitüsü parçacık fizikçisi Stephen M. Barr, bu gerçeği şu sözlerle ifade etmektedir:
Bilim bizi böyle bir serüvenin içine sürükledi. Silahlarla değil; teleskoplarla ve parçacık hızlandırıcılarıyla donanmış ve derin matematiğin işaretleri ve sembolleriyle konuşan bilim, bize, çok farklı kıyıları ve bize oldukça yabancı olan fantastik yerleri getirdi. Biz evreni incelemeye devam ettikçe, yolculuğun sonuna geldiğimizde artık birer birer bize tanıdık gelen sınır taşlarını ve en eski evimizin planını kavramaya başladık.Gerçeği bulmaya çalıştığımız bu yolculuk en sonunda bizi Allah'a yöneltmektedir.30
Maddenin aslı ile muhatap olduğunu düşünmek yalnızca bir zandır. Algılarımızla kavrayabildiğimiz bu dünyada, buna dair hiçbir kanıt yoktur. Bizler, yalnızca kendi algılarımızda var olan dünyayı görebilir, duyabiliriz. Dışarıdaki maddesel dünyanın aslına ulaşabilmemiz imkansızdır. Evren ezeli ve ebedi değildir, bir başlangıcı ve bir sonu vardır. Evrenin hiçbir noktasında, materyalistlerin iddia ettiği şekilde bir "amaçsızlık" hakim değildir. Tüm evren ve bunun içindeki her varlık, bir amaç uğruna var edilmiştir. Bunların tümünün gösterdiği tek bir sonuç vardır: Evrenin her noktasında yaratılmışlık hakimdir. Yaratılan eserler ise, çok daha üstün bir gücün, bir Yaratıcı'nın varlığını gösterir. O Yaratıcı, tüm alemleri sarıp kuşatmış olan Yüce Allah'tır.
manzara
İnsanların büyük bir kısmını aldatan en büyük sebeplerden biri, maddenin tek mut-lak varlık olduğuna kesin kanaatleridir. Bu bakış açısıyla, materyalizmin sunduğu mad-denin var oluşundaki amaçsızlığı kendilerine de uygular ve dünyaya geliş amaçlarının olmadığını zannederler. Allah'ın varlığının delillerini göremez ve materyalizm büyüsü içinde saplanıp kalırlar.

Oysa asıl gerçek şudur: Tüm evren ve bunun içindeki her varlık, bir amaç uğruna yara-tılmıştır. Yüce Rabbimiz olan Allah, var olan her şeyi yoktan yaratan, tüm alemleri sarıp kuşatandır.
Materyalistlerin bu gerçeğe karşı mücadeleleri artık bir anlam taşımamaktadır. Çünkü modern fizik, onların tümüyle aleyhlerine sonuç vermiştir.
Allah ayetlerinde şöyle bildirir:
Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık.

Eğer bir 'oyun ve oyalanma' edinmek isteseydik, bunu, Kendi Katımız'dan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık.

Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size.

Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. O'nun yanında olanlar, O'na ibadet etmekte büyüklüğe kapılmazlar ve yorgunluk duymazlar. (Enbiya Suresi, 16-19)

3 Mayıs 2013 Cuma

KURAN’DAKİ CİHAD BU DEĞİL!

KURAN’DAKİ CİHAD BU DEĞİL! - Aylin Kocaman


Kuran’daki cihad’da adam öldürülmez. Kuran’daki cihad’da bomba yağdırılmaz. İntihar bombacıları, masum insanlara hain saldırılar yoktur. Kuran’daki cihad’da nefret, lanet okuma, kin olmaz. Kuran’daki cihad’da Hz. İbrahim’in oğulları, Hz. Yakub’un, Hz. Musa’nın oğulları lanetlenmez. Kuran’daki cihad’da tehdit ve korkutma yoktur. İslam böyle bir din değildir. Katliam, ölüm, nefret ve öfke kokan bir din ne İslam’dır, ne İseviliktir ne de Museviliktir.
Ben bir Müslümanım. Dinimi Kuran’dan öğrendim. Benim Kuran’dan öğrendiğim dinde katliam yok, ölüm yok, kin yok, nefret yok, öfke yok. Benim dinim bana, bir insanı, hangi dinden, hangi milletten, hangi düşünceden, hangi ırktan olursa olsun sevmeyi ve ona saygı duymayı öğretti. Benim dinim bana Kitap Ehli’ni tanıttı. Hristiyanların ve Musevilerin var olduğunu gösterdi. Onları sevmem, korumam ve onlara şefkatle yaklaşmam gerektiğini ben Kuran’dan öğrendim. Kuran bana Kitap Ehli ile kardeş olmayı, Kitap Ehli’ne sahip çıkmayı emretti. Kuran bana, Hz. İbrahim’in, Hz. Musa’nın, Hz. İsa’nın ve diğer tüm peygamberlerin benim de peygamberim olduğunu öğretti.
Dolayısıyla eğer bir insan “Kuran’dan öğrendim; öldürmem, bombalamam, lanetlemem gerekir” diyorsa ya yalan söylüyordur, ya da yanlış eğitilmiştir. Müslümanım diyen bir radikal sadece öldürmek, bombalamak ve lanetlemek için icat edilen bir dine uymaktadır. İcad edilen bu dinin kaynağı Kuran değildir. Öpüp başa konularak duvara asılan Kutsal Kitap belki de hiç okunmamıştır.
Bu öyle bir dindir ki, herşey kapkaranlıktır. Sevgi yerine nefret; şefkat yerine öfke; kardeşlik yerine düşmanlık; güzellik yerine kabus; sanat, estetik, bilim ve kültür yerine cehalet vardır. Böyle bir dine inanan bir kişinin eline silah vermek kolaydır. “Bu topluluk senin düşmanın” demek kolaydır. Onu galeyana getirmek kolaydır. Öfke toplulukları oluşturmak kolaydır. İşte dünyada, sadece İslam’da değil, tüm hak dinlerde, hatta Marksizm’de, Satanizm’de, materyalizm’de, kısacası tüm din, düşünce ve ideolojilerde var olan bu büyük bela radikalizm belasıdır.
Radikalizm neden var? Çünkü insanların büyük bir kısmı bununla eğitildiler. Başka bir din bilmediler. İslam adına ortaya çıkan radikallerin de İslam diye bildiği şey sadece bu oldu. Cahil bırakıldılar, gettolaştılar. Toplumdan sanattan bilimden uzaklaştırıldılar. Cihat kavramını hep yanlış bildiler ve yanlış uyguladılar. Çünkü onlara bu öğretildi. Öğrendiklerini uygulayarak kendilerini hep iyi bir şey yapıyor zannettiler. Kendilerine, dinlerine, kendi ailelerine, kendi halklarına ve elbette başkalarına zarar verdiklerini hiç düşünmediler bile.
Oysa Kuran’daki cihad onların bildiği gibi değil. Cihad kökeni cehd olan bir kelimedir. Arapçadaki anlamları ise şudur: 1. çalışmak, çabalamak, azim, gayret, fedakarlık göstermek. 2. İnsanın kendi nefsine hakim olması. İslam’da cehd etmek; karşı tarafı bilgilendirmek, güzel ahlakı öğretmek, insanları kötülükten uzaklaştırmak için çaba harcamaktır. Yani cehd eden bir  Müslümanın yapması gereken, iyiyi, güzeli, doğruyu insanlara öğretmek için uğraşmak; sevgiyi, barışı, şefkati yaygınlaştırmak ve insanları kötülükten alıkoymak için onları fedakarane şekilde eğitmektir. Bir Müslüman ikinci cihadı ise kendisi ile yapar. Nefsin kötülüklerinden, kinden ve öfkeden uzaklaşarak iyi insan olmak, insanın kendi nefsini eğitmesidir.
Radikaller bunu bilmiyorlar. İşte bu yüzden öldürerek cihad yaptığını zanneden bir kişiyi kınamak, lanetlemek, onu tehdit etmek, hapsetmek, sürgün etmek hiçbir işe yaramayacaktır. Beynindeki o yanlış bilgi, ne silahla, ne tehditle ortadan kalkar. Kişi ortadan kalksa da fikir ortadan kalkmayacaktır. Yanlış fikir yanlış insanlar üretmeye devam edecektir. Bilgiyi ancak ve ancak bilgiyle bertaraf edebilirsiniz. Bunun başka bir yolu yoktur. Sorun eğitimsiziktir. Onun eğitilmesi için de daima doğruyu, sevgiyi ve barışı ayakta tutan eğiticilerin var olması gerekir. Bu insanların şimdiye kadar hiç denenmemiş, şimdiye kadar hiç başvurulmamış bir yöntemle hareket etmeleri gerekir. Yepyeni bir dili, “barışın dilini” konuşmaları gerekir.
Bir öfke anında lanetlemek kolaydır. Ama barışın dili başkadır. Barışın dilinde “teröristler” yoktur. Yanlış eğitilmiş cahil insanlar vardır. Bu önemlidir, çünkü kendisine terörist dendikçe zaman içinde gerçekten terörist olduğuna inanan bir kişiyi eğitmek daha zorlaşır. Barışın dilinde yıkıcılık, kabadayılık yoktur. Ters üslup yoktur. Şartlar kızmaya, öfkelenmeye çok müsait olsa da kızgın üslup, kızdırıcı üslup, öfkeli üslup barışın dilinde yoktur. Barışın dilinde “hainsin, katilsin” diyen öfke insanları değil, “eğitimsizsin, bilgisizsin” diyen eğitimciler vardır. Yıllardır kullanılan ve nefret ve katliamlardan başka bir şeyi artırmayan öfke dilini bırakıp; akıl, fedakarlık ve üstünlük gerektiren o özel barış dilini kullanan özel insanların, özel milletlerin var olması lazım. Yıllardır hiçbir çözüm getirememiş o lanetleyenler ordusuna katılmak değil, barışın o özel dilini kullanan üstün insanlar olarak bu felaketlere bir çözüm getiren olmak gerekir.
Bunu deneyen milletler, topluluklar olmadı hiç. Çünkü tek yöntem bildiler. Karşılarındaki saldırgan güçlere bir damga yapıştırıp onları lanetlediler. Sanki bu bir çözüm olmuş gibi sürekli saldırıların içinde öfke içinde yaşayan ve sürekli lanetleyen yeni nesiller oluştu. Problemin asıl sebebi olan cehaleti anlamaya çalışmadılar. Elbette her toplulukta olduğu gibi bu toplulukların içinde de hainler var. Fakat eğer büyük çoğunluğu oluşturan cahiller eğitilirse hainlerin gücü kalmaz. Fakat unutulmamalıdır ki, cehalet sadece ve sadece barış dilini kullanan özel insanların özel ve itinalı eğitimi ile sona erebilir. Cehalet sona erince, katliam yapmak, füze fırlatmak, intihar bombacısı olmak için ikna edilebilecek de kimse kalmayacaktır. Katliamlar ve bombalar mantığını yitirecektir. Saldırılar içinde yaşayan bir toplulukta barış dilini ayakta tutmak elbette özel bir erdem ve olgunluk gerektirir. Ama zor zamanlarda çözüm, daima zor olanın başarılması ile sağlanmıştır. Barış diliyle radikalleri eğitmek bir çözümdür. İnsanlar ister kabul etsinler ister etmesinler, bu YEGANE ÇÖZÜMDÜR. 
2013-05-01 18:30:00 

5 Nisan 2013 Cuma

MATERYALİZMİN YENİLGİSİ



BİLİM MATERYALİZMİ ÇÜRÜTMÜŞTÜR
Bugüne kadar, gelmiş geçmiş bütün din ahlakına karşı olan kişilere ve akımlara bakıldığında hemen hepsinin felsefi temelinde materyalist (maddeci) düşüncenin yattığı görülür. Bilindiği gibi materyalistler Yaratılış gerçeğini reddederler. Bunun yerine maddenin sonsuzdan beri var olduğu ve sonsuza kadar da mutlak bir varlık olarak kalacağı yanılgısını savunurlar. Diğer bir deyişle maddeyi ilahlaştırırlar. (Allah'ı tenzih ederiz) Materyalistlerin kendi kaynaklarında materyalizm (maddecilik) şöyle tarif edilir:

Materyalizm dünyanın ezeli ve ebediliğini (öncesiz ve sonrasızlığını), Tanrı tarafından yaratılmış olmadığını ve de zaman ve mekanda sonsuzluğunu kabul eder.1


Materyalizmin maddeyi bu derece putlaştırmasının nedeni, her ne olursa olsun Allah'ın varlığını kabul etmemektir. Çünkü madde mutlak değilse bir başlangıcı var demektir; bir başlangıcı varsa da yoktan var edilmiş, yani yaratılmış demektir. Nitekim 20. yüzyılın sonunda tüm bilim dünyasının vardığı ortak sonuç, maddenin mutlak olmadığı, bir başlangıcı olduğu gerçeğini doğrulamaktadır: Tüm evren yaklaşık 15 milyar yıl önce "sıfır" hacimdeki bir noktanın patlamasıyla yokluktan meydana gelmiş ve genişleyerek günümüzdeki şeklini almıştır. Büyük Patlama (Big Bang) adı verilen bu olayın doğruluğu, pek çok somut delil ve gözlemle, aynı zamanda teorik fizikçilerin hesaplamalarıyla da kanıtlanmıştır.

Bugün bilimin ulaştığı son nokta, Allah'ın Kuran'da bildirdiği ve İncil ve Tevrat'ta da haber verilen "evrenin yoktan var edildiği" gerçeğini doğrulamaktadır. Yine bununla birlikte çağdaş bilim, materyalizmi ve bunu esas alan ideolojileri her alanda yalanlamakta, materyalist görüşe sahip olanların maddeye dayalı dünyalarını yıkmakta, Yaratılış'a karşı yürüttükleri mücadelede onları yenik düşürmektedir.

Buna rağmen materyalistler, maddenin mutlak değil, yaratılmış olduğu gerçeğini bilimle çatışmak pahasına da olsa kabul edemezler. Çünkü bu gerçeği kabul etmek Allah'ın varlığını kabul etmelerini, Allah'a iman etmeleri ise din ahlakını kabul etmelerini ve yaşamalarını gerektirecektir. Din ahlakı ise herşeyden önce Allah'a kesin bir boyun eğmeyi ve teslimiyeti gerektirdiğinden, elbette ki böyle bir tutum, kibirlerine yenik düşmüş bu insanlara ağır gelecektir. Allah Kuran'da, gerçekleri gördükleri halde, kibirleri yüzünden gerçeklerden kaçanların durumunu şöyle bildirmektedir:

Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak. (Neml Suresi, 14)

Materyalistler, maddenin yanı sıra zamanın da mutlak olduğu, yani sonsuzdan gelip sonsuza gittiği yanılgısına inanırlar. Bu çarpık anlayışa dayanarak da kaderi, ahiret gününü, cenneti ve cehennemi reddetmeye çalışırlar. Oysa bugün modern bilim, maddenin olduğu gibi, maddenin bir türevi olan zamanın da maddeyle birlikte yokluktan var edildiğini ve zamanın da bir başlangıcı olduğunu ispatlamıştır. Aynı zamanda, zamanın izafi (göreceli-rölatif) bir kavram olduğu, materyalistlerin yüzyıllardır zannettikleri gibi değişmez ve sabit olmadığı, değişken bir algı biçimi olduğu da 20. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Zamanın ve mekanın izafiyeti Einstein'ın "Rölativite" teorisiyle kanıtlanmış ve bu gerçek bugünkü modern fiziğin temelini oluşturmuştur.


“Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır. Allah, her şeyi kuşatandır.”
(Nisa Suresi, 126)

Sonuç olarak, zaman ve mekan mutlak olmayan, başlangıçları olan, Allah'ın yoktan var ettiği kavramlardır. Zamanı ve mekanı yaratan Allah, elbette bu kavramlardan münezzehtir. Allah, zamanın her anını zamansızlıkta belirlemiş, tespit etmiş ve yaratmıştır. İşte materyalistlerin akıl erdiremedikleri "kader" gerçeğinin özü de buradadır.

Bizim için geçmişte yaşanmış ve gelecekte yaşanacak olan olayların tümü, zamandan münezzeh olan, zamanı yoktan var eden Yüce Allah'ın bilgisi ve hakimiyeti dahilindedir.

Kuran'da 1400 yıl önce bildirilen ve inananların gönülden inandıkları gerçekleri bugün modern bilim de doğrulamakta ve Kuran'ın Allah'ın sözü olduğuna şahitlik etmektedir. Asırlardır Allah'ın varlığını ve Yaratılış gerçeğini reddeden materyalist düşünce ise, dilinden düşürmediği ve her fırsatta arkasına sığınmaya çalıştığı bilim tarafından her alanda yalanlanmaktadır.