mason etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mason etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2014 Pazartesi

Deniz Altındaki Muhteşem Dünya

Bölüm 2:
Canlılık İçin Özel Olarak Yaratılmış Dünya

ünlük şehir hayatında karşılaşmadığımız, sadece akvaryumlarda, belgesellerde görebildiğimiz rengarenk balıklar, mercanlar, denizatları, su kaplumbağaları, foklar, yunuslar, balinalar, köpek balıkları, ahtapotlar, ışıklı denizanaları, mürekkep balıkları, ıstakozlar, yengeçler, istiridyeler, denizyıldızları, karidesler, planktonlar, süngerler... Bu canlılar deniz altındaki hayatın çok küçük bir kesimini bize yansıtır. Bu canlıların her birinin yaşadığı ortam ise kendisine özeldir. Örneğin, ılıman iklim kuşağındaki denizlere ait bir balığı, kutuplara götürseniz hayatını devam ettiremez. Aynı şekilde mercanlara ait bir balık da soğuk sularda yaşayamaz. Ya da kıyılarda yaşayan bir balığı okyanus derinliklerine koyup yüksek basınç altında yaşamasını bekleyemezsiniz. Hatta yaşam koşullarındaki hassasiyeti anlamak için, böylesine keskin farklılıklara da gerek yoktur. Deniz canlılarının yaşadıkları ortamdaki en ufak ısı değişimi, mineral oranlarındaki oynamalar ya da ancak özel tespitlerle anlaşılan suyun asit-baz dengesi gibi farklılıklara dahi toleransları yoktur.
Okyanuslarda derinliğe bağlı olarak sıcaklık, basınç, besin maddelerinin yoğunluğu ve ışık oranı değişir. Deniz yüzeyinden tabanına doğru inildikçe bu koşullar ciddi farklılık gösterir. En derin noktası 11.000 metre, ortalama derinliği ise 5.000 metre olan okyanuslarda, 100 metrenin altına güneş ışığı ulaşmaz. Dolayısıyla buralarda fotosentez imkanı yoktur; yüksek bir basınç, 2-4°C gibi düşük bir sıcaklık ve sürekli karanlık vardır. Kıt besin kaynakları, üst tabakalardan yağan atıklar ve organik maddelerden oluşur. Tüm bu zor koşullara rağmen, okyanusların derinliklerinde çeşitli balıklar, birbirlerinden çok farklı omurgasız hayvanlar ve mikroorganizmalar yaşar. Her derinlik seviyesinde, ortamın koşullarına uygun yapı ve sistemlere sahip canlılar yaşamlarını sürdürürler. Bir ayette Yüce Allah şöyle buyurur:
Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın. Onun karar (yerleşik) yerini de ve geçici bulunduğu yeri de bilir. (Bunların) Tümü apaçık bir kitapta (yazılı)dır. (Hud Suresi, 6)
   
 
Big Bang adı verilen sıfır hacim sonsuz yoğunluktaki tek bir noktanın patlaması ile şu an evrendeki tüm mevcut sistemler tam olmaları gereken denge ve düzen içinde yoktan var olmuştur. Kainattaki bu muhteşem yaratılış, Yüce Rabbimiz'in sonsuz kudretini sergilemektedir.
 
   
Canlılığın oluşması için gerekli olan koşullara bakıldığında, sadece Dünya'nın böyle bir ortama olanak sağlayacak özelliklerde olduğu görülür. Yaşam için elverişli bu ortamı sağlamak içinse, saymakla bitirilemeyecek kadar koşul -Dünya'nın ısısı, eğikliği, Güneş'e olan uzaklığı, etrafındaki manyetik alanın varlığı, çevresindeki atmosferin Dünya'yı koruyacak niteliklere sahip olması vb.- aynı anda, kesintisiz gerçekleşmelidir. Burada unutulmaması gereken önemli bir diğer nokta da, bu şartların tümünün yaşam için gerekli tek alternatif olmalarıdır.

Tüm Evren Mükemmel Bir Dengeye Sahiptir

Denizlerdeki zengin çeşitliliği barındıran yaşama elverişli koşullar, Dünya'nın evrendeki istisnai konumunun sadece bir yönüdür. İç içe geçmiş sistemlerden, birbirine bağlı hassas dengelerden oluşan evren, canlılığın var olması ve devamı için gereken kusursuz bir uyum ve düzene sahiptir. Çağımızda elde edilen bulgular, Dünya'nın içindeki tüm detaylarla birlikte, sonsuz yoğunluktaki sıfır hacimli bir noktanın patlamasıyla, yokluktan var olduğunu göstermektedir. "Big Bang" olarak tanımlanan bu patlama sonucunda, mekanın sıfır olduğu bir noktadan, zamanın olmadığı bir an içinden trilyonlarca kilometre ile dahi ifade edemeyeceğimiz kadar uzun mesafeler, büyüklükler, hızlar, sıcaklıklar, hacimler belli bir düzen içinde, tam olmaları gereken miktarlarla var olmuşlardır. Yalnızca hızlar, büyüklükler ve sıcaklıklar değil, onlarla beraber, canlılığa elverişli mükemmel bir ortam ve muazzam çeşitlilikteki canlılar da yaratılmıştır. Evrende bu denli hassas dengeler üzerine kurulu bir düzenin olması, kuşkusuz evrenin var oluşundaki hiçbir aşamada tesadüflerin yerinin olamayacağının en büyük delillerindendir. Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir konu vardır: Bahsettiğimiz düzen, bir kayanın parçalanarak etrafa saçılması ve bu parçaların tesadüfen havada bir konum edinip binlerce yıl varlığını koruması gibi bir şey değildir. Burada yoktan bir yaratılış, patlamayla ortaya çıkan büyük bir düzen ve canlılık için özel olarak var olmuş sayısız koşullar söz konusudur. Evrenin, karmaşanın ve tesadüflerin ürünü olmadığını; ünlü bir kozmolog olan Martin Rees, bir evrimci olmasına karşın şu sözlerle dile getirmektedir:
Fizikçiler nereye bakarlarsa baksınlar, orada ince ayarın örneklerine tanık olurlar. 18
Günümüzde "ince ayar" (fine-tuning) kavramı ile ifade edilen bu şartlar, yeryüzünde canlılığın ne denli hassas bir dengeye bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Yüksek Enerji Fiziği alanında Nobel ödülü sahibi Prof. Steven Weinberg Scientific American dergisindeki bir yazısında şunları ifade etmektedir:
Doğa kanunları ve evrenin başlangıçtaki koşullarının bizim gözlemleyebildiğimiz canlıların var olmasını sağlayabilecek şekilde, son derece uygun olması ne kadar şaşırtıcıdır. Bildiğimiz gibi fiziksel değerlerin herhangi birindeki küçük bir değişiklik yaşamı olanaksız kılacaktır. 19
Ünlü yazar ve teorik fizik profesörü Paul Davies de Dünya'nın özel bir gezegen olduğunu ifade eden çok sayıdaki bilim adamından biridir:
Asıl muhteşem olay, Dünya'daki hayatın bıçak sırtındaki dengesi değil, tüm evrenin bıçak sırtındaki dengesidir ve doğal sabitlerinin küçücük bir değişimi tamamıyla bir karmaşaya neden olacaktır. 20
İngiliz astrofizikçi George Ellis ise sahip olduğu bilgilerden şu sonuca ulaşmaktadır:
Evrendeki kompleksliği meydana getiren kanunlarda hayret verici bir ince ayar görülmektedir. Evrende meydana gelen bu komplekslik karşısında "mucize" kelimesini kullanmamak çok güçtür. 21
İç içe geçmiş kompleks bir sistem olan evrende küçük sayılar, dereceler ve açılar canlılığın oluşumunda tahminlerimizin ötesinde önem taşırlar. Peki tüm bunlar bize neyi düşündürmelidir? Varlığımızı evrenin bir ucundaki olaylar bile etkileyebiliyorsa, evrende domino taşları gibi birbirini etkileyen dengeler zinciri varsa ve evren var olduğundan beri bu düzen büyük bir hassasiyetle korunuyorsa, bunun açıklaması kör tesadüfler olabilir mi? Elbette ki hayır... Çok açık bir gerçektir ki, değil bunu kabul etmek, böyle bir ihtimalin üzerinde durmak bile akıl ve mantık dışıdır. Evrendeki düzeni sağlamak için gereken tüm koşulların aynı anda olması ve bunların her an her dakika devam etmesi üstün bir Yaratıcı'nın varlığının apaçık delillerindendir. Bir ayette Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

Canlılık İçin Hazırlanmış Karışım: Deniz Suyu

Nasıl ki karada yaşayan canlılar için, havadaki gazların oranı hayati önem taşıyorsa, deniz altındaki canlılar için de suyun içeriğindeki maddeler önemlidir. Denizlerdeki canlılığın yaşam kaynağı olan deniz suyu, son derece özel bir karışımdır ve bu karışımın içeriğindeki oranlar neredeyse tüm Dünya'da aynıdır.22 Deniz suyu, çoğu çok az miktarlarda bulunan 72 kimyasal elementin bir karışımı şeklindedir ve bundan dolayı neredeyse "her şeyden oluşan seyrek çözelti" olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir ifadeyle deniz suyunda, doğada var olan tüm elementlerin neredeyse tamamı bulunmaktadır.23 Deniz suyunda en çok bulunan elementler, sırasıyla klorür (Cl), sodyum (Na), sülfür (S), magnezyum (Mg), kalsiyum (Ca) ve potasyumdur (K).24 Tüm minerallerin yüzde 90'ını oluşturan bu altı elementin dışında, bromin (Br) ve karbondan (C) başlayıp, altına (Au), iridyuma (Ir) ve hatta platinyuma (Pt) kadar çok çeşitli elementler mevcuttur. İster kutup denizlerinde, isterse tropik denizlerde olsun -tuzun yoğunluğu değişse de- içerdiği inorganik (karbon içermeyen) bileşiklerin birbirlerine oranları hemen hemen aynıdır.
   
 
1 kg deniz suyunda 35 gr tuz mevcuttur. Bu tuz miktarı, denizde canlılığın var olması için gereken en mükemmel orandır.
 
   
Diğer taraftan deniz suyundaki tuzun da son derece hassas bir ölçüsü vardır. Yapılan araştırmalarla deniz suyunun ortalama tuzluluk derecesinin, ağırlığa oranla %3.5 olduğu tespit edilmiştir.25 Bir kilogram tuzlu suda 34.7 gram mineral tuz mevcuttur.26 Bu, 1 mil (1.852 metre) suda yaklaşık 186 milyon ton tuzun var olduğu anlamına gelmektedir. Okyanuslardaki bu tuz miktarı ile kıtaların tamamı 152.300 metre kalınlığında bir tuz tabakasıyla kaplanabilirdi. Bu tuzluluğun nasıl oluştuğu ve oranının nasıl sabit kaldığı bilim adamlarının araştırma konusudur.27
Bu dengeyi sağlamanın zorluğunu, akvaryumlarda yaşatılmaya çalışılan balıklardan da anlamak mümkündür. Balık genel tanımıyla suda yaşayan bir canlıdır; ancak herhangi bir suda değil. Kendi türünün gerektirdiği ısı, ışık, besin dengesi sağlanmadığında, balığın canlılığını sürdürmesi mümkün olmaz. Bu nedenle akvaryumunuzda da denizlerdeki ekosistemin küçük bir modelini oluşturmanız gerekir. Suyun filtrelenmesi, çöplerin toplanması, besin kaynağının düzenli aralıklarla sağlanması gibi pek çok detay aynı anda düşünülmelidir. Ayrıca deniz akvaryumlarında kullanılacak tuzun hem doğru kimyasal bileşimde, hem de doğru miktarda olması gerekir. Örneğin tropik akvaryumlar için bu oran %3.3'tür: Bu da 1 litre suda yaklaşık 33 gram deniz tuzu demektir.
Denizlerdeki hassas ortamı anlamak açısından, akvaryumlardaki asitlik dengesi de bir ölçüdür. Tatlısu akvaryumlarının pH (asitlik) değeri 7.0-7.8 arasındayken, deniz akvaryumlarında bu değer 8.0-8.5 arasıdır. Suyun asitlik değeri yükseldikçe, sudaki amonyum (NH4) ve amonyak (NH3) arasından, çok daha zehirli olan amonyağın oranı da yükselir. Sudaki amonyak yoğunluğunun 0.01 mg/litrenin üzerine çıkması, balıklar da dahil deniz canlıları için ölümcüldür. Diğer bir deyişle, yüksek tuzlu suda amonyak birikimi, pH (asitlik) değeri, çok ciddiye alınması gereken bir tehdittir. Bu nedenle deniz akvaryumlarına, tatlısu akvaryumlarına göre daha az sayıda balık konabilir. Tatlısu akvaryumları için bu ölçü 1 cm balık boyu başına 1 litre su iken, deniz akvaryumları için bu oran 1 cm balık boyu başına 10 litre sudur.
Bu birkaç detayda görüldüğü gibi böylesine hassas bir ayarlamanın, yeryüzünün 3/4'ünü kaplayan sularda, tam olması gerektiği şekilde düzenlenmesi elbette ki kendi kendine mümkün değildir. Furkan Suresi'nin 2. ayetinde bildirildiği gibi Yüce Rabbimiz "... her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir."

Suyun Denizlerdeki Yaşamı Mümkün Kılan Özellikleri

Bilinen bütün gök cisimlerinin içinde yalnızca Dünya'da suyun bulunuyor olması, üstelik de canlılık için uygun niteliklere sahip olması son derece önemlidir. Güneş sistemindeki diğer gezegenlerden hiçbirinde yaşamın temel şartı olan su bulunmaz. Oysa Dünya yüzeyinin dörtte üçü suyla kaplıdır. Yeryüzündeki milyonlarca çeşit canlı su sayesinde hayatlarını sürdürür; yaşam için gerekli olan dengeler de suyun varlığı sayesinde devamlılığını korur.
Deniz yaşamı suyun ısısına da bağlıdır. Suyun geniş hacminden dolayı ısıyı çekme ve sabit tutabilme kapasitesi yüksektir. Bu sayede okyanuslardaki ve denizlerdeki büyük su kütleleri, Dünya'nın ısısının dengelenmesini sağlar.28 Okyanuslar güneş ışınlarını karadan daha az yansıtır, böylece karalardan daha fazla güneş enerjisi alır; ama bu ısıyı kendi içinde karalara göre daha dengeli biçimde dağıtırlar. Bu sayede okyanuslar daha sıcak olan ekvator bölgelerini serinleterek aşırı sıcak olmalarını, kutup bölgelerinin soğuk sularını da ısıtarak aşırı soğuyarak tamamen donmalarını engeller.
Suyun ısısındaki ani bir değişiklik tüm deniz yaşamını etkiler. Pek çok tropik ve arktik deniz canlısı kendileri için ısı bakımından öldürücü limitin en üst seviyesine yakın yaşarlar. Yavaş büyüyen tropik mercan resiflerinin sistemleri oldukça dar olan bir ısı aralığına bağımlıdır. Suyun normal ısısında sadece 2-4 °C artış bile olsa, deniz ekosisteminin büyük ölçüde ölümüne sebep olur.29 Örneğin 1967 Haziranı'nda, Porto Rico'nun batısındaki, içinde balıkların yoğun olarak yaşadığı lagünde sıcaklık 35 °C'ye çıktığında, tuz miktarı %0.43'e yükselmiş ve erimiş oksijen oranı azalmıştır. Bunun sonucunda balıklar, yengeçler ve karidesler, bu ani ısı artışıyla birlikte toplu olarak ölmüşlerdir.30
   
 
Denizlerde yaşamı mümkün kılan sayısız özellik, tuzlu sularda çok fazla canlının yaşamasına olanak vermektedir. Okyanuslar, her yıl elde edilen milyonlarca ton deniz mahsülü ile Dünya'nın zengin bir yiyecek kaynağıdır.31
 
   
Ayrıca Rabbimiz, suyun moleküler yapısını da, doğadaki son derece kompleks sistemin önemli bir parçası kılmıştır. Bilinen tüm sıvılar sıcaklıkları düştükçe büzüşür, hacim kaybederler. Böylece yoğunlukları artar ve soğuk olan kısımlar daha ağır hale gelir. Bu yüzden sıvı maddelerin katı halleri, sıvı hallerine göre daha ağırdır. Fakat su, bilinen tüm sıvıların aksine, belirli bir ısıya (+4°C'ye) düşene kadar büzüşür; sonra birden genleşmeye başlar. Donduğunda ise daha da genleşir. Bu nedenle suyun katı hali, sıvı halinden daha hafiftir. Bir başka deyişle "normal" fizik kurallarına göre buzun suyun dibine batması gerekirken, buz su üstünde yüzer. Buzun bu özelliği, Dünya üzerindeki denizler açısından çok önemlidir. Eğer buz suyun üzerinde yüzmese, Dünya üzerindeki suyun çok büyük bir bölümü tamamen donacak, göllerde ve denizlerde hiçbir yaşam kalmayacaktı.
nehir manzarası
Okyanus dibindeki sıcak su kaynaklarında, buzlarla kaplı denizlerde, güneş ışığının girmediği derinliklerde, asitli suların çıktığı yarıklarda sayısız canlı0 yaşamını sürdürebilmektedir. Böylesine zor koşullarda yaşayan canlıların var olabilmesi, Allah'ın bu canlıları bulundukları ortama uygun yapılarla yaratması sebebiyledir. Allah her canlının Yaratıcısı ve koruyucusudur.
Denizi de sizin emrinize veren O'dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs-eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittiğini görüyorsunuz. (Bütün bunlar) O'nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir. (Nahl Suresi, 14)
Ayrıca oksijen suda çözünen yapısıyla, suyun tüm derinliklerinde bulunur. Bu sayede yaşamın okyanusun en derin kısımlarında bile var olması mümkün olur. Suyun yüksek yoğunluğunun olması ise, deniz canlılarının yüzmelerine olanak tanır. Burada yalnızca birkaçına değinebildiğimiz suyun tüm fiziksel ve kimyasal özellikleri, bu sıvının canlılık için özel olarak yaratılmış olduğunu göstermektedir. Dünya dışında hiçbir gezegende böyle bir su kütlesinin olmaması elbette ki bir tesadüf değildir. İnsan yaşamı için özel olarak yaratılmış olan Dünya, yine özel olarak yaratılmış olan suyla canlanmaktadır. İnsanlar için sayısız nimeti yaratan, onların rahatlıkla yaşam sürmelerini sağlayan Yüce Rabbimiz, suyu da eşsiz bir sanat ve incelikle var etmiştir. Bir Kuran ayetinde şöyle bildirilmektedir:
Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz Biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz. (Müminun Suresi, 18)

20 Aralık 2013 Cuma

Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek

Hz. Mehdi (as) İslam aleminin ve tüm insanlığın kurtuluşu olacaktır

HZ. MEHDİ (AS) MÜSLÜMANLARI ÖZGÜRLÜKLERİNE KAVUŞTURACAK, ATEİST SİYONİSTLERİN VE ATEİST MASONLARIN ŞEYTANİ ÖRGÜTLENMELERİNİ ETKİSİZ HALE GETİRECEKTİR

Nechül Belağa'dan: İnananların Efendisi (sav) dedi ki: "... (HZ. MEHDİ (AS)), ESİRİ ÖZGÜRLÜĞE KAVUŞTURMAK, KÖLEYİ AZAD ETMEK ve YANLIŞ YÖNLENDİRİLMİŞ ULUSU DAĞITMAK VE DOĞRULUĞU İZLEYENLERİ BİRLEŞTİRMEK İÇİN erdem sahibinin örneklerini izleyecektir." (Kitab-ül Gaybet, [Bihar-ul Envar, c. 51], Ansariyan Yayıncılık, Derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 186)
Hz. Mehdi (as) kendi döneminde; İŞGAL EDİLEN ÇEŞİTLİ İSLAM ÜLKELERİNDE ESİR ALINIP HAPİSTE TUTULAN MÜSLÜMAN KARDEŞLERİNİ ÖZGÜRLÜKLERİNE KAVUŞTURACAKTIR. AYRICA ATEİST SİYONİSTLERİN VE ATEİST MASONLARIN OLUŞTURDUKLARI ŞEYTANİ ÖRGÜTLENMEYİ ETKİSİZ HALE GETİRECEKTİR.Hz. Mehdi (as), Allah'a yönelen, O'nun dosdoğru yolunda olanları Allah'ın izniyle biraraya getirecek; insanlar arasında huzur, barış ve güven ortamı sağlayacaktır.

MÜSLÜMANLARIN PARÇALANMIŞLIĞINI HZ. MEHDİ (AS) ORTADAN KALDIRACAK, İSLAM ALEMİNİ BİRLEŞTİRECEKTİR

Hz. Mehdi (as)'ın çıkacağı dönemin özelliklerinden biri de İslam aleminin bir ve bütün olmamasıdır. İslam aleminin parçalanmış olması, Müslüman toplumlar ve gruplar arasında ayrılıklar, anlaşmazlıklar, hatta çatışmalar olması Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametlerinden biridir. Hz. Mehdi zuhur ettiğinde bu dağınıklığı tam anlamıyla ortadan kaldıracak, Müslüman dünyasının birliğini sağlayacaktır. Tüm Müslümanlar, sevgiyle ve coşkuyla Hz. Mehdi (as)'ın etrafında birleşeceklerdir.
Amîre bint-i Nufeyl der ki: İmam Hüseyn aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu duydum: "SİZLER BİRBİRİNİZDEN BERÎ (UZAK) OLDUĞUNUZU SÖYLEMEDİKÇE, BİRBİRİNİZİN YÜZÜNE TÜKÜRMEDİKÇE, BİRBİRİNİZİ TEKFİR ETMEDİKÇE VE BİRBİRİNİZE LÂNET OKUMADIKÇA beklediğiniz (Hz. Mehdi (as)'ın zuhuru) vuku bulmayacaktır. Arzettim ki: Öyleyse o zamanda hiçbir hayr yoktur. Buyurdu ki: "Hayrın hepsi o zamandadır. Kâim'imiz (HZ. MEHDİ (AS)) KIYAM EDECEK (ZUHUR EDECEK) VE BUNLARIN HEPSİNİ ORTADAN KALDIRACAKTIR."(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 240)

HZ. MEHDİ (AS) TÜM MÜSLÜMANLAR ARASINDAKİ FİTNE, KARGAŞA VE BÖLÜNMEYİ KALDIRACAK, MÜSLÜMANLARI KARDEŞLER HALİNE GETİRECEKTİR

Nuaym b. Hammad ve Ebu Naim, Mekhul vesilesiyle Hz. Ali'den tahric ettiler. Dedi ki: Dedim "Ya Resulullah (sav) Hz. Mehdi (as) bizden, Al-i Muhammed'den mi, yoksa bizden değil mi?" Buyurdu ki: "Hayır, bilakis Bizdendir. Allah bu dini nasıl bizimle başlatmışsa O'nunla sona erdirecektir. Ve onlar bizimle nasıl şirkten kurtulmuşlarsa, Onunla da fitneden kurtulacaklardır. Allah bizimle, insanları nasıl müşrikçe düşmanlıktan kurtararak, onların kalplerine ülfet ve muhabbet yerleştirmiş ve din kardeşi yapmışsa, Hz. Mehdi (as) ile fitne adavetinden (kin, buğz, garez ve düşmanlıktan) kurtaracak ve kardeş yapacaktır."
Tabarani, Evsad'da Amr. b. Ali tariki ile Hz. Ali b. Ebi Talib'den tahric etti. Hz. Ali, Hz. Peygamber (sav)'e "Ya Resulullah Hz. Mehdi (as) bizden mi yoksa bizden değil mi?" diye sordu. Buyurdular ki: "Bilakis Bizdendir. Cenab-ı Hak İslam'ı nasıl bizimle başlatmışsa O'nunla sona erdirecektir. Nasıl, bizimle onlar, aralarındaki şirk ve düşmanlıktan kurtulmuş ve kalplerine ülfet ve muhabbet yerleşmişse, (Hz. Mehdi (as)'ın gelişi ile) yine öyle olacaktır.(Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Hz. Mehdisi'nin Alametleri, (Kitabül Burhan fi Alametil Hz. Mehdiyyil Muntazar), s. 23, Tercüme: Müşerref Gözcü - Kahraman Neşriyat)
Hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın bütün Müslümanlar arasındaki fitne ve bölünmeyi ortadan kaldıracağı; kalplerde ülfet ve muhabbet meydana getirerek tüm Müslümanların kardeşliğine vesile olacağı bildirilmiştir.

HZ. MEHDİ (AS), İNSANLARI DOSTLUĞA VE BİRLİK OLMAYA ÇAĞIRACAKTIR

HZ. MEHDİ (AS)'IN ZUHUR VE KIYAMINDA HER ŞEY DOSTLUK VE BERABERLİK OLACAKTIR...(El-İhtisas (Şeyh Müfid), s. 24)
(HZ. MEHDİ (AS) ZAMANINDA) KALPLERDEKİ KİNLER ATILACAK, HER YERİ HUZUR VE EMNİYET SARACAK.(Bihar'ül Envar, c. 10)

HZ. MEHDİ (AS) DEVRİNDE SAPKIN SİSTEMLER YIKILACAK

Naim ve Ebu Naim, Ebu Said'den tahric etti, O dedi Resulullah (sav) buyurdu: "Zamanın İNKİTAA UĞRADIĞI (SİSTEMLERİN DEĞİŞTİĞİ) BİR DÖNEMDE, Mehdi denen bir zat gelecek ve ihsanı bol ve güzel olacaktır." (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, s. 14)
Dünyanın her yanında rejimler değişti ve değişiyor. Ateist, Marksist, faşist, emperyalist sistemlerin tamamı yıkıldı. Bu durumun Hz. Mehdi (as)'ın zuhur edeceği yüzyılda olması Resulullah (sav)'in bir mucizesidir.

HZ. MEHDİ (AS) DÜNYAYI KÖTÜLÜKLERDEN VE ZALİM FELSEFELERDEN KURTARACAK, İNSANLAR ARASINDA SEVGİ VE BARIŞI HAKİM KILACAKTIR

Müminlerin Emiri (sav) öğütlerinde bize şu müjdeyi verdi ki; dünya kötülerden arınacak ve ıslah olacak, zalim hükümdara karşı savaş (fikri mücadele) sekiz ay sürecek sonra sevgi ve barış hakim olacak.(El-Sahife El-Mehdiye'den Seçme Dualar, Seyyid Murtaza Müçtehidi Sistani, s. 69)
Hz. Mehdi (as)'ın üç büyük görevinden biri olan Darwinizm ve materyalizm ile yaptığı fikri mücadele sonucunda dünya üzerinde bu felsefelerin ürünü olan zalimlik, acımasızlık, sevgisizlik gibi insan fıtratına aykırı uygulamalar son bulacaktır. Ülkeleri ve insanları din ahlakını yaşamaktan, birbirlerini sevmekten, merhamet duymaktan, birbirleriyle iyi geçinmekten, birbirlerine din ahlakına uygun güzel davranışlarda bulunmaktan alıkoyan akımlar son bulacaktır. İnsanları materyalist, Allah inancı olmayan, manevi değerlerini yitirmiş, dejenere bir hayat yaşamaya iten bu felsefeler ve bunların uygulamacıları Hz. Mehdi (as)'ın vesilesiyle fikren etkisiz hale geleceklerdir. Dünya üzerinde büyük bir sevgi ve barış ortamı yaşanacak, ülkeler ve insanlar arasında derin bir dostluk, yardımlaşma, birlik ve beraberlik ruhu hakim olacaktır.

HZ. MEHDİ (AS), İNSANLARIN TÜM SORUNLARINA ÇÖZÜM OLACAKTIR, HERKESİN YARDIMINA KOŞACAKTIR

HZ. MEHDİ (AS) İMDADA GELEN VE FERYADRESDİR (FERYAD EDENİN YARDIMINA KOŞAN, YARDIM EDENDİR).ALLAH, ONU DÜNYADAKİ İNSANLARIN İMDADINA YETİŞMESİ İÇİN GÖNDERECEKTİR...(El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 264, 275, 277, 285, 287, 288, 311, 318, c. 2, s. 11)

ALLAH HZ. MEHDİ (AS)'I VESİLE EDEREK, HEM ŞİDDETİ HEM DE ŞİDDETİN FELSEFESİNİ YOK EDECEKTİR

Şeyh Tusi'nin Gaybet'i: "Sonra Hz. Mehdi (as)'ın yükselişi olacak... ALLAH ONUN (HZ. MEHDİ (AS)'IN) VASITASIYLA YALANLARI ORTADAN KALDIRACAKTIR. ONUN (HZ. MEHDİ (AS)) VASITASIYLA, ŞİDDETİ ORTADAN KALDIRACAKTIR. O (Hz. Mehdi (as)) boyunlarınızdaki esaret ayıbını kaldıracaktır." (Kitab-ül Gaybet, [Bihar-ul Envar, cilt 51], Ansariyan Yayıncılık, Derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 132)

HZ. MEHDİ (AS) ZAMANINDA ZALİMLERİN HAKİMİYETİ SONA ERECEKTİR

HZ. MEHDİ (AS)'IN HÜKÜMRANLIĞI ZAMANINDA ZALİMLERİN VE MÜSTEKBİRLERİN HÜKÜMRANLIĞI, MÜNAFIKLARIN VE HAİNLERİN SİYASİ NÜFUZU NABUD (YOK) OLACAKTIR (SON BULACAKTIR).(El-Mehdiyy-il Mev'ud, c. 1, s. 252)

17 Aralık 2013 Salı

Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek

Hz. Mehdi (as)'a biat edilmesi

HZ. MEHDİ (AS)'IN ORTAYA ÇIKACAĞI DÖNEMDE MÜSLÜMANLARIN BİR MANEVİ LİDERİ OLMAYACAKTIR

İNSANLAR BAŞLARINDA BİR İMAM (HALİFE) (Müslümanların manevi lideri) BULUNMAKSIZIN HAC EDERLER...(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.35)
Hasan bin Münzir'in Zürare'den naklettiğine göre İmam Caferi Sadık aleyhisselam sonunda şöyle buyurdu: "Vallahi sonunda sahibiniz mutlaka zuhur edecek ve BOYNUNDA HİÇ KİMSENİN BİATI OLMAYACAK."(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s.402)
Ebu Said Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: "Ahir zamanda sultanlar tarafından ümmetime şiddetli bir bela gelecektir. Öyle bir bela ki, ondan daha şiddetlisi duyulmamıştır. Öyleki, geniş yeryüzü onlara dar gelecek ve zulümle dolacaktır.MÜMİNLER BU ZULÜMDEN KURTULMAK İÇİN BİR SIĞINAK VE BİR KURTARICI BULAMAYACAKLAR..."(El-Beyan, s. 72, Es-Sevaik-ul Muhrika, s. 161, Yenabi-ul Mevedde, c. 2, s. 177)
ONUN (Hz. Mehdi (as)'ın) ÇIKACAĞI YIL, İNSANLAR HACCA, BAŞLARINDA BİR EMİR (HALİFE) (Müslümanların manevi lideri) BULUNMADAN GİDECEKLER...(Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, Kıyamet Alametleri, Pamuk Yayınları, s. 168-169)
İbrahim bin Ömer-i Yemâni der ki: İmam Ebu Abdullah aleyhisselam şöyle buyurdu: "Kâim (Hz. Mehdi (as)) kıyam ettiğinde,BOYNUNDA HİÇ KİMSENİN BİATI OLMADAN ZUHUR EDECEKTİR." (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 218-219)
...Arkasında İsa bin Meryem'in namaz kılacağı Kaim (Hz. Mehdi (as)) dışında biz Ehli Beyt'ten olan hepimizin boynunda zamanın tağutunun (Allah'ın hükmünü tanımayan her varlık, güç, şeytan) biatı olacağını (Hz. Mehdi (as) döneminde dinsizliğin hakim olacağını, hemen herkesin bu sisteme bağlı olacağını) bilmiyor musunuz? Yüce Allah onun velâdetini (zuhurunu) gizleyecek ve şahsını saklayacaktır. BÖYLECE O (Hz. Mehdi (as)), ZUHUR ETTİĞİNDE KİMSENİN BİATI ONUN BOYNUNDA OLMAYACAKTIR... (Kemal'üd-Din, c. 1, s. 305)
Hişam bin Sâlim der ki: İmam Ebu Abdullah aleyhisselam şöyle buyurdu: "Kaim (Hz. Mehdi (as)) kıyam ettiğinde ONUN BOYNUNDA HİÇ KİMSENİN MİSAKI, AHDİ VE BİATI OLMAYACAKTIR."(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 219)

HZ. MEHDİ (AS) MEHDİLİK İDDİALARINI KABUL ETMEYECEK; KENDİSİNE İSTEMEDİĞİ HALDE BİAT EDİLECEKTİR

Hadis-i şeriflerde Hz. Mehdi (as)'a biatın kendisi istemediği halde yapılacağı bildirilmektedir. Bu da gösteriyor ki Hz. Mehdi (as), kendisini hiçbir zaman Hz. Mehdi (as) olarak ilan etmeyecektir. Hatta insanlar ona gelip "alametler sende mevcut, sen Hz. Mehdi (as)'sın" dedikleri halde o yine reddedecektir. Hz. Mehdi (as)'a sık sık "Alametler sende mevcut " diyerek Hz. Mehdi (as) olduğu iddiası getirilecektir, fakat o, ısrarla söylenen bu iddiayı kabul etmeyecektir. Ancak "ölümle tehdit" edildikten sonra, insanların kendisine biat etmesini kabul edecektir.
İnsanlar nihayet Hz. Mehdi (as)'a gelirler ve Rükun ile Makam arasında, kendisi istemediği halde ona biat edeler. "Eğer kabul etmezsen, boynunu vururuz" derler. Yer ve gök ehli ondan razı olur. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Kahraman Neşriyat, s. 31)
Hz. Mehdi (as) ancak baskı ile başa geçmeye razı olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 48)
Halifenin ölümü anında ihtilaf olur. Medine halkından bir kişi koşarak Mekke'ye çıkar. Mekke halkından bir grup onu (Hz.Mehdi (as)'ı), istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar. Hacer-i Esved'le Makamı İbrahim arasında ona (Hz. Mehdi (as)'a) biat ederler. (Sünen-i Ebu Davud, 5/94; El-Kavlu'l Muhtasa Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 20)
... Ve sonra istemediği halde biatlarını kabul eder. Eğer siz ona yetişirseniz, ona biat ediniz. Çünkü o yerde de gökte de Hz. Mehdi (as)'dır. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Kahraman Neşriyat, s. 35)
... Onu tekrar Mekke'de bularak yine, "Sen falan oğlu falansın, annen de filan kızı filanedir, sende şu şu alametler vardır, birinci defa bizden kurtuldun uzat elini sana biat edelim" derler. Bunun üzerine o "Ben aradığınız değilim" der ve tekrar Medine'ye gider. Medine'de yine aranınca tekrar Mekke'ye döner. Mekke'de kendisini Rükunda bularak şöyle derler: "Eğer biatlarımızı kabul etmezsen, bizi aramakta olan ve başında Haddam'dan birisinin bulunduğu Süfyani ordusuna karşı korumazsan, günahlarımız senin üzerine ve kanlarımız da boynuna olsun" derler. Bunun üzerine Hz. Mehdi (as), Rükun ile Makam arasına oturur ve elini uzatarak biatları kabul eder. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 39-40)
Fitne içindeki insanlar kan akıtıldığı bir zamanda evinde oturmakta olan Hz. Mehdi (as)'a gelir ve "Bizim için kalk artık"der. O ise kabul etmez, ancak ölümle tehdit edildikten sonra onlar için kalkar. Ondan sonra artık kan dökülmez. (İbn Ebi Şeybe, c. VII, s. 531; Abdurrezzak H. 20771, c. XI, s. 372; Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 52,53)
Hz. Fatima'nın soyundan gelen Hz. Mehdi (as), Mekke'de meydana çıkarılır ve istemediği halde kendisine biat edilir.(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 52, 53)
SAHİPLERİ (HZ. MEHDİ) ÇEKİNİR VE NETİCEDE İSTEMEDİĞİ HALDE Ehli Bedir sayısınca insan ona, biat eder. 
(Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 34)
Kur'an-ı Kerim'de Yusuf Suresi'nde, Hz. Yusuf (as)'ın da kendi isteği olmaksızın bulunduğu ülkenin kralı tarafından doğruluğu, adaleti, bilgisi, güvenilirliği sayesinde başa getirildiği haber verilmektedir:
... Onunla konuştuğunda da (şöyle) dedi: "Sen bugün bizim yanımızda (artık) önemli bir yer sahibisin, güvenilir (bir danışman-yönetici)sin.  (Yusuf Suresi, 54)

HZ. MEHDİ (AS)'A NEREDE BİAT EDİLECEĞİ

Mekke'de kendisini Rükunda bularak şöyle derler: "Eğer biatlarımızı kabul etmezsen, bizi aramakta olan ve başında Haddam'dan birisinin bulunduğu Süfyani ordusuna karşı korumazsan, günahlarımız senin üzerine ve kanlarımız da boynuna olsun" derler.Bunun üzerine Hz. Mehdi (as), Rükun ile Makam arasına oturur ve elini uzatarak biatları kabul eder. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 39-40)
Rükun ile Makam arasında kendisine biat edilecektir. Hz. Mehdi (as) o kadar merhametli olacaktır ki, zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)
Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed'in  çıkmasını bekleyiniz,  inşaAllah-u Teala, bir münadi Hz. Mehdi (as)'ın ismi ile semadan nida edecek ki, Doğuda Batıda olan herkes bu sesi işitecek.  (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)
Günahsız insanlar katledildiği ve kardeşi de Mekke'de öldürüldüğü zaman semadan bir münadi, "Emriniz filandır. İşte bu yeryüzünü adaletle dolduracak olan Hz. Mehdi (as)'dir" diye nida eder.  (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, s. 35
Çok yaygın ve sona ermesi mümkün görülmeyen bir fitne çıkacak ve bu fitne semadan 3 kez "Emir Hz. Mehdi (as)'dir, gerçek odur" şeklindeki nidaya kadar sürecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Hz. Mehdi (as)yy-il Muntazar, s. 55)
Hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkışını gökyüzünden gelen bir sesin haber vereceğine, yani radyo ve televizyon kanalıyla tüm insanların bu müjdeli haberi duyacağına dikkat çekilmektedir. Bu sesin doğuda ve batıda herkese ulaşacağı bildirilmektedir. Hatta, her toplumun bu sesi kendi lisanında duyacağı haber verilmektedir:
Semadan arz ehline şamil olan bir ses ki, herkes onu kendi lisanı ile işitir.
(Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, s. 37)
Günümüzde haberler her ülkede, o ülkenin diline tercüme edilerek, radyo, televizyon ve internet aracılığıyla hemen herkese ulaştırılmaktadır. Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkışı da bu şekilde tüm insanlara ulaşacaktır.

MÜSLÜMANLARIN MANEVİ LİDERLİĞİ, HZ. MEHDİ (AS)'A EVİNDE OTURURKEN GELECEKTİR

Hz. Mehdi (as), bütün haramların helal sayıldığı, büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. HİLAFET (Müslümanların manevi liderliği), ONA EVİNDE OTURURKEN GELECEK ve devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)

HZ. MEHDİ (AS) ORTAYA ÇIKTIĞINDA, BÜTÜN İNSANLAR ONUN MANEVİ LİDERLİĞİ ALTINDA BİRLİK OLACAKTIR

Malik bin Zamra der ki, Emirülmüminin Ali aleyhisselam bana şöyle buyurdu: "... Hayrın çoğu o zamandadır ey Malik! O ZAMANDA KÂİM'İMİZ  (HZ. MEHDİ (AS)) KIYAM EDECEK ... SONRA ALLAH HERKESİ ONUN ETRAFINDA TOPLAYACAK.(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 242)
İman edenlerin Efendisi (sav) der ki: "... ALLAH SİZİN İÇİN, SİZİ BİRLEŞTİRECEK VE SİZİ DAĞINIKKEN BİRARAYA GETİRECEK BİRİNİ (HZ. MEHDİ (AS)'I) ÇIKARANA DEK... Beklerseniz, ödüllendirileceksiniz ve sizin haksızlığa uğratılmanızın intikamını alacak (Darwinizm'e, materyalizme ve ateizme ilmi zeminde gereken cevabı verecek) olanın ve haklarınızın kurtarıcısı olanın, o (Hz. Mehdi (as)) olduğunu kesinlikle anlayacaksınız..."(Kitab-ül Gaybet, [Bihar-ul Envar, c. 51], Ansariyan Yayıncılık, Derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 182)

14 Aralık 2013 Cumartesi

Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek

Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) birlikte ilmen mücadele edecek, Hz. İsa (as) da Hz. Mehdi (as)'a tabi olacaktır

HZ. İSA (AS), HZ. MEHDİ (AS)'A TABİ OLACAK VE HZ. MEHDİ (AS), NAMAZDA HZ. İSA (AS)'A İMAMLIK YAPACAKTIR

Naim Ebu Said'den tahric etti, dedi Resulullah (sav) buyurur: İsa b. Meryem'in arkasında namaz kılacağı kişi bizdendir (HZ. MEHDİ (AS)'DIR).  (Kitabül Burhan fi Alametil Mehdiyyil Muntazar, s. 78)
İbni Ebi Şeybe, Musannef'inde, İbni Şirin'den tahric etti. Dedi ki: Hz. Mehdi (as) bu ümmettendir ve Hz. İsa (as)'a imam olacaktır.  (Kitabül Burhan fi Alametil Mehdiyyil Muntazar, s. 79)
Nuaym b. Hammad, Abdullah b. Amr'dan tahric etti. Dedi ki: Hz. Mehdi (as), İsa İbni Meryem'in üzerine ineceği ve arkasında namaz kılacağı kimsedir.  (Kitabül Burhan fi Alametil Mehdiyyil Muntazar, s. 79)
Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre'den tahric etti. Buyurdu: Meryem oğlu İsa (as) aranıza indiğinde ve imamınız sizden (HZ. MEHDİ (AS)) olduğunda, bakalım ne yapar sınız?  (Kitabül Burhan fi Alametil Mehdiyyil Muntazar, s.79)

HZ. İSA (AS), HZ. MEHDİ (AS)'A YARDIMCI OLACAK, ONA BAĞLILIĞINI DİLE GETİRECEKTİR

Hz. İsa Peygamber (as) İMAM-I ZAMAN (HZ. MEHDİ (AS))'A YARDIMCI OLMAK, ONA BAĞLILIĞINI DİLE GETİRMEK VE ONUN ARDINDA NAMAZ KILMAZ İÇİN gökten inecektir. (Şeyh Sadık, Al-Amaali, Oturum 39, Sayfa181; İküd'dürer, s. 157 ve 230)

HZ. İSA (AS) İKİNCİ KEZ YERYÜZÜNE GELDİĞİNDE, ÜZERİNDE MÜHÜR BULUNAN KİTAPLARLA İSLAM AHLAKINI TEBLİĞ EDECEKTİR

Hz. İsa (as) onu (sandığı) alıp açacak ve içinde bir mühür, bin kitap bulacak, bu kitaplarla İslam'ı ihya edecek.(Risalet'ül Meşrep elverdi fi mezhebi bil Mehdi, Ali bin Sultan Muhammed-el Kari, s. 4 -Enis el-Cülesci kitabından)
Hadiste verilen bilgiden Hz. İsa (as)'ın, Peygamberimiz (sav)'in mührüyle mühürlenmiş kitapları hazır bulacağı, bu mükemmel eserlerle İslam'ı tebliğ edeceği anlaşılmaktadır.

HZ. İSA (AS) VE HZ. MEHDİ (AS), GÖRÜNÜŞ VE AHLAK OLARAK BİRBİRLERİNE ÇOK BENZEYECEKLERDİR

Abdullah bin Zamre, İbn-i Mâti-i Himyeri (Kâ'b-ul Ahbar)'den nakleder ki şöyle dedi: "... Kıyam edecek (Kâim) olan Hz. Mehdi (as), Ali'nin soyundandır. O (Hz. Mehdi (as)) bu yeryüzünü, yeryüzünden başka bir hale getirecektir. Kâim (Hz. Mehdi (as)), Ali'nin neslindendir. (Seyyittir) HAYIRDA, GÖRÜNÜŞTE VE AHLAKTA EN ÇOK HZ. İSA (AS)'A BENZEYEN ODUR (HZ. MEHDİ (AS)'DIR). Allah peygamberlere verdiği (azameti) ona da verecektir. Ona faziletler ve ziynet verecektir..." (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 169)

HZ. İSA (AS), HZ. MEHDİ (AS) ZAMANINDA MÜSLÜMAN OLARAK YERYÜZÜNE İNECEKTİR

Hz. İsa (as) Peygamber Efendimiz (sav)'e ümmet olmak için inecektir. Hakiki İncil'de Muhammed aleyhisselamın üstünlüklerini gören HAZRET-İ İSA, ONUN ÜMMETİNDEN OLMAK İÇİN ÇOK YALVARDI, DUA ETTİ VE DUASI KABUL EDİLDİ.Allahü Teâlâ, onu diri olarak göğe yükseltti. Kıyamete yakın, Muhammed aleyhisselamın ümmeti olmak için yeryüzüne inecek, onun dinine uyacak ve onu yayacak, Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi tahrif olmuş dinleri İslam dinine çevirecektir. (Herkese Lazım Olan İman, Ebü'l-Baha Ziyaeddin Mevlana Halid b. Ahmed Halid-i Bağdadi, 1242/1827 ; Trc: Kemahlı Feyzullah Efendi, 6. bsk., İstanbul, İhlas Yayınları, 1989)
HZ. İSÂ (AS), İNCİL'DE, BU ÜMMETİN ÖVGÜ DOLU SIFATLARINI GÖRDÜĞÜNDE, ONLARDAN EYLEMESİ İÇİN ALLAH'A DUÂ ETMİŞ, ALLAH DA ONUN DUÂSINI KABUL ETMİŞTİR. Günü geldiğinde müceddid olarak yeryüzüne inmesi bunun içindir. (Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Feza Gazetecilik, 1996, 14/74)

HZ. MEHDİ (AS), HZ. İSA (AS)'IN DA İMAMI OLACAKTIR

Resulullah (sav) Efendimiz Saadetle şöyle buyurmuşlardır: "Daima ümmetimden bir cemaat kıyamet'e kadar hakkı yükseltmek için fikri mücadele yapacak, MERYEM OĞLU İSA (AS) YERYÜZÜNE İNECEK. EMİRLERİ (HZ. MEHDİ (AS)), ONA (HZ. İSA (A.S.)'A) "BİZE NAMAZ KILDIR" DEDİKLERİ ZAMAN, HAYIR DİYECEK ... VE "İMAM-I MEHDİ'Yİ" İMAMETE GEÇİRİR" (Sahih-i Müslim, c. 1, s. 209)

KEHF SURESİ'NDE BAHSİ GEÇEN ''İKİ YETİM ÇOCUK'', HZ. İSA (AS) VE HZ. MEHDİ (AS)'A İŞARET ETMEKTEDİR

"Duvar ise, şehirde İKİ YETİM ÇOCUĞUNDU, altında onlara ait bir define vardı; BABALARI SALİH BİRİYDİ. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu." (Kehf Suresi, 82)
Kehf Suresi'ndeki Hz. Hızır kıssasında, "iki yetim çocuğun" varlığından bahsedilmektedir. Bu iki yetim çocuğun "babalarının ise salih bir kimse olduğu"belirtilmektedir. Ayetin bu ifadelerinde, Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'a yönelik işaretler vardır. Hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın küçük yaşta babasını kaybedip yetim kalacağı belirtilmiştir:
HZ. MEHDİ (AS) YETİM OLACAKTIR. (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 176)
Bilindiği gibi Hz. İsa (as)'ın da babası yoktur. Bu sebeple Hz. İsa (as) da yetimdir. Ayrıca Hz. İsa (as) da Hz. Mehdi (as) da, aynı soydan gelmektedirler. Dolayısıyla her ikisinin babası da Hz. İbrahim (as)'dır. Kehf Suresi'nde geçen "babaları salih biriydi" sözleri de Hz. İbrahim (as)'a işaret etmektedir. Bir başka Kuran ayetinde Hz. İbrahim (as)'n bu özelliği şöyle bildirilmiştir:
Ve Biz ona (Hz. İbrahim'e) dünyada bir güzellik verdik; ŞÜPHESİZ O AHİRETTE DE SALİH OLANLARDANDIR(Nahl Suresi, 122)