din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2013 Salı

Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek

Hz. Mehdi (as) döneminde kan akıtılmayacak, İslam ahlakı ilmi çalışmalarla tüm dünyaya hakim olacaktır

HZ. MEHDİ (AS) KAN AKITMAYACAKTIR

İnsanlar, balarılarının beyleri etrafından toplanması gibi, Hz. Mehdi (as)'ın çevresinde toplanırlar. DAHA ÖNCE ZULÜMLE DOLU OLAN DÜNYAYI, O ADALETLE DOLDURUR. ADALETİ O DENLİ OLUR Kİ, UYKUDA OLAN BİR KİMSE DAHİ UYANDIRILMAZ VE BİR DAMLA KAN BİLE AKITILMAZ. DÜNYA, ADETA ASR-I SAADET DEVRİNE GERİ DÖNER. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 29)
Hz. Mehdi (as), Peygamber (sav)'in yolunda gidecek, uyuyan kişiyi uyandırmayacak, KAN DA AKITILMAYACAKTIR.(Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 163)
(Hz. Mehdi (as)) Zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, NE DE BİR KİMSENİN BURNU KANAYACAKTIR.(El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 44)
Ona (Hz. Mehdi (as)'a) biat edenler, (Kabe civarındaki) rükun ve makam arasında biat ederler. Uyuyanı uyandırmaz, ASLA KAN DÖKMEZLER.(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)
KAP SU İLE DOLDUĞU GİBİ YERYÜZÜ BARIŞLA DOLACAKTIR. Hiçbir kimse arasında bir düşmanlık kalmayacaktır. Ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler muhakkak kaybolup gidecektir. (Sahih-i Müslim, 1/136)
... Cenab-ı Hak İslam'ı nasıl bizimle başlatmışsa onunla (Hz. Mehdi (as)) ile sona erdirecektir. Nasıl, bizimle onlar aralarındaki şirk ve adavetten (husumet ve düşmanlıktan) kurtulmuş ve kalplerine ülfet (dostluk) ve muhabbet (sevgi) yerleşmişse, Hz. Mehdi (as) gelişi ile yine öyle olacaktır. (Ahir Zaman Mehdisi'nin Alametleri, Celalettin Suyuti, s. 20)

HZ. MEHDİ (AS)'IN SİLAHI İMANDIR, SEVGİDİR

Hz. Mehdi (as) ve talebeleri dinsizliğin beynini, yani fikir sistemini Kuran'la, bilimle, fenle, akılla, imanla yenecekler. İnançta, fikirde galibiyet oluşacak ve batıl düşünce, dalalet, Darwinist, materyalist, ateist düşünce yok olup gidecek, inşaAllah.
Hz. Amr b. Avf'dan (r.a.) rivayet edilmiştir:
Rumlara ait Konstantiniyye tesbihle ve tekbirle Müslümanlarca fethedilmedikçe kıyamet kopmaz. (Ramuz-el-Ehadis, s. 478)
İmam Müslüm'in Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayet ettiği hadis-i şerifte Peygamber (sav) birgün sahabelerine hitaben:
… Bu mücahitler o beldeye gelip konakladıkları zaman silahla harp etmezler, ok da atmazlar. La ilahe illallahu ekber diyerek tekbir getirirler. Bu tekbir üzerine şehrin iki tarafındaki surlardan biri düşer. Sonra ikinci defa tekbir getirirler. Akabinde şehrin öbür tarafı da düşer. Sonra üçüncü kez tekbir getirecekler. Bunun üzerine İslam ordusu için surlardan gedikler açılacak, onlar da hemen buralardan şehre girerek fethedecekler. (İmam Şarani, Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 445-446)
Bu şehre gelindiğinde, Müslümanlar savaş yapmayacaklar. Sadece tekbir getirdiklerinde şehrin deniz tarafı düşecek, tekrar tekbir getirdiklerinde diğer tarafı düşecek. 3. kez tekbir getirdiklerinde de şehrin tamamı ellerine geçecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 30)
Hz. Mehdi (as) ve talebeleri Allah'ı anarak İstanbul'u ve dünyanın birçok şehrini manen, fikren, kültürel yönden fethedecek, manen Darwinizmi ve materyalizmi manen öldüreceklerdir. Kuran'daki bu ayette de Cenab-ı Allah fikren öldürmeye dikkat çekmektedir:
Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. ... (Enbiya Suresi, 18)

HZ. MEHDİ (AS) İSLAM AHLAKINI İLMİ ÇALIŞMALARLA HAKİM EDECEKTİR

Hadislerde bildirildiği gibi Hz. Mehdi (as) döneminde hiç kimsenin burnu kanamayacak, hiç kimse zarar görmeyecek, hatta uyuyan kişi dahi uyandırılmayacaktır. Bu da Hz. Mehdi (as)'ın fikri bir mücadele yürüteceğini göstermektedir. Hz. Mehdi (as), fikren din ahlakına uygun olmayan akım ve sistemleri susturacak, yaptığı ilmi çalışmalarla İslam ahlakını hakim edecektir.
(Hz. Mehdi (as)'ın) Zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)
Hz. Mehdi (as)... gayet sükunet içinde yürüyecektir. (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 173)
Hz. Mehdi (as), Peygamber (sav)'in yolunda gidecek, uyuyan kişiyi uyandırmayacak, kan da akıtmayacaktır. 
(Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 163)

HZ. MEHDİ (AS) TÜM DÜNYAYI MANEN FETHEDECEKTİR

Ebu Basir şöyle diyor, İmam Cafer Sadık (as)'a "Ey Resulullah'ın evladı! Siz Ehl-i Beyt'in Kâimi kimdir?" diye sorduğumda şöyle cevap verdi: ... HZ. MEHDİ (AS) DÜNYAYI FETHEDECEK, İsa b. Meryem (as) nazil olarak onun arkasında namaz kılacaktır.O ZAMAN YERYÜZÜ ALLAH'IN NURUYLA AYDINLANACAK, ALLAH'TAN  BAŞKASINA İBADET EDİLEN HER YER, ALLAH'A İBADET EDİLEN YERLER HALİNE GELECEK; MÜŞRİKLER İSTEMESE DE, DİN O GÜN SADECE ALLAH'IN DİNİ OLACAKTIR.(Bihar-ul Envar, c. 51, s. 146)
Hz. Peygamber (sav) Hz. Ali'ye (ra) şöyle buyurdu: "İlkleri sen ve SONLARI İSE ALLAH'IN TÜM DÜNYAYI FETHETMEYİ KENDİSİNE NASİP KILACAĞI HZ. MEHDİ (AS)'DIR.(Bihar-ul Envar, c. 52, s. 378)
HZ. MEHDİ (AS) DÜNYANIN DOĞU VE BATISINI FETHEDİP İSLAM'I (İslam ahlakını) DÜNYANIN DÖRT BİR YANINA EGEMEN KILACAKTIR... Allah Teala insanlara öyle bir güç verecek ki, herkes olduğu yerde onun sözlerini duyacak ve HZ. MEHDİ (AS) İSLAM'A HAYAT VERECEKTİR... (Bihar'ul-Envar, c. 52, s. 279 ve c. 53, s. 12 İkmal'ud- Din, c. 2, s. 367)
"Acele edenler helâk olur, (zuhur) (Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkışı) yakındır diyenler kurtulur, kalenin hisarları gibi yerde sabittir, HÜZÜNDEN SONRA MÜTHİŞ BİR FETİH GELECEKTİR.(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 229)

HZ. MEHDİ (AS) VE TALEBELERİ DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA İSLAM AHLAKINI HAKİM EDECEKLERDİR

Banu Amin, Muhammed el-Bekir'den ayette geçen DOĞRULAR hakkında şöyle naklediyor: "BUNLAR DÜNYANIN DOĞUSUNU VE BATISINI FETHEDECEK OLAN AHİR ZAMANDAKİ HZ. MEHDİ (AS)'IN ARKADAŞLARIDIR." (Şii Kuran Tefsircilerine Göre Kuran'da Mehdi, Ansariyan Yayınları, İran, sf:75, Ağustos 2008)
Mikdad b. Esved şöyle der:
Resulullah (sav)'in "Yeryüzünde İslam dininin girmediği toprak, çamurdan yapılmış bir ev ve (çölde) bir çadır kalmaz." buyurduğunu duydum. (Mecma-ul Beyan, Tevbe suresinin 33. ayetinin tefsirinde.)

HZ. MEHDİ (AS) DİN AHLAKINI HAKİM ETTİĞİNDE PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN SON PEYGAMBER OLDUĞUNU KABUL ETMEYEN HİÇ KİMSE KALMAYACAKTIR

İmam Bakır aleyhisselam'dan nakledilen başka bir hadiste şöyle geçer: BU GALEBE (GALİBİYET) VE ÜSTÜNLÜK AL-İ MUHAMMED'DEN OLAN HZ. MEHDİ (A.S.) KIYAM EDİNCE GERÇEKLEŞECEKTİR. ÖYLE Kİ, YERYÜZÜNDE HZ. MUHAMMED MUSTAFA'YI (ONUN PEYGAMBERLİĞİNİ) İKRAR ETMEYEN BİR KİMSE KALMAZ."(Tefsir-i Burhan, c. 2, s. 121.)

HZ. MEHDİ (AS)'IN, ''ÜZERİNDE ALLAH'IN ADININ YAZILDIĞI, SARI - BEYAZ BAYRAKLARI'' DÜNYANIN DÖRT BİR YANINI SARACAKTIR

Şöyle rivayet edilmiştir: "Şu muhakkak ki ahir zamanda mağrib memleketinin en uzak mevkiinden Hz. Mehdi (as) denilen bir zat çıkacak. Ve ön tarafında kırk mil mesafe olarak yardım yürüyecek. HZ. MEHDİ (AS)'IN BAYRAKLARI BEYAZ VE SARIDIR. İÇİNDE ÇİZGİLER BULUNUR. BAYRAKLARINDA ALLAH'IN İSM-İ AZAMI YAZILMIŞTIR. Onun bayrağı altındaki hiçbir birlik mağlup edilmez." (İmam Şarani, Ölüm Kıyamet Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri Muhtasaru, (Tezkireti'l Kurtubi), s. 438)
Hadiste ahir zamanda Hz. Mehdi (as)'ı insanlara tanıtacak özelliklerden birinin, Hz. Mehdi (as)'ın kullanacağı "sarı beyaz bayrakları" olduğu haber verilmiştir. Ayrıca "bu bayrakların içinde çizgiler olacağı ve üzerinde de Allah'ın adının anıldığı yazılar olacağı" da belirtilmiştir.
Hadisin anlatımından, bu özelliklerin, Hz. Mehdi (as)'ın insanlara İslam ahlakını tebliğ ettiği kitaplara işaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu kitaplar beyaz sayfalardan oluşacak, sarı altın rengi süsleri olacak ve kitabın içinde de yazılar ve bu yazıları içine alan kenar çerçeveleri olarak kullanılan kenar çizgileri, resimler ve şekiller bulunacaktır. Ve Yüce Allah'ın adı kitabın her yerinde yazılı olacak; Allah'ın Büyüklüğü ve Yüceliği bu kitaplarda çok detaylı olarak anlatılacaktır. Ayrıca hadiste 'bayrak' benzetmesiyle anlatıldığı gibi, bu kitaplar adeta bir ordunun bayrakları, sancakları gibi, ulaştığı her yeri manen fethetmiş olmasının bir alameti olarak, Hz. Mehdi (as)'ın manen, kültürel açıdan ve bilgi yönünden fethettiği; yani ateistliği mağlup ettiği her yerde bulunacaktır.
Hadiste "onun bayrağı altındaki hiçbir birlik mağlup edilemez" sözleriyle de, Hz. Mehdi (as)'ın bu eserler ulaştığı her yerde mağlup edilemez bir etki bırakarak, İslam ahlakının yeryüzünde hakim kılınmasına vesile olacağına işaret edilmiştir.

HZ. MEHDİ (AS)'IN İMANİ ESERLERİ, AHİR ZAMANDA İNSANLARIN HİDAYETİNE VESİLE OLACAKTIR

Ali b. Ebu Talib (as) şöyle buyuruyor: "Hz. Peygamber (sav) uzun bir vasiyetinde bana hitaben şöyle buyurdu:
"Ya Ali! İman açısından  halkın en hayret verici olanları ve yakin açısından da en büyük insanlar, ahir zamanda gelecek olan kimselerdir. Onlar Peygamber'i görmemiş ve imam da (Hz. Mehdi (as) da) onlardan gizlidir. BUNUNLA BİRLİKTE ONLAR BEYAZ SAYFALARA NAKIŞ OLUNMUŞ SİYAH HATLAR VASITASIYLA (YAZILI BELGELERLE) İMAN EDERLER."(Men La Yehzuruhu'l Fakih, c. 1, s. 269)
Ahir zamanda, beyaz sayfalara siyah harflerle kitapların basılacağı ve Hz. Mehdi (as)'ın talebelerinin de, Hz. Mehdi (as)'ın öncülüğünde hazırlanacak olan bu eserleri okuyacakları haber verilmiştir. Bilindiği gibi Hz. Mehdi (as)'ın talebeleri de, onun Hz. Mehdi (as) olduğundan emin olmayacaklar, ancak görülen alametlerden dolayı ona karşı bir hüsn-ü zan sahibi olacaklardır.

HZ. MEHDİ (AS), ALLAH'IN VARLIĞINI, YARATILIŞI, KAİNATI, KURAN'I, AHİR ZAMANI ÇOK GÜÇLÜ  DELİLLERLE ANLATACAKTIR VE KİMSE ONA KARŞI DELİL GETİREMEYECEKTİR

Hz. Mehdi (as), Allah'ın varlığını, kainatın ve Yaratılışın delillerini Kuran ayetleriyle açıklayacaktır. Ahir zaman olaylarını çok güçlü delillerle insanlara açıklayıp ispat edecek ve hiç kimse onun bu delillerine karşı koyamayacaktır.
Şeyh Tusi'nin Gaybet'i: "Hz. Mehdi (as)'ın hakimiyeti (otoritesi) Allah'ın tüm yarattıkları hakkındaki delillerindedir; bunlar öyle çoktur ki, onun (Hz. Mehdi (as)'ın) delilleri bütün insanlar üzerinde galip gelecek (etkili olacak, hakim olacak) ve kimsenin ona karşı getirecek bir gerekçesi (nedeni) olmayacaktır."(Kitab-ül Gaybet, [Bihar-ul Envar, cilt 51], Ansariyan Yayıncılık, Derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 70)

HZ. MEHDİ (AS) DARWİNİZM VE MATERYALİZMLE YAPTIĞI FİKRİ MÜCADELESİNDE İNSANLARA YARATILIŞIN KANITLARINI GÖSTERECEK, TEBLİĞİNDE İSE KURAN AYETLERİNİ VE PEYGAMBERİMİZ (SAV)'DEN RİVAYET EDİLEN SAHİH HADİSLERİ DELİL OLARAK SUNACAKTIR

Kaim (Hz. Mehdi (as)) daha sonra sizin içinizde gerçeklerle çıkacak; Size gerçekleri getirecek ve deliller ile hareket edecek... (El-Sahife El-Mehdiye'den Seçme Dualar, Seyyid Murtaza Müçtehidi Sistani, s. 65, Al-Bihar 51: 131)

HZ. MEHDİ (AS) İNSANLARA YARATILIŞ GERÇEĞİNİ FOSİLLERLE İSPAT EDECEKTİR

BİN YILDAN DAHA ESKİ İSKELET KEMİKLERİ, İMAM MEHDİ (AS) İLE KONUŞACAKLAR. (Mikyaal al-Makaarem, c. 1, s. 223-224)
Hadiste verilen bilgi, Hz. Mehdi (as)'ın fosillerle ilgileneceğini, Yaratılış gerçeğini fosillerle ispat edeceğini, bu eski fosillerle inkarı ve dalaleti; dinsiz, materyalist ve Darwinist sistemi ortadan kaldıracağını göstermektedir.
Hz. Mehdi (as)'ın, materyalizmin ve Darwinizm'in geçersizliğini ispat ederken bin yıldan eski, yani milyonlarca yıllık fosilleri kullanacağı açıkça anlaşılmaktadır. Hadis, fosillerin adeta lisan-ı hal ile, "Hüccet Mehdi (as), biz Allah'tan bir deliliz; bizlerin evrim geçirmediğimizi, ilk yaratılıştan itibaren değişmeden aynısıyla kaldığımızı bizleri delil göstererek insanlara anlatabilirsin" diyeceklerine ve Hz. Mehdi (as)'ın da, yer altından çıkan fosiller yoluyla bu gerçeği resim, yazı, kitap, video film ve belgelerle insanlara anlatacağına işaret etmektedir.
Hz. Mehdi (as)'ın bir ismi de, "delil getiren" yani "Hüccet"tir. Hüccet Mehdi (as) ahir zamanda hüccet (delil) ile konuşacaktır. Allah ona bu imkanı verecek ve canlılara ait kemikler de Hz. Mehdi (as) için birer delil (hüccet) olacaktır. Hz. Mehdi (as) bu fosilleri, o devrin ateist, materyalist ve Darwinistlerinekarşı, reddi mümkün olmayan kesin birer delil olarak kullanacak ve bu yolla Darwinistleri mağlup edip dinsiz materyalist sistemi tamamen ortadan kaldıracaktır.
Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde, Hz. Mehdi (as)'ın birinci vazifesinin, "maddiyyun ve tabiyyun taunu"nu, yani Allah'ı inkar üzerine kurulmuş materyalizm ve Darwinizm fikrini yerle bir ederek tam olarak etkisiz hale getirmek olacağını belirtmiştir:
Ve onun (Hz. Mehdi (as)'ın) üç büyük vazifesi olacak: Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutiyle (tesiriyle) veMADDİYUN (materyalizm) VE TABİİYYUN (Darwinizm) TAUNU (salgınının), BEŞER İÇİNE İNTİŞAR ETMESİYLE(insanlar arasında yayılmasıyla), HERŞEYDEN EVVEL FELSEFEYİ VE MADDİYUN FİKRİNİ (Darwinist materyalist felsefeyi) TAM SUSTURACAK BİR TARZDA İMANI KURTARMAKTIR...(Emirdağ Lahikası, s. 259)

HZ. MEHDİ (AS), TÜM DÜNYANIN HİDAYETİNE VESİLE OLACAKTIR

Hz. Mehdi (as), HİDAYET MEŞALESİYLE ALEMDE DOLAŞIR VE SALİHLER GİBİ YAŞAR. (El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 281-282 ve 266 ve 300)
ALLAHPERESTLİK NEFSPERESTLİĞE ÇEVRİLDİKTEN SONRA HZ. MEHDİ (AS) GELECEK VE NEFSPERESTLİĞİ ALLAHPERESTLİĞE ÇEVİRECEK; KURAN, GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELERE UYDURULDUKTAN SONRA HZ. MEHDİ (AS) GELİP GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELERİ KURAN'A UYDURACAK... (Nehc-ül Belağa, Feyz'ül İslam baskısı, s. 424, 425)

HZ. MEHDİ (AS), İNSANLARIN KURAN AHLAKINI EN MÜKEMMEL ŞEKİLDE YAŞAMALARINA VESİLE OLACAKTIR

İmam Muhammed Bakır (as) da buyurmuştur ki: "Kaimimiz (HZ. MEHDİ (AS)) KIYAM EDİNCE kulların başına elini sürecek ve onların dağınık fikirlerini bir yere toplayacaktır. Onları bir hedefe doğru yöneltecek ve ONLARDA BEĞENİLMİŞ AHLAKI KEMAL HADDİNE ULAŞTIRACAKTIR."(Bihar-ul Envar, c. 52, s. 336)

HZ. MEHDİ (AS) DÜNYANIN HER YERİNİ GÜNEŞ GİBİ AYDINLATACAK, ONUN VESİLESİYLE TÜM "GAM VE ZULÜMLER" SON BULACAKTIR

HZ. MEHDİ (A.S.) BÜTÜN GAM VE ZULMETLERİ GİDERECEK GÜNEŞTİR. İhsanda bulunduğu zaman pek bereketli bir yağmurdur. (Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 188)

HZ. MEHDİ (AS), İNSANLARIN "GERÇEK VE DERİN SEVGİYİ" YAŞAMASINA VESİLE OLACAKTIR

Hz. Ali b. Ebi Talib (as) da şöyle buyuruyor: "Kâimimiz (Hz. Mehdi (as)) kıyam edince İNSANLARIN KALBİNDEKİ DÜŞMANLIK VE İHTİLAF SEBEPLERİNİ KÖKTEN KAZIYACAKTIR. Böylece genel bir asayiş ve emniyet meydana gelecektir." (Bihar-ul Envar, c. 52, s. 336)
Ebu Said Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: "...Daha sonra Allah Teala Ehl-i Beyti'mden birini (Hz. Mehdi (as)) zulümle dolan yeryüzünü adaletle doldurması için gönderecektir. GÖKYÜZÜ VE YERYÜZÜNÜN SAKİNLERİ ONDAN (HZ. MEHDİ (AS)'DAN) RAZI OLACAKLAR..." (El-Beyan, s. 72, Es-Sevaik-ul Muhrika, s. 161, Yenabi-ul Mevedde, c. 2, s. 177)
Hz. Mehdi (as) ile müjdelenin... ONDAN YER VE GÖK EHLİ RAZIDIR...(Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 13)
ONUN (HZ. MEHDİ (AS)) HİLAFETİNDEN (MANEVİ LİDERLİĞİNDEN) YER VE GÖK EHLİ, HATTA HAVADAKİ KUŞLAR BİLE RAZI OLACAKTIR.(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 26)
... O ZAMAN, YER VE GÖK EHLİ, BÜTÜN YABANİ HAYVANLAR, KUŞLAR, HATTA DENİZDEKİ BALIKLAR BİLE ONUN (Hz. Mehdi (as)'ın) HİLAFETİYLE (manevi liderliğiyle) SEVİNECEKLERDİR... (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 31)
Ebu Said Hudri Resulluh'dan rivayet ediyor: Hz. Mehdi (as)'ın izleyicileri ona sığınırlar, BAL ARILARININ KRALİÇE ARIYA SIĞINDIKLARI GİBİ (ONUN YANINDA GÜVEN VE HUZUR BULURLAR), o yeryüzünü adalet ve dürüstlükle dolduracaktır. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 30)

HZ. MEHDİ (AS), İNSANLARIN İMANINA VE ALLAH'TAN ÇOK KORKMALARINA VESİLE OLACAKTIR

Ebu'l Hicaf da Peygamberin (sav) üç defa şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir. "... (HZ. MEHDİ (AS)) KULLARIN KALBİNE ALLAH'A KULLUĞU YERLEŞTİRECEKTİR."(Bihar-ul Envar, c. 51, s. 74)

HZ. MEHDİ (AS), KURAN'IN DOĞRU YOLUNU VE PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN SÜNNET-İ SENİYYESİNİ İNSANLARA GÖSTERECEKTİR

Nechül Belağa'dan. İnananların Efendisi (sav) dedi ki: "Onlar yanlış yolları izleyerek ve yol gösterici gelenekleri terk ederek sağa ve sola gittiler... Ey insanlar, bu her vaadin gerçekleşeceği ve bilmediğiniz kişinin (HZ. MEHDİ (AS)) GELİŞİNİN YAKLAŞTIĞI ZAMANDIR. Dikkat edin, o zaman aramızdan çıkmış olan (HZ. MEHDİ (AS)), BU EN ZOR ZAMANLARDA AYDINLIK BİR IŞIKLA ONLARI AŞACAK..." (Kitab-ül Gaybet, Bihar-ul Envar, c. 51], Ansariyan Yayıncılık, Derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 186)
Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen bu hadiste, Hz. Mehdi (as)'ın gelişiyle birlikte insanlığın, onun Kuran'dan kaynaklanan nuru ve aklıyla aydınlanacağı; Hz. Mehdi (as)'ın Allah'ın doğru yolunu, Kuran'ın güzelliklerini ve Resulullah (sav)'in sünnet-i seniyyesini insanlara göstereceği bildirilmektedir.
(Peygamberimiz (sav)'den rivayet olunan bu hadisteki "AYDINLIK BİR IŞIKLA" şeklindeki ifade belki de Hz. Mehdi (as)'ın ve talebelerinin kullanacakları TELEVİZYON VE BİLGİSAYAR EKRANINA da işaret etmektedir.)

ALLAH HZ. MEHDİ (AS)'I VESİLE EDEREK, ASRI VE TÜM DÜNYAYI ETKİLEYECEK MÜKEMMEL KİTAPLAR HAZIRLATACAKTIR

Ebu Basir şöyle der, İmam Muhammed Bakır veya İmam Caferi Sadık aleyhisselam'dan naklen: "ONA (HZ. MEHDİ (AS)'A) İMAMETİ VEREN, ONA İLİM VE KİTAPLAR VERECEK VE ONU KENDİ BAŞINA BIRAKMAYACAK." (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 387)
Hz. Mehdi (as)'ın sürekli olarak Cenab-ı Allah'ın kontrolünde olacağı;  Allah'ın Hz. Mehdi (as)'ı vesile ederek çok etkili, asrı ve bütün dünyayı etkileyecek mükemmel kitaplar hazırlatacağı hadisten anlaşılmaktadır.

HZ. MEHDİ (AS)'IN VESİLESİYLE, HER YER ALLAH'A İBADET EDİLEN YERLER HALİNE GELECEKTİR

Ebu Basir şöyle diyor: İmam Cafer Sadık (as)'a "Ey Resulullah'ın evladı! Siz Ehl-i Beyt'in Kâimi kimdir?" diye sorduğumda şöyle cevap verdi: ... Hz. Mehdi (as) dünyayı fethedecek, İsa b. Meryem (as) nazil olarak onun arkasında namaz kılacaktır. O ZAMAN YERYÜZÜ ALLAH'IN NURUYLA AYDINLANACAK, ALLAH'TAN BAŞKASINA İBADET EDİLEN HER YER, ALLAH'A İBADET EDİLEN YERLER HALİNE GELECEK; MÜŞRİKLER İSTEMESE DE, DİN O GÜN SADECE ALLAH'IN DİNİ OLACAKTIR."(Bihar-ul Envar, c. 51, s. 146)

HZ. MEHDİ (AS), KURAN'I VE HADİSLERİ ÇOK İYİ ANLAYIP AÇIKLAYACAKTIR

İkmal-i Din:
Muhammed İbn-i Sinan'dan, Emir İbn-i Şamir'den, Cebir'den, Ebu Cafir (as)'dan rivayet edilmiştir:
"YÜCE ALLAH'IN KİTABI HAKKINDAKİ BİLGİSİ VE O'NUN ELÇİSİNİN (SAV) SÜNNETİ MEHDİMİZ (AS)'IN KALBİNDE BİR BİTKİNİN EN GÜZEL ŞEKİLDE BÜYÜYÜP YETİŞMESİ GİBİ GELİŞİR.(Kitab-ül Gaybet, [Bihar-ul Envar, cilt 51], Ansariyan Yayıncılık, derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 72)
Hz. Mehdi (as)'ın Kuran'ı ve hadisleri çok iyi anlayıp açıklayacağı Peygamberimiz (sav)'in hadisinde çok veciz bir şekilde haber verilmiştir.

15 Ağustos 2013 Perşembe

Darwinist Propagandanın Çürük Temelleri

Gen Aldatmacası

Evrimci medya yoluyla insanlara telkin edilen materyalist varsayımlardan biri, insan davranışlarının sadece genetik faktörlerin etkisiyle belirlendiği iddiasıdır. Bu iddianın savunucuları, insanın göz rengi gibi yapısal özelliklerinin yanı sıra, davranışlarının da genler tarafından belirlendiğini varsaymaktadırlar. Süregelen genetik çalışmaların medyada devamlı olarak bu bakış açısından yorumlanması, laboratuvar gerçeklerine aykırı, hurafe türünden birtakım düşüncelerin toplum tarafından bilimsel bilgi olduğu izlenimine yol açmıştır. Böylece "bizi insan yapan şey genlerimizle sınırlıdır" şeklinde özetlenebilecek olan "gen aldatmacası" doğmuştur.

Genler ve davranışlar arasında bağlantı iddiaları geçersizdir

Gen aldatmacası, topluma sahnelenen yüzü ile perde arkasındaki gerçek karakteri açısından önemli bir tezat ortaya koymaktadır. Gazetelerini okuyan ve TV haberlerini izleyen insanlara, 'alkolizm geni', 'şizofreni geni', 'homoseksüellik geni' gibi hayali kavramların, bilimsel deneylerle ispatlanmış gerçekleri yansıttığı telkin edilir. Oysa bunlar, deneysel kanıtlarla doğrulanmış gerçekler olmaktan tamamen uzaktırlar. Bu iddiaların bilim dünyasında hiçbir kalıcılıkları bulunmamaktadır; ömürleri saman alevi gibidir. Bunları reklam amacıyla abartan gazetelerin manşetlerinde parladıktan kısa bir süre sonra söner giderler.
Evrimci bilim dergisi Science'da bu konuyla ilgili olarak yayınlanan Genler ve Davranış başlıklı makalede şunlar ifade edilmektedir:
"Bilim adamları belli genlerin veya kromozom bölgelerinin davranış özellikleriyle bağlantılı olduğunu tekrar tekrar iddia ettiler ama elde ettikleri bulgulara [başka çalışmalarda] yeniden ulaşılamaması üzerine bunları geri çekmek durumunda kaldılar... Bu iddiaların hepsi büyük coşkuyla ilan edildi; hepsi popüler medyada sorgusuz sualsiz selamlandı ama hepsi artık itibardan düşmüş durumda."1

Genlerin insanı insan yapan bir niteliği yoktur

İnsanı insan yapan özelliği, üstün bir akıl sahibi olmasıdır. Genlerin ise bu özelliği meydana getirici hiçbir gücü bulunmamaktadır. Genler; DNA'da bulunan ve adenin, guanin, sitozin ve timin gibi moleküllerden meydana gelen zincirlerdir. Bu moleküller, düşünemeyen, hissedemeyen varlıklardır. İnsan aklının bu genlerden kaynaklandığı inancı tamamen akıl dışıdır ve hiçbir bilimsel dayanağa sahip değildir. Nature dergisinde yayınlanmış olan bir kitap tanıtımında konuyla ilgili olarak şu ifadelere yer verilmiştir:
"... Genlerin nasıl akıl ürettiğini açıklayabilir miyiz? … Bu kitaba göre genler beyni inşa ediyor. Ve bu beyinler esnek olmak ve öğrenmek için tasarlanmışlar. Ancak genlerden sıçrayarak akla gelmek dolaylı bir açıklama. Bu soru şu anda cevaplanamamakta ve bu cevabın nereden geleceği de tam olarak belli değil".2
Dolayısıyla insanın karakter özelliklerinin sadece genlerden kaynaklandığı inancı da bilimsel olarak dayanaksızdır. Science makalesinde bu gerçek şöyle ifade edilmektedir:
"Genler ve çevre arasındaki etkileşim, popüler medyada 'kavgacılık genleri', 'zeka genleri' gibi kavramlarla yaygınlaştırılmış halinden çok daha karmaşıktır... Genlerin etkisini gösteren veriler, aynı zamanda genetik olmayan faktörlerin de son derece etkili olduğuna işaret etmektedir".3
Gen aldatmacası ile ilgili bir çelişki de insanın gen sayısında ortaya çıkmaktadır. "İnsan Genomu Projesi"nde tespit edildiği kadarıyla, insanların sadece 30.000 kadar geni bulunmaktadır ve bu sayı solucandaki gen sayısının ancak üçte birine denk gelmektedir. Eğer tüm insan özellikleri birer genden ortaya çıkıyorsa o zaman insanla solucan arasındaki ansiklopedileri dolduracak kadar fazla farklılık, bu kadar az sayıda genle nasıl açıklanabilir? Elbette açıklanamaz. Celera Genomics'in yöneticisi ve ünlü genetikçi Craig Venter da 'Genler bizi biz yapan şeylerin tümünü açıklamaz" diyerek bu gerçeği kabul eder.4

Davranış ve genler arasında bağlantı kuran çalışmalar bilimsel olarak güvenilmezdir

insan davranışlarının kaynağı, genler
BU DNA'DIR
İnsan davranışları, moleküler olayların sonucu değildir. İnsanın kişiliği, madde üstü bir kavramdır. İnsanın davranışlarının kaynağı, Allah'ın kendisine kazandırdığı vicdan ve nefistir.
Genler ve davranışlar arasında bağlantı iddiaları, bilim adamlarının, topladıkları verileri kendi ön yargıları doğrultusunda "derleyip düzenleyerek" intiba oluşturma çabalarından ibarettir.
Örneğin bir araştırmacı, insan davranışlarının gezegenlerin hareketlerinden kaynaklandığına dair saçma bir inanç besliyorsa, birtakım insanları test edebilir ve Satürn ve Jüpiter'in konum haritalarına bakarak gezegenlerin konumuyla bu kişilerin davranış özellikleri arasında paralellikler olup olmadığını araştırabilir. Bunların sonucunda "Satürn kavgacılık gezegenidir", "Jüpiter yeniliklere açık olma gezegenidir" türünden iddialarla ortaya çıkabilir. Ancak yaptığı bu ölçüm ve ilişkilendirmeler, gezegenlerin insan davranışlarını belirlediğini kanıtlamayacaktır.
Ayrıca insan davranışları son derece komplekstir ve bunların en gelişmiş psikolojik testlerle dahi ölçülmesi neredeyse imkansızdır. New Scientist dergisinde Karen Schimidt imzasıyla yayınlanan makalede bu konuyla ilgili olarak şunlar yazmaktadır:
"Davranış, göz rengi gibi kalıtsal özelliklerin aksine, bilimsel olarak tanımlanması ve ölçülmesi zor bir şeydir. Birçok davranışsal özellik birbirinden az derecelerle çeşitlilik gösterir -insanlar çok utangaç, çok sosyal olabilir, ama aynı zamanda bunun ikisi arasında bir yerde de olabilir. Ve bu çeşitliliklerin en gelişmiş psikolojik testlerle dahi ölçülmesi neredeyse imkansızdır".5
Davranışın ölçümü neredeyse imkansız ise, bunun genlerle bilimsel olarak sağlam temellerde ilişkilendirilmesi 'tümüyle' imkansızdır. Çünkü genler binlerce sayıdadır ve üstelik birbirleriyle kompleks bir etkileşim içindedirler. Genler üzerinde var olan bilgi, kodladıkları proteinin aminoasit dizilim bilgisinden ibarettir. Hiçbir genin üzerinde hangi davranışı kontrol ettiği yazmamaktadır. Durum böyleyken "A davranışı X geni tarafından kontrol edilmektedir" gibi yaklaşımların herhangi gerçekçi bir zemine oturtulamayacağı açıktır.

Sonuç:

Saint Michael College Psikoloji Bölümü araştırmacıları Stanton Peele, Morristown, NJ ve Richard DeGrandpre'nin de belirttiği gibi: "Genetik araştırma, bilimin elbisesini giymiş olsa da, [Gen aldatmacasıyla ilgili] bu başlıkların çoğu gerçek değil, reklam amaçlı abartılardır".6
İnsanı adeta "genlerinin etkisinde bir kukla" olarak tasvir eden bu bilim dışı yaklaşım, materyalizmin toplum için ne kadar yıkıcı olabileceği konusunda bir uyarı olarak alınmalıdır. Çünkü 'alkolizm geni', 'şizofreni geni', 'homoseksüellik geni' gibi uydurma kavramlar insanlara olumsuz yönde telkin yapar. Kendine ve çevresine davranışlarıyla zarar veren birisi, "Ben bundan kurtulamam, bunu bana genlerim yaptırıyor" şeklinde bir yanılgıya kapılabilir. İnsanların "genetik homoseksüeller, genetik hırsızlar, genetik şizofrenler" olarak nitelendirilmesi ayrımcılığa da yol açar.
Moleküllerin insan davranışlarını meydana getirdiğine inanmak, insanların eski çağlarda mutluluk, bereket vs. için taştan tahtadan oyma putlar önünde eğilip kalkmasından farksızdır. İnsanın kişiliği, madde üstü bir kavramdır. Ve davranışlarının kaynağı, Allah'ın kendisine kazandırdığı vicdan ve nefsidir. Vicdanına göre hareket eden kişi doğru yoldadır.
Nefsine uyarak kontrolsüzce davranan ise, her türlü sapkınlığı yapmaya açıktır. İnsanın kötülüklerden uzaklaşması ancak, Allah'a samimi yakınlığı ile mümkün olabilir. Genlerinin bir kişiyi "kötü bir insan" yapması mümkün değildir. İnsanı kötü ve zararlı yapan, yalnızca o kişinin kendi kararı ve isteğidir.
Yüce Allah Şems Suresi'ndeki ayetlerde şöyle buyurmaktadır:
Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır. (Şems Suresi, 7-10)

5 Nisan 2013 Cuma

MATERYALİZMİN YENİLGİSİ



BİLİM MATERYALİZMİ ÇÜRÜTMÜŞTÜR
Bugüne kadar, gelmiş geçmiş bütün din ahlakına karşı olan kişilere ve akımlara bakıldığında hemen hepsinin felsefi temelinde materyalist (maddeci) düşüncenin yattığı görülür. Bilindiği gibi materyalistler Yaratılış gerçeğini reddederler. Bunun yerine maddenin sonsuzdan beri var olduğu ve sonsuza kadar da mutlak bir varlık olarak kalacağı yanılgısını savunurlar. Diğer bir deyişle maddeyi ilahlaştırırlar. (Allah'ı tenzih ederiz) Materyalistlerin kendi kaynaklarında materyalizm (maddecilik) şöyle tarif edilir:

Materyalizm dünyanın ezeli ve ebediliğini (öncesiz ve sonrasızlığını), Tanrı tarafından yaratılmış olmadığını ve de zaman ve mekanda sonsuzluğunu kabul eder.1


Materyalizmin maddeyi bu derece putlaştırmasının nedeni, her ne olursa olsun Allah'ın varlığını kabul etmemektir. Çünkü madde mutlak değilse bir başlangıcı var demektir; bir başlangıcı varsa da yoktan var edilmiş, yani yaratılmış demektir. Nitekim 20. yüzyılın sonunda tüm bilim dünyasının vardığı ortak sonuç, maddenin mutlak olmadığı, bir başlangıcı olduğu gerçeğini doğrulamaktadır: Tüm evren yaklaşık 15 milyar yıl önce "sıfır" hacimdeki bir noktanın patlamasıyla yokluktan meydana gelmiş ve genişleyerek günümüzdeki şeklini almıştır. Büyük Patlama (Big Bang) adı verilen bu olayın doğruluğu, pek çok somut delil ve gözlemle, aynı zamanda teorik fizikçilerin hesaplamalarıyla da kanıtlanmıştır.

Bugün bilimin ulaştığı son nokta, Allah'ın Kuran'da bildirdiği ve İncil ve Tevrat'ta da haber verilen "evrenin yoktan var edildiği" gerçeğini doğrulamaktadır. Yine bununla birlikte çağdaş bilim, materyalizmi ve bunu esas alan ideolojileri her alanda yalanlamakta, materyalist görüşe sahip olanların maddeye dayalı dünyalarını yıkmakta, Yaratılış'a karşı yürüttükleri mücadelede onları yenik düşürmektedir.

Buna rağmen materyalistler, maddenin mutlak değil, yaratılmış olduğu gerçeğini bilimle çatışmak pahasına da olsa kabul edemezler. Çünkü bu gerçeği kabul etmek Allah'ın varlığını kabul etmelerini, Allah'a iman etmeleri ise din ahlakını kabul etmelerini ve yaşamalarını gerektirecektir. Din ahlakı ise herşeyden önce Allah'a kesin bir boyun eğmeyi ve teslimiyeti gerektirdiğinden, elbette ki böyle bir tutum, kibirlerine yenik düşmüş bu insanlara ağır gelecektir. Allah Kuran'da, gerçekleri gördükleri halde, kibirleri yüzünden gerçeklerden kaçanların durumunu şöyle bildirmektedir:

Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak. (Neml Suresi, 14)

Materyalistler, maddenin yanı sıra zamanın da mutlak olduğu, yani sonsuzdan gelip sonsuza gittiği yanılgısına inanırlar. Bu çarpık anlayışa dayanarak da kaderi, ahiret gününü, cenneti ve cehennemi reddetmeye çalışırlar. Oysa bugün modern bilim, maddenin olduğu gibi, maddenin bir türevi olan zamanın da maddeyle birlikte yokluktan var edildiğini ve zamanın da bir başlangıcı olduğunu ispatlamıştır. Aynı zamanda, zamanın izafi (göreceli-rölatif) bir kavram olduğu, materyalistlerin yüzyıllardır zannettikleri gibi değişmez ve sabit olmadığı, değişken bir algı biçimi olduğu da 20. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Zamanın ve mekanın izafiyeti Einstein'ın "Rölativite" teorisiyle kanıtlanmış ve bu gerçek bugünkü modern fiziğin temelini oluşturmuştur.


“Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır. Allah, her şeyi kuşatandır.”
(Nisa Suresi, 126)

Sonuç olarak, zaman ve mekan mutlak olmayan, başlangıçları olan, Allah'ın yoktan var ettiği kavramlardır. Zamanı ve mekanı yaratan Allah, elbette bu kavramlardan münezzehtir. Allah, zamanın her anını zamansızlıkta belirlemiş, tespit etmiş ve yaratmıştır. İşte materyalistlerin akıl erdiremedikleri "kader" gerçeğinin özü de buradadır.

Bizim için geçmişte yaşanmış ve gelecekte yaşanacak olan olayların tümü, zamandan münezzeh olan, zamanı yoktan var eden Yüce Allah'ın bilgisi ve hakimiyeti dahilindedir.

Kuran'da 1400 yıl önce bildirilen ve inananların gönülden inandıkları gerçekleri bugün modern bilim de doğrulamakta ve Kuran'ın Allah'ın sözü olduğuna şahitlik etmektedir. Asırlardır Allah'ın varlığını ve Yaratılış gerçeğini reddeden materyalist düşünce ise, dilinden düşürmediği ve her fırsatta arkasına sığınmaya çalıştığı bilim tarafından her alanda yalanlanmaktadır.

28 Mart 2013 Perşembe

Eşsiz Bir Mucize: Kristal Kar Taneleri


Eşsiz Bir Mucize: Kristal Kar Taneleri

Bir maddeyi oluşturan moleküller ve atomlar, en düzenli şekillerini katı haldeyken elde ederler. Birbirlerine bağlanarak meydana getirdikleri şekiller, üç boyutlu geometrik şekillerdir ve peşpeşe meydana getirdikleri prizmalardaki açıların belli oranları vardır. Bu oranda asla bir hata, bir sapma, bir değişiklik olmaz. Eğer bir maddenin 3 santimin milyonda biri kadarlık bir alanında bile, atomlar söz konusu mükemmel ve kusursuz geometrik düzenlemeye sahip iseler, bu madde kristaldir.
Bir kar tanesi küçük bir toz tanesi etrafında oluşmaya başlayan bir kristaldir. Büyüklüğü sadece birkaç mikron kadardır. Meydana gelen bu mikroskobik şekil altıgendir ve oluşan bu kristal, köşelerinden itibaren küçük kollar uzatarak gitgide gelişir. Hava soğudukça, ortam değiştikçe, kristal büyür, oluşan yapı üzerinde kılcal uzantılar oluşur. Kar tanelerini meydana getiren atomlar, birbirlerine gevşek bir bağ ile bağlanırlar. Bu durum kristallerin birbirlerine farklı şekillerde bağlanmalarına sebep olmaktadır. Bu farklılık o kadar büyüktür ki, yeryüzüne birbirinin aynısı olan bir çift kar tanesinin düşme ihtimali oldukça zordur.
Yeryüzüne sadece bir yıl içinde düşen kar tanelerinin sayısını bir düşünelim. Bunu tahmin edebilmemiz oldukça zordur. Sadece tek bir yağış sırasında tek bir alana düşen kar tanelerinin sayısını bile tahmin etmekte güçlük çekeriz. Her yıl yeryüzüne sayısı belirlenemeyecek kadar çok kar tanesi düşmektedir ve bunların tümü birbirlerinden farklı şekillere sahiptirler. Trilyonlarca minik taneye birbirinden farklı şekil verebilmemiz imkansızdır. Bu durumda, yine Allah'ın yarattığı mükemmel bir detayın, bir olağanüstülüğün sergilenmekte olduğu açıktır. Kainatın Yaratıcısı olan Allah için kuşkusuz birbirinden çeşitli kar tanelerini yaratmak çok kolaydır. Bu örnek, Allah'ın her şeyi çeşit çeşit yaratmaya kadir olduğunun, yeryüzünün her yanında olduğu gibi dilediği zaman mikroskobik detaylar üzerinde de mükemmel incelik ve zerafet sanatını insanlara tanıtacağının delilidir. Allah, bir zerafet, güzellik ve nimet olarak yağan kar tanelerinde Kendi detay sanatını sergileyerek kudretini ve yarattığı güzellikleri insanlara göstermektedir.
Allah bir ayetinde şöyle bildirmiştir:
Gerçekten, gece ile gündüzün art arda gelişinde ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde korkup-sakınan bir topluluk için elbette ayetler vardır. (Yunus Suresi, 6)
İnsana gösterilen Allah'ın delilleri çok fazladır. Bu delilleri görebilmek için insanın ön yargısız ve samimi şekilde Allah'a yönelmesi gerekir. Allah, insanın görüşünü, anlayışını ve takdir etme gücünü bu vesile ile kuvvetlendirebilir. Yoksa insan körleşir, kendisine verilmiş nimetlerin güzelliğini fark edemez ve bu nedenle ahirette hüsrana uğrayabilir. Böyle bir hüsran ile karşılaşmamak için, insana hazır olarak sunulan bu güzel nimetlerin gerçek sahibi olan Allah'a sürekli olarak kalpten yönelmek gerekmektedir.