cin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2014 Cuma

Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek

Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın tanınmamalarındaki hayır ve hikmetler


Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın, tüm açık alametlere rağmen tanınmamalarının hiç şüphesiz pek çok hayrı ve hikmeti vardır. Büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi, ahir zaman şahıslarının herkes tarafından tanınmayacağını ve bunun pek çok hikmeti olduğunu şu sözleri ile ifade etmektedir:
İman ve teklif (sorumluluk), ihtiyar (irade) dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan, perdeli ve derin ve tedkik (araştırma) ve tecrübeye muhtaç olan nazari (düşünce) meseleleri elbette bedihi (açık) olmaz. Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zaruri olmaz. Ta ki Ebu Bekirler a'la-yı illiyyine (yücelerin yücesine) çıksınlar ve Ebu Cehiller esfel-i safiline (aşağıların en aşağısı) düşsünler. İhtiyar (irade) kalmazsa teklif olamaz. Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mucizeler seyrek ve nadir verilir. Hem dar-ı teklifte gözle görünecek olan alamet-i kıyamet (kıyamet alametleri) ve eşrat-ı saat (kıyamet saati), bir kısım müteşabihat-ı Kur'aniye (benzer anlamlı ayetler) gibi kapalı ve tevilli oluyor... Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselam'ın nüzulü (yeryüzüne gelişi) dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam olduğu, nur-u imanın (imanın ışığının) dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. Hatta deccal ve süfyan gibi eşhas-ı müdhişe (dehşetli kişiler), kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar.141
Bediüzzaman'ın da açıkladığı gibi, ahir zaman şahıslarının tanınmamasının hikmetlerinden biri, bu durumun imtihanın gereği olmasıdır. Allah dünyayı bir imtihan yeri olarak yaratmıştır ve tüm insanlar hayatları boyunca denemeden geçirilirler. Kıyamet alametlerinin belirmeye başladığı, Hz. İsa (as)'ın yeniden yeryüzüne geldiği, Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıktığı dönemde yaşayan insanlar da, başlarına gelen her olayla denendikleri gibi, bu mübarek şahıslar geldiklerinde gösterdikleri tepkiler ve tavırlarıyla da deneneceklerdir.
Bu durumun imtihanın gereği olması dışındaki hikmetlerinden biri de, bu şekilde Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın inkar edenlerin baskılarından uzak kalmaları olabilir. İlk ortaya çıktıkları dönemde bu mübarek şahısların tanınmamaları, Rabbimiz'in onları korumasının ve onlara olan desteğinin bir tecellisi olabilir. (Doğrusunu Allah bilir). Daha önce de belirtildiği gibi Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın geldiği dönem ahlaki dejenerasyonun çok ciddi boyutlara ulaştığı, inkar edenlerin din ahlakına ve inananlara karşı çok şiddetli bir düşmanlık besledikleri, gizli ve açık yoğun bir faaliyet içinde oldukları, çok çetin bir dönemdir. Böyle bir dönemde insanlardan gizli kalmaları ve tanınmamaları, Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın inkar edenlerin saldırılarından korunmalarına vesile olacaktır. (Doğrusunu Allah bilir).
Bu dönem, bu iki kutlu şahsın inkarcı ve müşrik sistemlerle çok büyük bir fikri mücadele yürüttükleri, din ahlakının yayılması için dünya çapında faaliyet yaptıkları bir dönem olacaktır. İnsanların çoğunluğu tarafından tanınmamaları ayrıca, faaliyetlerinin ilk yıllarında onlar için çok büyük bir kolaylık sağlayacak, İslam ahlakının insanlar tarafından kabulünü de hızlandıracaktır. (Doğrusunu Allah bilir).

HZ. İSA (AS) VE HZ. MEHDİ (AS) GELİŞLERİNDEN ÜMİDİN KESİLDİĞİ BİR DÖNEMDE ORTAYA ÇIKACAKLARDIR

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde ahir zaman alametlerinden birinin de, insanların "Hz. Mehdi (as)'ın gelmeyeceği yönünde bir ümitsizliğe kapılmaları"olduğu bildirilmiştir. Hadislerdeki işaretlere göre, ahir zamanda savaşlarla, yoklukla, açlıkla, adaletsizliklerle, ahlaki çöküşle ve çeşitli salgın hastalıklarla iç içe yaşayan kimi insanlar, tüm bu olumsuzlukların ortadan kalkabileceğine dair inançlarını yitireceklerdir. Müslümanlar arasında da pek çok kişi, Altınçağ'ın başlayıp, Kuran ahlakının dünya üzerinde hakim olacağı yönündeki beklentilerini kaybedecek ve fitnelerin artarak devam edeceğine inanacaktır. Hadislerde, insanların bu bakış açısıyla, Hz. Mehdi (as)'ın gelmeyeceğini öne sürecekleri şöyle haber verilmiştir:
İnsanların ümitsiz olduğu ve "Hiç Mehdi (as) falan yokmuş" dediği bir sırada Allah Mehdi (as)'ı gönderir... 142
... Mehdi (as), Resulullah'ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar...143
Masum insanlar katloluncaya kadar Mehdi (as) çıkmayacak ve katliamlara yerde ve göktekiler, artık tahammül edemez bir hale geldiğinde zuhur edecektir... 144
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde işaret edildiği gibi, günümüzde de birçok kişi Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın gelmeyeceğini düşünmektedirler. Oysa bu düşünce de ahir zaman alametlerinden biridir. Nitekim bunun tam tersine, her iki kutlu şahıs da Allah'ın izniyle bu olumsuz ruh halinin insanlar arasında yaygınlaştığı ve gelişlerinden ümitlerin kesildiği bir zamanda ortaya çıkacaklardır.
Allah'ın izni ile Hz. İsa (as) tekrar dünyaya dönecek ve Hz. Mehdi (as) ile birlikte, yaşadıkları tüm zorluklara; sayılarının çok az olmasına, kendilerine yardımcı olunmamasına ve hatta onlara karşı olumsuz faaliyetler yürütülmesine rağmen, Allah'ın izniyle gerçek din ahlakını tüm dünyaya hakim kılacaktır. Yeryüzü bu mübarek şahıslar gelmeden önce nasıl zulüm ve haksızlıkla doluysa, onlar geldikten sonra, Rabbimiz'in izniyle, adalet, barış, güvenlik ve bereketle dolacaktır.

HZ. İSA (AS) DECCALİN FİTNESİNİ YOK EDECEKTİR

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde deccaliyetin fikri olarak tam anlamıyla ortadan kaldırılmasının Hz. İsa (as) vesilesiyle olacağı müjdelenmiştir:
Rabbim bana (Hz. İsa (as)) deccalin çıkacağını haber verdi. Yanımda kadib ağacından yapılmış iki ok bulunacak. Deccal onları görünce kurşunun suda erimesi gibi eriyecektir.145
Allah'ın düşmanı olan Mesih-i Deccal, İsa Aleyhisselam'ı görünce, tuzun suda eridiği gibi erir. Hz. İsa (as) onu terk edip bıraksa bile helak oluncaya kadar eriyip gidecektir. Lakin Allah onu bizzat İsa Aleyhisselam'ın eliyle  yok edecektir.146
... Deccal ortalığa fitne saçarken Cenab-ı hak, Mesih İsa İbni Meryem'i gönderir... Hz. İsa (as) deccal ile Lüdde (Beytül Makdis'e yakın bir belde) kapısında karşılaşır ve onu yok eder.147
Hadislerde haber verildiği gibi, Hz. İsa (as) yeniden yeryüzüne dönecek, Beytü'l Makdis'te (Mescid-i Aksa) deccalle karşılaşacak ve deccal, Hz. İsa (as)'ı görünce "tuzun suda erimesi gibi" yok olacaktır. Allah'ın izniyle Hz. İsa (as)'ın "nefesi dahi" deccalin fitnesinin yok edilmesine yetecektir.
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, Hz. İsa (as)'ın yalnızca nefesinin dahi, iman etmeyenler üzerinde büyük bir etki oluşturacağı ve batıla dayalı fikir sistemini kökten yok edeceği bildirilmiştir:
... O'nun (Hz. İsa  (as)'ın) nefesinin kokusunu duyan hiçbir kafirin yok olmaması mümkün değildir. Deccalin yalancı olduğu etrafa dalga dalga yayılacaktır. Deccaliyet perişan olacak fikir sistemi yok edilecektir.148
... Deccal ortalığa fitne saçarken Cenab-ı hak, Mesih Meryem Oğlu İsa (as)'ı gönderir... nefesini idrak eden her kafir mutlaka yok olur. İsa (as) Deccal ile Lüdd kapısında (Beytül Makdis'e yakın bir belde) karşılaşır ve onu yok eder.149
Bu gerçek Kuran'da da; "Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size." (Enbiya Suresi, 18) ayetiyle hatırlatılmaktadır. Hak daima batıla karşı üstün gelmektedir.
Deccaliyetin Hz. İsa (as) vesilesiyle yok edilmesinin pek çok hikmeti vardır. Bu hikmetlerden biri Bediüzzaman tarafından şu şekilde açıklanmıştır:
Sihir ve manyetizma ve ispirtizma gibi istidraci (yalancı mucize) harikalarıyla kendini muhafaza eden (koruyan) ve herkesi teshir eden (hipnotize edip etkisi altına alan) o dehşetli deccali yok edebilecek, mesleğini değiştirecek; ancak harika ve mucizatlı ve umumun makbulü (kabul ettiği) bir zat olabilir ki, o zat, en ziyade alakadar ve ekser (tüm) insanların peygamberi olan Hz. İsa Aleyhisselam'dır.150
Daha önce de belirttiğimiz gibi, deccal maddi güç ve imkanlarının yanı sıra, bazı olağanüstü güçlere de sahip olacak ve insanların büyük çoğunluğunu bu güçleri ile etkisi altına alacaktır. Bu şekilde olağanüstü işler yaparak birtakım yalan mucizelerle insanları kandırdığı ve şeytanların desteğiyle hareket ettiği için, deccalin yenilmesi ancak Rabbimiz'in çeşitli mucizeler bahşettiği kutlu peygamberi Hz. İsa (as) vesilesiyle olacaktır. Hz. İsa (as)'ın deccalin fitnesini yok etmesi, Allah'ın izniyle, çok hızlı ve kolay olacaktır. (Hz. İsa (as) Allah'ın bir rahmeti olarak, ölüleri diriltmek, hastaları iyileştirmek, çamurdan bir kuş yapıp üfleyerek can vermek gibi mucizeler göstermiştir).
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. İsa (as)'ın deccalin fitnesini Hz. Mehdi (as) ile birlikte yok edeceği bildirilmiştir:
Mehdi (as) benim Ehl-i Beytimden ve benim neslimdendir. O, yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Muhakkak ki o İsa (as) ile birlikte yola çıkarak Filistin arazisindeki Bab-u Lut denilen mevkide deccali yok etmesi için Hazreti İsa (as)'a yardım edecektir.151
İsa (as) gökten inecek, deccali yok edecek veya Hz. Mehdi (as)'ın deccali yok etmesine yardım edecektir.152
Mehdi (as), İsa (as) ile beraber çıkacak, Filistin topraklarında Bab-ı Lüd'de deccali yok edecek, Mehdi (as)'ın deccali yok etmesine yardım edecektir.153
Rivayetlerde bildirildiği üzere sevgili Peygamberimiz (sav) "Sizin biriniz, teşehhütte bulunduğu (tahiyyat: hayır dualarını okumayı bitirdiği zaman), "Ey Allah'ım, cehennem azabından, kabir azabından, hayat ve mematın fitnesinden ve Mesih-i Deccal fitnesinden Sana sığınırım" diyerek dört şeyden Allah'a sığınsın."154 sözleriyle, müminlere deccalin fitnesinden korunmaları için dua etmelerini tavsiye etmiştir. Bu duanın bizzat Hz. Muhammed (sav) tarafından iman edenlere öğretilmiş ve namazlarda okunmasının tavsiye edilmiş olması deccaliyet konusunun müminler için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. İslam alimlerinin ise namazlarının ardından; "Allahümme ecirne min fitneti'l mesihi'd deccali ve's süfyan" (Allah'ım bizi mesih-i deccal ve süfyanın fitnelerinden koru) diyerek tesbih yaptıkları bilinmektedir.155 Nitekim dünyanın dört bir yanında Müslümanlar da, deccalin fitnesinin ne kadar büyük olduğunun bilinciyle, beş vakit namazlarında Peygamber Efendimiz (sav)'in bildirdiği duayla Rabbimiz'e sığınmaktadırlar.
Ancak deccalin ortaya çıktığı ortam, vicdan ve iman sahibi tüm insanların var güçleriyle karşı koymaları ve çok güçlü bir fikri mücadele yürütmeleri gereken bir ortam olacaktır. Bu durumda, iman edenlerin ve deccalin fitnesinden korunmak isteyenlerin Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'a tüm güçleriyle destek olmaları son derece önemlidir. Bunun için, Müslümanlar deccalin fitnelerini ve aldatmacalarını deşifre etmeli ve deccaliyetin ideolojik zeminini oluşturan unsurlarla fikri mücadele içinde olmalıdırlar. Ayetlerde haber verilen bilgiler ve hadislerde anlatılan gelişmeler, dünya tarihinin en önemli dönemlerinden birinin iyice yaklaştığını işaret etmektedir. Böylesine tarihi bir dönemde yaşama şerefine erişecek olanların, bundan dolayı büyük bir heyecan duymaları aynı zamanda sorumluluklarının da büyük olduğunun şuurunda olmaları son derece önemlidir.

SONUÇ:
HZ. İSA (AS) VE HZ. MEHDİ (AS) DÖNEMİNDE YAŞANACAK OLAN ALTINÇAĞ

Peygamberimiz (sav)'den aktarılan pek çok hadiste Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın, deccalin fikir sistemini ortadan kaldırmalarının ardından Allah'ın izniyle yeryüzünde İslam ahlakının hakim olacağı kutlu bir dönemin yaşanacağı bildirilmektedir. Hadislerdeki bilgilere göre, "Altınçağ" adıyla anılan bu dönem yarım yüzyıldan fazla sürecek ve Peygamberimiz (sav)'in döneminde yaşanan "Asr-ı Saadet" benzeri bir devir olacaktır. Bu devreye "Altınçağ" ismi verilmiş olmasının sebebi ise Peygamberimiz (sav)'in, bu devri cennet benzeri özelliklerle tasvir etmiş olmasıdır. Allah'ın izniyle bu dönemde insanların huzur ve güven içinde yaşayabilmeleri için gereken her türlü şart mevcut olacaktır. Ahir zamanın ilk dönemlerinde yaşanan her türlü bozulma, kargaşa ve sıkıntı ortadan kalkacak, birbiri ardınca süregelen büyük felaketler, savaşlar, acılar son bulacaktır. Allah'ı inkar eden birtakım felsefi sistemlerin neden olduğu dejenerasyon, manevi boşluk ve ahlaki bozulma yerini tüm inanan insanların asırlardır özlemini duydukları, Kuran ahlakının hakim olacağı kutlu bir döneme bırakacaktır. Rabbimiz tüm insanları ahir zamanın büyük karmaşasından kurtaracak ve bolluğun, bereketin ve adaletin yaşanacağı bir nimete kavuşturacaktır.
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi (as) döneminde yaşanacak olan Altınçağ'daki nimetlerin eşsizliği çok detaylı olarak anlatılmaktadır. Hadislere göre Altınçağ, ürünlerde ve mallarda çok büyük bolluk ve bereketin yaşandığı bir dönem olacak, bu devirde çok büyük bir zenginlik ve refah yaşanacaktır. İhtiyacı olana istediğinden kat kat daha fazlası verilecek, hiçbir şey sayılıp ölçülmeyecek, en ufak bir sıkıntı, yokluk ve açlık yaşanmayacaktır. Yeryüzündeki tüm zenginlikler ortaya çıkacak, topraktan her zamankinden çok daha fazla ürün elde edilecektir. Altınçağ'da yaşanacak olan bu bolluk ve bereketi müjdeleyen hadislerden bazıları şöyledir:
Ebu Naim, Said'den tahric etti, O dedi, Peygamber (sav) buyurdu: Ümmetim arasında Mehdi gelecektir. Ömrü, kısa olursa yedi, yoksa sekiz, yoksa dokuz sene. Ümmetim Onun zamanında iyi ve kötünün benzeri ile nimetlenmediği bir nimetle nimetlenecek, sema üzerlerine bol yağmur yağdıracak, arz nebatından hiçbir şey saklamayacaktır.156
İbni Ebi Şeybe, Musannef isimli kitabında Ebu Said-il Hudri'den tahric etti, O dedi, Resulullah (sav) buyurdu: Benim ümmetimden Mehdi (as) gelecektir. Eğer ömrü uzasa da kısalsa da, yedi, sekiz yıl veya dokuz yıl, mülk sürecektir. Ve daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracaktır. Sema yağmuru indirecek, yer bereketini çıkaracak, daha önce görülmemiş bir biçimde ümmetim O'nun zamanında rahat edecektir 157
… Yeryüzü içindeki hazineleri dışarıya fırlatacaktır.158
… Arz, içerisinde gizlediği bütün zenginliklerini, altından ve gümüşten sütunlar halinde dışarı atacak.159
"İnsanlar bir ölçek buğday ektiklerinde karşılığında yedi yüz ölçek bulacak... İnsan birkaç avuç tohum atacak, 700 avuç hasat  edecektir... Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek."160
Altınçağ'da ayrıca, toplumda hüküm süren ahlaki bozulma ve adaletsizlik de ortadan kalkacaktır. Alabildiğine artmış olan hırsızlık, sahtekarlık, dolandırıcılık, ihtiyaç içinde olanın gözetilmemesi, sadece çok küçük bir zümrenin bolluk içinde yaşaması gibi adaletsizlikler son bulacaktır. Kuran ahlakının hakim olduğu bu dönemde toplumun her kesimindeki insanlar arasında çok büyük bir eşitlik yaşanacak, huzur ve güven dolu bir ortam olacaktır. Yaşanan bu adalet dolu ortamın bir sonucu olarak insanlar hiçbir sahtekarlığa, kötülüğe ve haram fiillere de yanaşmayacaklardır. Ahir zamanda yaşanacak olan bu adalet dolu ortam hadislerde şöyle anlatılmaktadır:
Rayvani, Müsned isimli eserinde ve Ebu Naim Huzeyfe'den tahric etti, Resulullah (sav) buyurdu: Mehdi (as)... Evvelce zulümle dolu olan yeryüzünü adaletle dolduracaktır. O'nun hilafeti döneminde yer ve gök ehli, havadaki kuşlar bile Ondan razı olacaklardır.161
Yeryüzü, zulüm ve işkence yerine adaletle dolacaktır.164
… Dünya adalet ve hakların yerini bulması ile dolar...165
Adalet o kadar bol olacak ki, zorla alınan her mal sahibine geri verildiği gibi, bir insanın başkasına ait olup da, dişinde kalmış birşey bile sahibine iade edilecektir... Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın, yanlarında hiç erkek olmaksızın, rahatlıkla, hacca gidecektir.166
Malı, eşit bir şekilde insanlara dağıtacaktır. Onun adaleti her yeri kaplayacak. Zulüm ve fıskla dolu olan dünya, o geldikten sonra adaletle dolup taşacaktır... Hz. Mehdi (as)'ın zamanında, adalet o kadar bol olacak ki, zorla alınan her mal sahibine geri verildiği gibi, bir insanın başkasına ait olup da, dişinde kalmış birşey bile sahibine iade edilecektir... Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın, yanlarında hiç erkek olmaksızın, rahatlıkla, hacca gidecektir.167
Hadislerde verilen bu bilgilere göre, her çeşit ürün ve mal bolluğu, emniyet, güven ve adaletin temini, huzur ve saadet, maddi manevi her türlü imkanın insanların rahatı, konforu, neşesi ve huzuru için kullanılması, ihtiyaç içinde olan kimsenin kalmaması, isteyene istediğinden sayılmadan kat kat fazlasıyla verilmesi bu devrin belli başlı özelliklerinden olacaktır. Hadislerde ayrıca bu dönemde "silahların susacağı"nın bildirilmesi, bu devirde yeryüzünün barışla dolacağının bir müjdesidir. Altınçağ'da, önceden aralarında husumet olan halklar arasında çok büyük bir kardeşlik yaşanacak, her türlü kavganın yerini barış, dostluk ve sevgi alacaktır.
Tüm insanların çok büyük bir huzur, güven ve konfor içinde yaşayacakları bu ortamın en önemli sebeplerinden biri ise Müslümanların güzel ahlakı olacaktır. Zira Altınçağ'ın en önemli özelliği, insanların Kuran'a bağlı ve Kuran ahlakının eksiksiz olarak yaşandığı bir dönem olmasıdır. İnsanlar Allah'tan korktukları ve ahirette tüm yapıp ettiklerinden sorguya çekileceklerinin bilincinde oldukları için bencillik, kin, öfke, haset gibi kötü ahlak özelliklerinden, yolsuzluktan, haksız kazanç elde etmekten, yalan söylemekten, insanların canına kast etmekten, rüşvet almaktan titizlikle sakınacaklardır. Bunların yerine insanlar arasında dürüstlük, yardımseverlik, fedakarlık, başkalarının iyiliğini, sağlığını, rahatını, güvenliğini düşünmek, sevgi, saygı, merhamet, vefa, sadakat gibi güzel ahlak özellikleri hakim olacaktır. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Altınçağ'da yaşanacak olan bu ahlak güzelliği şöyle ifade edilmiştir:
Tabarani, Evsad'da Amr. B. Ali tariki ile Hz. Ali b. Ebi Talib'den tahric etti: ... Cenab-ı Hak İslam'ı nasıl bizimle başlatmışsa Onunla sona erdirecektir. Nasıl, bizimle onlar aralarındaki şirk ve adavetten (husumet ve düşmanlıktan) kurtulmuş ve kalplerine ülfet (dostluk) ve muhabbet (sevgi) yerleşmişse, (Onun gelişi ile) yine öyle olacaktır.168
... İyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı bile iyilik yapılır." 169
Tüm bunların yanı sıra, teknolojik gelişmeler ahir zamanın bu devresinde doruğa ulaşacak, insanlar teknolojinin bütün nimetlerinden alabildiğine faydalanacaklardır. Tıpta, tarımda, iletişimde, sanayi teknolojisinde, ulaşımda çok büyük gelişmeler yaşanacaktır.
Altınçağ'da hayatın her alanına hakim olan bolluk, zenginlik, güzellik ve ilerleme, sanat alanına da yansıyacaktır. Sanatta çok büyük ilerlemeler kaydedilecek, müzikte, resimde ve diğer tüm alanlarda birbirinden güzel eserler ortaya çıkacak, Allah'a olan imanın insanlara verdiği geniş ufuk ve derin düşünce, tüm sanat dallarına öncülük edecektir. Bu dönemde insanlar hep güzellikle karşılaşacak, ahlakları gibi, yaşadıkları yerler, bahçeleri, evlerinin dekorasyonu, kıyafetleri, dinledikleri müzik, eğlence şekilleri, tiyatroları, resimleri, sohbetleri de güzelleşecektir.
İnsanlar Altınçağ'da hayatlarından o kadar memnun olacaklardır ki; bir hadiste ifade edildiğine göre "zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmayacaklar, bu güzelliklerden daha fazla yararlanmak için Allah'tan ömürlerinin uzatılmasını"170 isteyeceklerdir. Peygamberimiz (sav)'in diğer hadislerinde ise tüm insanların Hz. Mehdi (as) dönemindeki Altınçağ'da yaşamayı isteyecekleri bildirilmiştir:
… Küçükler keşke ben büyük olsaydım, büyükler de keşke ben küçük olsaydım diye temenni ederler..." 171
Nuaym, Tavus'tan tahric etti, dedi ki: Ben Mehdi (as)'a yetişene kadar ölmeyeyim istedim. Zira Onun döneminde iyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı bile iyilik yapılır. 172
Nuaym b. Hammad, İbni Abbas'dan tahric etti ki: Hz. Mehdi (as) Bizim Ehli Beyt'ten bir gençtir. İhtiyarlarımız Ona yetişemeyecek, gençlerimiz ise Onu ümid edeceklerdir.173
Nitekim Peygamberimiz (sav) de hadislerinde, insanların dünyada ve ahiretteki kurtuluşlarına vesile olacak çok kıymetli bir insan olan Hz. Mehdi (as)'a "kar üzerinde sürünerek de olsa gelerek uymalarını" bildirerek onun döneminde yaşanacak tüm bu hayırlara işaret etmiştir:
İbni Ebi Şeybe ve Naim b. Hammad Fiten isimli eserde, İbni Mace ve Ebu Naim ise İbni Mes'ud'dan tahric ettiler. O dedi ki: ... O (Mehdi (as)) arza sahib olur ve kendisinden önce baskı ve zulümle dolu olan arzı adaletle doldurur. Sizden Ona kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin, Ona katılsın. Zira O Mehdi (as)'dır.174
İnsanlar, Allah'ın Kuran'da inanan kullarına müjdelediği güzelliklerin hepsini bu dönemde yaşayabileceklerdir. Allah ayetlerinde iman eden müminleri dünyada da güzel bir hayatla yaşatacağını şöyle bildirmektedir:
Sizin yanınızda olan tükenir, Allah'ın Katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle Biz muhakkak vereceğiz. Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 96-97)
Kuran'da Allah'ın emirlerine uygun olarak yaşanan ortamların bir nevi "barış yurdu"na dönüşeceğine dikkat çekilmiştir. Ve bu ahlaktaki insanların hem dünyada daha fazla güzellikle karşılaşacakları, hem de ahirette sonsuz bir cennet hayatıyla ödüllendirilecekleri müjdelenmiştir:
Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir. Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır. (Yunus Suresi, 25-26)

2 Şubat 2014 Pazar

Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek

II. Kitap
Ahir zaman şahısları neden tanınmıyor?

ÖNSÖZ: AHİR ZAMAN ŞAHISLARI KİMLERDİR?

İçinde bulunduğumuz asır, Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde ve İslam alimlerinin eserlerinde haber verilen ahir zaman alametlerinin gerçekleştiği müjdeli bir dönemdir. Bu alametlerin birbiri ardınca gerçekleşmesi ile tüm İslam alemi çok kutlu bir bekleyiş içine girmiştir: Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne ikinci kez gelişi, Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkışı ve İslam ahlakının tüm dünya üzerinde hakim olması.
Ahir zaman, kıyametten önceki son dönem anlamına gelen bir kavramdır. Ahir zamanın özellikleri ve alametleri Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde detaylı olarak tarif edilmiştir. Ahir zamanla ilgili bilgiler, en güvenilir ve temel İslami kaynakların da ana konularından birini oluşturur. Bu kaynaklara dayanarak ahir zamanın ana özelliklerini şu şekilde tarif edebiliriz:
Ahir zaman iki ayrı devirden oluşur. Ahir zamanın ilk devri, ahlaki dejenerasyonun arttığı, açlık ve yokluğun yaşandığı, çatışmaların, anarşi ve kargaşanın insanlara tedirginlik ve korku verdiği, insanların büyük çoğunluğunun sevgisizliğin, acımasızlığın ve bencilliğin acısını yaşadıkları bir dönemdir. Bu devrin ardından, Rabbimiz'in Hz. İsa (as)'ı yeniden dünyaya göndermesi ve Hz. Mehdi (as)'ın insanların hidayetine vesile olmasıyla bu karanlık dönemin son bulacağı "Altınçağ" başlayacaktır. Altınçağ'da Allah'ın izniyle bolluk, bereket, huzur, güvenlik, adalet ve sevgi tüm dünyaya hakim olacaktır.
Ahir zaman çok büyük olayların ve tarihi gelişmelerin yaşanacağı bir dönemdir. Bu değişimlere vesile olacak şahıslar da çok kutlu ve mübarek insanlardır. Ahir zamanın bu mübarek şahıslarından biri olan Hz. İsa (as), bundan yaklaşık 2000 yıl önce Rabbimiz'in Katına yükseltilmiştir ve Allah'ın takdir ettiği vakit geldiğinde de yeniden dünyaya dönecektir. Hadislerde ve Kuran ayetlerinde haber verilen bilgiler, Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne ikinci kez gelişinin ahir zamanda olacağına işaret etmektedir.
Ayrıca Peygamberimiz (sav), hadis-i şeriflerinde bu dönemde Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkacağını ve yeryüzünü barış ve adaletle dolduracağını müjdelemiştir. Hz. Mehdi (as)'ın üstün ahlakı ve ilmi olarak yürüttüğü şerefli mücadelesi hadislerde detaylı olarak haber verilmiştir. Peygamber Efendimiz (sav), salih Müslümanlara Hz. Mehdi (as) ortaya çıktığında ona uymalarını bildirmiştir. Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as), ahir zamanda dinsizliğe karşı fikri mücadele yürütecek, -Allah'ın izniyle- Kuran ahlakının tüm yeryüzüne hakim olmasına vesile olacaklardır.
Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın bu büyük fikri mücadelelerinde karşılarındaki en önemli negatif gücün ne olacağı da hadislerde haber verilmiştir. Bu negatif güç "Deccal"dir. Güvenilir hadislerde ve temel İslami kaynaklarda kıyametin büyük alametlerinden biri olarak sayılan deccal ismi, "dcl" kökünden gelen "yalancı, hilekar, zihinleri gönülleri, iyi ile kötüyü, hak ile batılı karıştıran, birşeyi yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen, bucak bucak her yeri dolaşan müfsid (fesadlaştıran) ve kötü kişi" anlamına gelmektedir.
Peygamberimiz (sav)'in sözlerinde Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın gelişi hakkında; fiziksel özellikleri, nerede ve hangi tarihlerde ortaya çıkacakları, ne gibi faaliyetlerde bulunacakları ve onları diğer insanlardan ayırt eden ve tanınmalarını sağlayacak özellikleri gibi konularda çok detaylı bilgiler verilmiştir. Aynı şekilde hadislerde deccalin bu kutlu şahıslara karşı ne gibi yöntemlerle mücadele edeceği, insanları kendi tarafına çekebilmek için hangi ikna metodlarını kullanacağı ve nasıl tanınabileceğine yönelik de pek çok bilgi yer almaktadır.
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. İsa (as), Hz. Mehdi (as) ve deccal hakkında bu kadar detaylı bilgiler verilmesinin bir hikmeti, ortaya çıktıkları zaman bu kişilerin kolaylıkla tanınabilmelerine yöneliktir. Ancak yaklaşık on dört asırdır beklenmelerine ve haklarında bu kadar çok tanıtıcı bilgi olmasına rağmen, hadislerin işaretlerine göre, bu mübarek şahıslar ve deccal, ortaya çıkışlarının ilk dönemlerinde insanların büyük bir kısmı tarafından tanınamayacak ya da yanlış tanınacaklardır. Kuşkusuz Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın tanınamamasında, onlara karşı büyük bir mücadele verecek olan deccalin büyük etkisi olacaktır. Deccal, ahir zamanda Hz. İsa (as)'ın ve Hz. Mehdi (as)'ın karşısında yer alacak, inkarın insanlar arasında yayılması için mücadele edecek ve insanları kötülüğe sürükleyebilmek için her türlü yola başvuracaktır. Türlü aldatmacalar ve hilelerle kendisini insanlara farklı şekilde tanıtacak, bu nedenle negatif bir güç olduğu da hemen anlaşılamayacak ve Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) gibi o da hemen tanınamayacaktır. Bu şekilde insanların büyük bir kısmını yalanlarıyla etkisi altına alacak ve istediği şekilde yönlendirebilecektir. Hatta insanların büyük çoğunluğu, deccaliyetin telkinleriyle, Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın karşısında yer alacak ve onlara karşı mücadele edeceklerdir. Bu sebeple ortaya çıkışlarının ilk yıllarında Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ı takdir edip, bu mübarek insanları destekleyenlerin sayısı da son derece az olacak, hatta onlara inanan kimselerden de zamanla yanlarından ayrılanlar olacaktır.
Kuşkusuz bu durum son derece şaşırtıcı ve düşündürücüdür. Çünkü Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as), yalnızca Allah'ın rızasına uyan, tüm insanların dünyada ve ahiretteki kurtuluşu için samimi çaba harcayan, dünyaya huzur, barış, bolluk, bereket getirecek çok hayırlı ve kıymetli insanlardır. Normal şartlarda, ahir zaman alametlerinin birbiri ardınca gerçekleştiği, bu kutlu şahısların ortaya çıkışlarının beklendiği bir dönemde yaşayan tüm Müslümanların, Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın gelişini büyük bir sevinç ve şevkle bekliyor olmaları gerekir. Ortaya çıktıklarında da, yine aynı şevkle, onların üstün ahlaklarını görüp takdir edebilmeleri ve hadislerde bildirilen özelliklerinden onları tanıyabilmeleri gerekir. Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın yapacakları hayırlı faaliyetleri açıkça gören her Müslümanın bu kimselerin yanında olmayı ve onlarla birlikte hareket eden hak topluluğa destek vermeyi istemesi; onlara yardımcı olabilmek için büyük bir şevk ve heyecan içinde birbirleriyle yarışmaları gerekir. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi, bu durumun tam tersine insanların çok büyük bir bölümü tüm bu gelişmelere şahit olacakları halde, Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ı ya tanıyamayacak ya da çeşitli sebeplerle tanıdıkları halde onlara destek olmaktan ve onların yanlarında yer almaktan kaçınacaklardır.
Hadislerdeki bu işaretler, ahir zaman şahıslarının geliş alametleri, onları diğer insanlardan ayıran özellikleri ve deccalin onlara karşı vereceği batıla dayalı mücadelesi hakkında Müslümanların doğru bilgilendirilmesinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Unutulmamalıdır ki ahir zaman insanların neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamakta zorlanacakları, din ahlakından uzaklaşılmış olunmasının büyük kargaşa ve kaosa neden olduğu bir dönemdir. Bu bilgiler, böyle bir dönemde -Allah'ın izniyle- Müslümanları iyiyi kötüyle karıştırmaktan ve doğru olanı fark edememekten koruyacaktır.
Bu bölümün amacı, Kuran ayetleri, Peygamberimiz (sav)'in hadisleri ve İslam alimlerinin açıklamaları doğrultusunda tüm Müslümanların Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın gelişi ve deccal hakkında en doğru bilgileri edinebilmelerini sağlayabilmektir. Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) ortaya çıktığında, Müslümanların bu mübarek insanları tanıyıp takdir edebilmelerine engel olabilecek tüm sebepleri açıklığa kavuşturmak, deccalin bu yönde başvurabileceği tüm hileli düzenleri deşifre etmek ve böyle tarihi bir olay karşısında Müslümanların büyük bir yanılgıya kapılmalarını önleyebilmektir. Tüm bu bilgileri gözler önüne sererek, tüm Müslümanların bu kıymetli insanların yanında yer alan, onlara en güzel desteği veren kişilerden olmalarına vesile olabilmektir.
Tekrar hatırlatmak gerekir ki, içinde bulunduğumuz dönem, yaklaşık 1400 senedir beklenen tarihi bir dönemdir. Bu nedenle bu gerçeğin şuurunda olan ve Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) gibi mübarek şahıslar çıktığında onların yanında olma şerefine erişmek isteyen tüm Müslümanlar, bu kitapta yer alan bilgileri dikkatlice okumalı ve kendilerini doğruya uymaktan alıkoyabilecek her türlü yanlış bilgilendirme ve yönlendirmeye karşı dikkatli olmalıdırlar. Bu mübarek insanların tanınmalarını nelerin engelleyebileceğini bilmeli, onları doğru bir şekilde tanıyabilmek için tüm sebeplere sarılmalıdırlar.

18 Ocak 2014 Cumartesi

Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek

6.Bölüm

Mehdiyet konusu sağlam delillere dayanmaktadır

HAZRETİ MEHDİ (AS) HAKKINDAKİ RİVAYETLER "MÜTEVATİR"DİR

"Mütevatir" ne demektir?
Hz. Mehdi (as) hakkında rivayet edilen hadislerin mütevatir olduğu hemen hemen bütün İslam alimleri tarafından kabul edilen bir gerçektir. Ancak, öncelikle "mütevatir hadis"in ne anlama geldiğini açıklamak gerekir. "Giriş" bölümünde de kısaca tarif ettiğimiz gibi, hadis bilimcilerine göre bir haber birçok kişi tarafından rivayet edilmişse ve bu ravilerin bir araya gelip haber uydurmaları, durumları itibarıyle teknik olarak mümkün değilse buna "mütevatir" haber denilir. Mütevatir habere de "tevatür" adı verilir.
Bir kaynakta tevatür terimi şöyle tanımlanmaktadır:
"Tevatür", kelime anlamı olarak "kuvvetli haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan kuvvetli haber" demektir. (Büyük Lugat-Tür-Dav, 3003)
Diğer çeşitli kaynaklarda da mütevatir kelimesinin anlamı şöyle açıklanmaktadır:
"Yalan üzerine birleşmeleri aklen mümkün görülmeyen toplulukların birbirinden ve ilk topluluğun direk Resulullah (sav)'den rivayet ettiği hadis-i şeriftir. Yakin (hiç şüphe edilmeyecek) bir ifade eder. Artık bu hadis hakkında "Acaba bu hadis Resulullah (sav) tarafından söylenmiş midir?" diye bir şüpheye imkan yoktur." (Ömer Nasuhi Bilmen, "Muvazzah İlm-i Kelam", s. 53)
"MÜTEVATİR HABER": Duyularla hissedilen bir şey hakkında yalan üzere ittifak etmeleri aklen mümkün olmayan bir kalabalığın verdikleri bir haber olup bizzat (yakini) ilim ifade eder.
"MÜTEVATİR HADİS": Yalan üzerinde birleşmeleri adeten mümkün olmayan raviler topluluğunun ("cemm-i ğafir"), her nesilde, kendileri gibi bir topluluktan alıp naklettiği, işitme veya görmeye ("mahsûsat") dayanan hadistir. Kesin bilgi ifade eder, amel vaciptir, reddi küfrü gerektirir, tetkik ve tenkid dışıdır.
Lafzen Mütevatir: Bütün rivayetlerinde lafızları aynı olan hadistir ki "yok denecek kadar" azdır. "Men kezebe aleyye..." misalidir. Kayıt konmadan "mütevatir hadis" denince "lafzen mütevatir" anlaşılır.
Manen Mütevatir: Aralarında ortak bir nokta bulunan değişik lafızlı hükümlerin, tevatür şartlarını taşıyan râvîlerce rivayet edilmesiyle ortaya çıkan "ortak manaya" denir. Mesela, 100 kadar değişik lafızlı hadisten çıkan bir mütevatir mana Resûlullah Aleyhissalatü ves`selâm`ın "ellerini kaldırarak dua ettiğidir."(İsmail Lütfi Çakan, "Hadis Usulü", İFAV, İstanbul 1993, s. 105-150)

MEHDİYET HADİSLERİNİN MÜTEVATİR OLDUĞUNA DAİR ALİMLERİN İZAHLARI

Bu konuyla ilgili çeşitli alimlerin görüşlerini aşağıda veriyoruz:

MUHAMMED B. RESUL BERZENCİ

Hz. Mehdi (as)'ın varlığı ve ahir zamanda zuhur edeceği, Peygamber (sav) ailesinden ve Fatıma (ra) oğullarından oluşu, tevatür ölçüsüne ulaşan hadislerle açıklanmıştır ve bu hadisleri inkar etmenin hiçbir anlamı yoktur... Tevatür ölçüsünü aşan, doğru ve açık hadislerde, Hz. Mehdi (as)'ın Fatıma soyundan olup, dünya sona ermeden zuhur edeceği, zulüm ve haksızlıkla dolmuş olan dünyaya, adalet ve hakkaniyet getireceği, onun zamanında İsa Mesih'in gökten ineceği ve onun önderliğinde namaz kılacağı kanıtlanmış bulunmaktadır. (Muhammed b. Resul Berzenci, "el-İşaetü li Eşrat'is-Saeti", s. 305)

ALAEDDİN ALİ B. HİŞAM MUTTAKİ HİNDİ

Allah'ın rahmeti sana olsun bil ki vaadedilen Hz. Mehdi (as)'ın var oluşunda hiç kuşku yoktur. Üçyüz hadis ve eserle hatta daha fazlası ile bu kanıtlanmıştır. (Casim Mühelhil, "el-Burhan", c. 1, s. 339)

ABDULMUHSİN BİN HAMD EL-ABBAD

Her Müslümanın, Peygamber (sav)'in verdiği gaybi haberlere özellikle de Hz. Mehdi (as) ve deccalın zuhur edeceğine dair bildirdiği ön haberlere inanması, tasdik etmesi vaciptir. Bu itibarla Mehdilik hakkındaki haberlerin çokluğu senetlerinin doğru oluşuna rağmen, onları tutarsız saymak mümkün değildir. Ancak bilgisizler, hak ile kavgalı olanlar veya onların senetlerini incelemekten aciz olanlar bu haberleri inkar ederler. Oysa o hadisleri doğrulamak Peygamber Hazretlerine inanmanın bir parçasıdır. Çünkü onun sözlerini kabul etmek, ona inanmanın bir gereğidir. Ve Allah'ın Kuran'da (Bakara Suresi, 2-4) müminleri övdüğü gaibe inanışın ta kendisidir. (Dr. Abdulmuhsin bin Hamd el-Abbad, "Mecellet'ül-Camiat-ül-İslamiyye", yıl 1, sayı 3, s. 624-627)

MUHAMMED NASREDDİN ALBANİ

Sözün özü şu ki, Hz. Mehdi (as)'a inanmak, Peygamber (sav)'den aktarılan tevatür hadislere dayalı köklü bir inançtır ve ona inanmak vaciptir.Çünkü        Allah'ın buyruğunda (Bakara Suresi, 2-4) takvalıların özelliklerinden olarak anlatılan gaibe inanmak inanışın bir parçasıdır. Cahillerden başkası bunu inkar etmez. Bu inanç kitap ve sünnette doğru kabul edilen inanışlar üzerine ölmeyi,  Allah'tan diliyorum. (Muhammed Nasreddin Albani, "Mecellet'üt-Temeddün'il-İslami", sayı 22, s. 646)

ŞEMSEDDİN MUHAMMED BİN AHMED SEFAREYNİ

Kıyamet gününün en büyük alametlerinden birisi de hakkında tevatür derecesini aşacak derecede hadis bulunan bir kişinin zuhur edeceğidir. İmamların sonuncusudur. Hz. Peygamber (sav)'den sonra peygamber olmayacağı gibi ondan sonra da imam olmayacaktır. Bu imam Fatıma oğullarındandır.
Birçok hadis hafızları, Hz. Mehdi (as)'ın Peygamber soyundan olduğunu kabul etmişlerdir, böyle mütevatir bir konuya sırt çevirmek yakışık almaz.Hak ehlinin inancına göre, Hz. Mehdi (as), İsa Mesih'ten ayrıdır. Hz. Mehdi (as), Mesih'ten önce zuhur edecektir. Bu konu Sünni bilginleri arasında onların inancından sayılacak kadar yaygınlık kazanmıştır. (Şemseddin Muhammed bin Ahmed Sefareyni, "Levaih'ül-Envar'ül-Behiyye", c. 2, s. 74, 76, 86)

EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ

... Hz. Mehdi (as) hakkındaki hadisler o kadar çoktur ki, tevatür ölçüsüne
ulaşmaktadır ve bunları reddetmek uygun olmaz... Eğer uzun olacağından endişe duymasam, bu konuda bildiğim hadislerin hepsini buraya kaydederim.(Ebu Abdullah Muhammed b. Cafer İdrisi Ketani, "Nezm'ül Mütenasir min ahadis'il-Mütevatır", s. 145 ve 146)

ŞEHABEDDİN AHMED B. MUHAMMED GUMARİ

... Hz. Mehdi (as)'ın zuhur edeceğine inanmak vaciptir, ona inanmak Peygamber (sav)'in buyruğunu doğrulamak için gereklidir. Nitekim bu konu ehl-i sünnet inanç kitaplarında kaydedilmiş ve kanıtlanmıştır. (Şehabeddin Ahmed b. Muhammed Gumari, "İbraz'ül-Vehm'ül Meknun", s. 3 ve 4)

HASANEYN MUHAMMED MAHLUF el-MISRİ

Müslümanlara sahih hadislere güvenerek Hz. Mehdi (as)'ın ahir zamanda zuhur edeceğine tam olarak inanmalarını öğütlüyoruz. Çünkü bunun aksi sözleri söyleyenlerin ne diyanet bilgileri vardır ne de gerçekte bu hadislere inanırlar. (Hasaneyn Muhammed Mahluf el-Mısri, "Seyyid'ül Beşer Yetaheddesü An'il-Mehdiyyi-Müntazar", kitabın önsözü)

Eb'ul-HASAN MUHAMMED b. HÜSEYİN ABURİ

Hz. Mehdi (as)'ın zuhur edeceğine dair birçok raviden mütevatir hadisler nakledilmiştir. Bu hadisler Hz. Mehdi (as)'ın Peygamber Ehl-i Beytinden olduğunu, yedi yıl hüküm sürüp dünyayı adaletle dolduracağını, Mesih'in de ortaya çıkıp deccali (fitnesini) yok etmesinde ona yardım edeceğini ve Hz. Mehdi (as) namaz kıldırırken Hz. İsa'nın onun arkasında namaz kılacağını vurguluyor" (Şemseddin Muhammed Kurtibi, "Tezkire", s. 710)

EBU MUHAMMED HASAN B. ALİ El-BERBEHARİ HANBELİ

... Ve Meryem oğlu İsa'nın gökten ineceğine, deccali (fitnesini) yok edeceğine ve Muhammed oğullarından Kaim'in arkasında namaz kılacağına inanmak... (Casim Mühelhil, "El-Burhan", c 1, s. 426)

SAİD HAVVA


Araştırmacılar ahir zamanda Ehl-i Beytten bir halifenin (manevi liderin) olacağına anlaşmazlık göstermemişlerdir. İttifakla kabul edilen bu lider herkes tarafından Hz. Mehdi (as) diye bilinenden başkası değildir. Buna göre biz de geleceği bildirilen o özelliklerdeki halifeye (manevi lidere) inanıyor ve o zuhur ettiği zaman onun taraftarlarından olmaya niyetliyiz. Allah'tan bu niyetimizle bize yardımcı olmasını diliyoruz. (Prof. Said Havva, "El-Akaid'ül-İslamiyye", c. 2, s. 1021-1026)

MUHAMMED b. ALİ ŞEVKANİ

... Bunlar hiç kuşku yok ki mütevatir hadislerdir, peygamberin buyruğu hükmündedir. Çünkü bu konuda içtihat yapılamaz ve kişisel hükümler geçerli değildir... Buna göre Deccal ve Mesih hakkındaki rivayetler mütevatir olduğu gibi Hz. Mehdi (as) hakkındakiler de mütevatirdir. (Muhib b. Salih el'Bureyni, "Ikd'üd'Dürer Fi Ahbaril'Muntazar", s. 14- 15)

ŞEYH HASAN ADVİ HAMZAVİ

Hz. Mehdi (as) hakkındaki hadisler manevi tevatür ölçüsünü geçmiş, inkar edilmelerinin bir anlamı yoktur. ("Meşarik'ül-Envar", f. 2, s. 115)

M. SIDDIK b. HASAN KUNUCİ

Fatımaoğullarından olan Hz. Mehdi (as) hakkındaki hadisler tevatür ölçüsünden çoktur. "Sünen", "Müsned" ve "Mu'cem" kitaplarında mevcuttur.(Kunuci, "el-İzaetü...", s. 94)

İBN TEYMİYE

Resulullah (sav)'den, ahir zamanda çocuklarından ismi ismine, künyesi künyesine denk, yeryüzünü adaletle dolduracak birisinin çıkacağını haber veren Hz. Mehdi (as) hadislerinin hepsi sahihdir. (İbn Teymiye, "Minhacü's-Sünne", c. IV, s. 291)

ZAHİDU'L-Kevserİ

Hz. Mehdi, Deccal ve Mesih ile ilgili hadislerin tevatür derecesine ulaştığına dair rivayetlerde, hadis ilimleri hakkında bilgi sahibi bulunan kimselerce şüphe götüren bir nokta değildir. Gerçi bazı kelamcıların kıyamet alametlerine itikadın yani iman etmenin vacip olduğunu itiraf etmelerine rağmen bunlar bu konuya dair bazı hadisler hakkında şüphe uyandırmaktadırlar. Fakat bu onların hadis ilminde derinlemesine bir bilgiye sahip olmadıklarının neticesidir, başkası değil. (Muhammed Zahidul'l Kevseri, "Nazratun abire fi Mezaimi Men Yünkirü Nüzule İsa Kable'l Ahire", s. 49)

Muhammed b. Hasan El-Esnevİ

Muhammed b. Hasan El-Esnevi (Menakibiş-Şafii) eserinde der ki; Hz. Mehdi (as) hususunda, Resulullah (sav)'den nakl edilen haberler tevatür halini almıştır... O'nun, Ehl-i Beytinden olacağı haber verilmiştir... (Muhammed B. Resul Al - Hüseyni El Berzenci, "Kıyamet Alametleri", Pamuk Yanıları, Trc. Naim Erdoğan)

EHL-İ SÜNNET İTİKADINA GÖRE MÜTEVATİR HADİSLERE İNANMANIN GEREKLİLİĞİ

Mütevatir hadislere inanmanın gerekliliğini ve mütevatir haberlerin dindeki önemini pek çok İslam alimi yazdıkları eserlerde vurgulamışlardır. Aşağıda çeşitli İslam alimlerinin bu konudaki görüşlerinden örnekleri veriyoruz:

ŞEHABETTİN İBN-İ HACER ASKELANİ

"Tevatür isnad ilminin konularından değildir. Çünkü isnad ilmi bir hadisin doğru olup olmadığını ravilerin kişiliğini ve vasıflarını inceleyerek ortaya koyar. Halbuki mütevatir bir haberin ricali (ravileri) incelemeye alınmaz, mütevatir hadise hiçbir sorgu yapılmadan amel etmek vaciptir." (Dr. Subhi Salih, "Ulum'il-Hadis", s. 151 ve 152)

MUHAMMED CEMALEDDİN EL-KASİMİ El-DIMIŞKİ

"Bil ki doğrulukları ilmen isbat edilmiş bir zümre insanın rivayet ettiği hadis "Mütevatir"dir. Yani, bu kişilerin, tüm rivayet sınıflarında yalancılıkta elbirliği etmeleri ihtimali bulunmaz... Ravileri hakkında hiçbir münakaşaya girilmeden bu hadislere uyulması vaciptir." (Muhammed Cemaleddin el-Kasimi el-Dımışki, "Kavaid'üt-Tahdis, min Fununi Mustah'il-Hadis", s. 151)

NUREDDİN ATER

"Sahih veya Hasen hadislerin ravilerinde aranan adalet doğruluk gibi şartlar "mütevatir" hadis ravilerinde aranmaz. Çünkü bu hadisleri rivayet edenlerin sayısı o kadar çoktur ki, aklen bir araya gelip hadis uydurmaları mümkün olmaz. Bu nedenle hadis bilimcileri mütevatir hadisleri inceleme konusu yapmazlar. Onlara göre sadece bir hadisin doğruluğu veya geçerliliği inceleme konusu olur. Oysa mütevatir hadisin böyle bir şeye ihtiyacı yoktur... Bu ravilerinin yakin elde edilecek kadar çok oluşundandır. Bu da doğal ve zaruri bir olaydır." (Nureddin Ater, "Menhac'ün-Nakd fi Ulum'il-Hadis", s. 405)

EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ


"Tüm ravileri, başında, ortasında ve sonunda normalde yalancılıkta elbirliği etmeleri mümkün olmayacak kadar çok olan haber "mütevatir"dir... Hadis bilimcileri mütevatir rivayet ravilerinin adil olmasını hatta Müslüman olmalarını bile şart koşmuyorlar... Baliğ, adil ve Müslüman sayılmaları, aynı şekilde yaşıyor olmaları gerekmiyor. Kafir, fasık, buluğa ermemiş olmaları caizdir. Herhangi bir özel sıfat taşımaları da şart koşulmamıştır." (Ebu Abdullah Muhammed b. Cafer İdrisi Ketani, "Nezm'ül-Mütenasir min ahadis'il-Mütevatır", s. 5-6-9)

EBU'S-SADAT MUHAMMED B. MUHAMMED EBU ŞOHBE

"Mütevatir haberlerde ravinin adil ve hatta Müslüman olması şart değildir. Çünkü mütevatirin kabul edilirlik gerekçesi anlatanların çok oluşudur. Nitekim bir şehir halkı bir olayın gerçekleştiğini haber verirlerse, sözleriyle kesin bilgi elde edilir." (Dr. Ebu's-Sadat Muhammed b. Muhammed Ebu Şohbe, "el-Vesit fi Ulumi ve Mustalah'il-Hadis", s. 190)

EN-NEVEVİ

"Haber iki kısımdır: Mütevatir ve Ahad... Mütevatir haber, yalan üzere ittifak etmeleri mümkün olmayan bir kalabalığın yine kendisi gibi bir kalabalıktan naklettiği haber olup iki taraf (birinci tabaka ve ikinci tabaka) ve ortadakiler (bu ikisinin arasındakiler) eşittir. Bu kalabalık zanni olmayıp duyularla idrak edilen birşeyi haber verirler ve bu haber vermeyle yakini ilim hasıl olur. Muhakkiklerin genelinin de muvafık olduğu üzere tercih edilen görüş, tevatürün belli bir sayıyla sınırlandırılamayacağıdır." (El-Cezairi, "Tevcihu'n-Nazar", s. 33)

MÜTEVATİR RİVAYETLERİ REDDETMENİN İNKAR OLDUĞUNA HÜKMEDEN EHL-İ SÜNNET ALİMLERİ

Buraya kadar bazı örneklerini aktardığımız ehl-i sünnet alimlerinin izahlarından, ahir zamanda Peygamber Efendimiz (sav)'in soyundan Hz. Mehdi (as) adında mübarek bir zatın çıkacağına dair rivayetlerin mütevatir olduklarını gördük. Asılsız ve yalan olması akıl ve mantık açısından mümkün olmayan bu rivayetlere inanmanın gerekliliğini inceledik.
Durum böyleyken bazı İslam alimleri de, kesinlik arzetmelerinden dolayı, mütevatir hadisleri inkar etmenin doğrudan Hazreti Peygamber (sav)'i inkar etmek anlamına geleceğini belirterek, bunun da küfür olduğu şeklinde çok daha keskin bir hükme varmışlardır. Bu alimlerden bazılarının izahları şöyledir:

CELALEDDİN SUYUTİ

Biliniz ki: Her kim ister sözüyle, ister davranışı ile -fıkıhta belirtildiği üzere- (mütevatir hadisleri) inkar edip hüccet bilmezse kafir olur, İslam dairesinden çıkar; Yahudilerle, Hristiyanlarla ve Allah'ın dilediği grupla haşredileceklerdir. (Abdulgani Abdulhak, "Hücciyet'üs Sünnet", s. 270, Miftah'ül Cennet'ten naklen)

EBU'L-FAZL ABDULLAH B. MUHAMMED el-İDRİSİ

"...Çünkü, alimlerin aldığı karar gereğince her kim, Peygamber (sav)'den nakledilen hadisleri mütevatir olduğu kanıtlandıktan sonra, reddine dair kabul edilebilir bir gerekçe göstermeden inkar ederse kafir olur." (Ebu'l-Fazl Abdullah b. Muhammed el-İdrisi, "El-Mehdi-ül Muntazar", s. 94-95)

MUHAMMED EL-MEKKİ

Güvenilir ravilerin aktardıkları hadislerde Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)'ın ahir zamanda zuhur edeceğini müjdelemiş, onun sıfatlarını ve zuhurunun belirtilerini açıklamıştır... Her kim vaadedilen Hz. Mehdi (as)'ı inkar eder, yalan sayarsa kafir olur denmiştir. (Alaaddin Ali b. Hişam Muttaki Hindi, "El-Burhan fi Alamati Mehdiyyi Ahir Zaman", c. 2, s. 865-876) Aşağıdaki iki hadis de bu alimlerin vardıkları hükmü doğrular niteliktedir:
"Hz. Mehdi (as)'ın çıkışını inkar eden, Hz. Muhammed (sav)'e indirileni inkar etmiştir..."
"... Hz. Mehdi (as)'ı inkar eden şüphesiz kâfirdir."
Bu hadisleri nakleden ehl-i sünnet kaynakları sırasıyla şunlardır:
1- "Fevaid-ul Ahbar", Ebu Bekir Ahmed b. Muhammed İskafi (ölm: H. 260)
2- "Cem'ul Ahadis-il Varide fi-l Mehdi", Hafız Ebu Bekir b. Hayseme, (ölm: H. 279)
3- "Maani-l Ahbar", Ebu-l Bekir Muhammed b. İbrahim Kelabazi Buhari (ölm: 380)
4- "Ravd-ul Enf ve Şerh-us Sire", Ebu Kasım Abdurrahman Süheyli (ölm: 581), c. 2, s. 431. (Malik b. Enes Muhammed b. Münkedir'den, o da Cabir'den rivayet etmiştir)
5- "İkd-ud Durer fi Ahbar-il Mehdi-il Muntazar", Yusuf b. Yahya Makdisi eş-Şafii (ölm: 685), s. 157. "Fevaid-ul Ahbar", İskafi ve "Şerhu-s Sire", Ebu-l Kasım Süheyli'den naklen.
6- "Feraid-us Simtayn", Şeyh İbrahim b. Muhammed Hamvini (ölm: 730), c. 2, s. 337, No. 585, "Maani-l Ahbar" Ebu Bekir Muhammed b. İbrahim'den naklen.
7- "Lisan-ul Mizan", İbn-i Hacer Askalani (ölm: 852), c. 4, s. 147, Mısır Baskısı; s. 130, Haydarabad Baskısı, "Maan-il Ahbar"dan naklen.
8- "el-Orfu-l Verdi Fi Ahbari-l Mehdi", Celaleddin Suyuti (ölm: 911), s. 161, "Fevaid-ul Ahbar"dan naklen.
9- "el-Kavl-ul Muhtasar fi Alamât-il Mehdi-il Muntazar", İbn-i Hacer eş-Şafii el-Mekki (ölm: 974) s. 56, Şam, Zahiriye Kütüphanesindeki el yazmasından alınan kopya, Kum'daki Ayetullah Mar'aşi kütüphanesinde mevcuttur, (Fevaid-ul Ahbar ve Şerh-us Sire'dan naklen...)
10- "el-Fetave-l Hadise", İbn-i Hacer-i Mekki s. 37
11- "el-Burhan Fi Alâmât-i Mehdi-i Ahir-iz Zaman", Muttaki Hindi (ölm: 975).
12- "Levaih-ul Envar-il ilahiye...", Şeyh Muhammed b. Ahmet Sefarini el-Hanbeli (ölm: 1188), c. 2, Hz. Mehdi (as) konulu "el-Faidet-ul Hamise" adlı bölümü; Hafiz İskafi'den naklen. (Adı geçen kaynakta ravi Cabir b. Abdullah'ın güvenirliği konusunda övgüyle söz edilmiştir.)
13- "Yenâbi-ul Mevedde", Süleyman b. İbrahim Kunduzi (ölm: 1294), 78. Babın başları, Cabir b. Abdullah Ensari'den naklen.
14- "el-İzae Li Ma Kâne ve Mâ Yekunu Beyne Yedey-is Sa'eh", Seyyid Muhammed Sıddık Kanuci Buhari (ölm: 1307) s. 137, "Cem-ul Ahadis-il Varide Fi-l Mehdi" İbn-i Hayseme ve "Fevaid-ul Ahbar" İskafi'den naklen.
15- "El-Mehdiyyu'l Muntazar", Ebulfazl Abdullah b. Muhammed Sıddık (ölm: 1308), s. 94 "Fevaid-ul Ahbar"'dan naklen.

Mehdiyet Hakkında Verilen Bazı Fetva Örnekleri

Yukarıda görüldüğü gibi, Mehdilik konusuyla ilgili hadisler tevatür derecesinde olup, hiçbir şüpheye yer bırakmadan bu konuya inanmanın gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu konuyla ilgili dünyada fetva makamı olarak kabul edilen, büyük İslam alimleri tarafından oluşturulan, "Rabitat'ül-Alem'il-İslami" dairesinin, Şeyh Muhammed Muntasır el-Ketani başkanlığındaki İslami Fıkıh Kurulu tarafından verilmiş ve Şeyh Muhammed el-Kazzaz'ın imzasını taşıyan 23 Şevval 1396 (17. 10. 1976) tarihli fetvası şu şekildedir:
"...Çok sayıda sahabe peygamberden Hz. Mehdi (as) hakkında hadis rivayet etmişlerdir. Örneğin Osman b. Affan, Ali b. Ebu Talib, Ümmü Seleme gibi yirmisini ben biliyorum ve onlardan başka daha birçok rivayet nakletmiştir. Ayrıca Peygamber sözü hükmünde olan sahabenin buyruğu da vardır. Bu konuda içtihat edilemez ve aksi görüş belirtilemez. Bu konudaki nebevi hadisler Süneni Ebu Davud, Tirmizi, İbn-i Mace ve İbni Asakir'in Tarih'i Dımışki ve diğer kitaplarda kayda geçmiştir.
Hz. Mehdi (as) konusunda özel kitaplar da yazılmıştır: "Ahbar'ül-Mehdi", "Ebu Nuaym Kitabı", "el-Vehm'ül-Meknun" ve diğerleri gibi... Önceki ve bugünkü büyükler Hz. Mehdi (as) hakkındaki hadislerin tevatür olduğuna tekit etmişlerdir: es-Sehavi "Feth'ül-Mugıys'da; İbni Teymiyye "Fetava"da ve Eb'ul-Abbas Mağrıbi "el-Vehm'ül-Meknun"da belirttikleri gibi...
Hafızlar ve muhaddisler, Hz. Mehdi (as) hakkındaki hadislerin tevatür olduğuna yakin etmişlerdir. Sonuç olarak Hz. Mehdi (as)'ın zuhur edeceğine inanmak vaciptir. Ehl-i sünnet ve cemaat inançlarından sayılmaktadır. Sünnetten habersiz olan ve bid'at koyuculardan başka hiçbir Müslüman bu inancı inkar etmez." (Muhammed Mehdi el-Horasan, "el-Beyan fi Ahbar-ı Sahibüzzaman Mukaddimesi", s. 76-79)
Aynı şekilde, dünya çapında İslami konularda söz sahibi olan "İlim ve Fetva Konuları Daimi Kurultayı"nın, Şeyh Abdülaziz b. Baz, Şeyh Abdürrezzak Afişi, Şeyh Abdullah b. Suud ve Şeyh Abdullah b. Gadyan'ın da aralarında bulunduğu alimler tarafından verilen 2844 sayılı Mehdilik hakkındaki fetva şöyledir:
"Hz. Mehdi (as)'ın zuhur edeceğini kanıtlayan rivayetler çoktur, hadis öncüleri birçok senetle bunları rivayet etmişlerdir. Ebu'l-Hasan el-Aburi, Allame Sefareyni ve Allame Şevkani gibi otoriteler bu hadislerin manevi tevatür olduğunu söylemişlerdir. Yüce Peygamber (sav)'in buyruklarında belirtilerini açıkladığı kişiden başkasını Hz. Mehdi (as) olarak kabul etmek caiz değildir."

HZ. MEHDİ (AS) KONUSUNDAKİ HADİS-İ ŞERİFLERİN KAYNAKLARI

Hz. Mehdi (as)'ın geliş  alametleri, özellikleri ve Hz. Mehdi (as) döneminde yaşanacak olaylarla ilgili hadis-i şerifler pek çok güvenilir hadis kaynağında aktarılmaktadır. Bu kaynaklardan bazıları şunlardır:
1. Tirmizi'nin Sünen'inde 3 tane,
2. Ebu Davud'un Sünen'inde 8 tane,
3. İbn-i Mace'nin Sünen'inde 8 tane,
4. Ahmed bin Hanbel'in Müsned'inde 12 tane,
5. Abdülrezzak b. Hemmam'ın el-Musannef'inde 8 tane,
6. İbn Ebi Şeyhe'nin el-Musannef'inde 14 tane,
7. İbn Hibban'ın Sahih'inde 7 tane,
8. Heysemi'nin Zevaid'inde 20 tane,
9. Suyuti'nin Cami'us Sağır'ında 8 tane,
10. El-Muttaki el-Hindi'nin Kenzü'l Ummal'inde 59 tane,
11. Hakim'in Müstedrek'inde 12 tane,
12. Deylemi'nin el-Firdevs'inde 7 tane,
13. Darekutni'nin Sünen'inde 1 tane olmak üzere, bu kaynaklarda Hz. Mehdi (as) ile ilgili toplam 159 güvenilir hadis-i şerif bulunmaktadır.
Ayrıca büyük İslam alimlerinden,
İbn Kesir 3, Hafız Busuri 2, Zehebi 5, Munziri 1, Azimabadi 6, Elbani 6 güvenilir hadis-i şerife eserlerinde yer vermişlerdir.
Bunlar Hz. Mehdi (as) ile ilgili hadislerin bulunduğu güvenilir kaynakların sadece bir kısmıdır. Bunların dışında da daha pek çok güvenilir kaynakta Hz. Mehdi (as) konusundaki hadisler ve açıklamalar vardır.

HZ. MEHDİ (AS) HAKKINDA YAYINLANMIŞ EHL-İ SÜNNET KAYNAKLARI

Pek çok İslam alimi, hadis imamı, mezhep imamı ve İslam tarihçisi Hazreti Mehdi (as) hakkında onlarca kitap ve risale kaleme almışlardır. Bu zatlar yayınladıkları bu eserlerle Hz. Mehdi (as)'a inanmanın İslam itikadının gereklerinden olduğunu delilleriyle ortaya koymuşlardır. Bazı alimler de yazdıkları eserlerde Mehdiyet konusuna özel bölümler ayırmış hatta bunların bazısında Hz. Mehdi (as) konusunda yazılmış olan kitaplardan daha geniş bir şekilde bu konuya yer vermişlerdir. Bunların birçoğu kitap olarak basılmış ve birçoğu da henüz yayınlanmamıştır.
Aşağıda Hz. Mehdi (as) konusunu ele alan bazı ehl-i sünnet kaynakları hakkında kısa bilgileri içeren listeyi veriyoruz. Eserler telif tarihlerine göre sıralanmıştır. Yalnızca bu liste bile Mehdiyet konusunun İslam dininde ne kadar sağlam ve köklü temellere, muteber ve güvenilir belgelere dayandığını göstermesi açısından yeterlidir:

El-Musannef

Ebu Bekr Abdur-razzak b. Hemmam b. Nafi el-Himyeri es-San'ânî el-Yemeni (126-211 Hicri)
Meşhur hadis alimi ve hadis hafızlarından olup, Yemen-San'â'lıdır. 17 bin hadis ezberlemiş, Buhari de bundan hadis almıştır.
Zehebi, bu eserle ilgili olarak şöyle diyor: "Birçok hadis alimi güvenilirliğini kabul etmiş, sahih hadis kitaplarında kendisinden hadis nakledilmiş, bilinen ilim kaynaklarından biridir."
İbn-i Hallikan da şöyle diyor: "Zamanında, Sufyan b. Uyeyne, Ahmed İbn-i Hanbel ve birçok İslam alimi ondan hadis nakletmişlerdir."

Sünen-i İbn-i Mace

Muhammed b. Yezid b. Macei er-Rebi-i el-Gazvinî (209-273 Hicri)
Künyesi: Ebu Abdullah
En meşhur kitabı, iki ciltlik Sünenü'l-Mustafa'dır ki Sünen-i İbn-i Mace olarak tanınmaktadır. Ehl-i sünnetin, Kütüb-ü Sitte diye anılan hadis kaynaklarından biridir. Bu kitabının, "el-Fiten" babının bir bölümünde, İmam Mehdi aleyhi's-selâm ile ilgili hadisleri nakletmiştir.

Sünen-i Ebu Davud

Ebu Davud, Süleyman b. Eş'as b. İshak el-Ezdi, el-Secistani(202-275 Hicri)
Eserleri arasında meşhuru da Kütüb-ü Sitte'den olan, "Sünen-i Ebu Davud" adıyla bilinen, Sünenidir.
Müellif bu kitabında, Hz. Mehdi (as) ile ilgili babının "Kitabu'l-Mehdi" bölümünde; Hz. Mehdi (as)'ın  özellikleri, zuhurunun alametleri, zuhurundan sonra neler yapacağı konularıyla ilgili olarak, on üç hadis nakletmiştir.

Sünen-i Tirmizi

Ebu İsa, Muhammed b. İsa b. Savre b. Musa b. ez-Zahhak es-Selemi ez-Zerir el-Bugi et-Tirmizi (209-297 Hicri)
Meşhur hadis alimleri ve imamlarından olup, hadis hıfzında şöhrete ulaşmıştır. Aslen, Ceyhan Nehri'nin doğusunda bulunan "Tirmiz" şehrinin Bug köyünde doğmuş, hadis tahsili için, Horasan, Irak, Hicaz gibi yerlere seyahatlerde bulunarak, Muhammed b. İsmail el-Buhari'den ders almış ve aynı zamanda beraberce bazı hadis alimlerinden ilim tahsil etmişlerdir, Ahmed b. Hanbel, ed-Daremi ve üçüncü asır hadis alimlerinden yararlanmıştır.
Bunlarla beraber, Rical ilmi, tarih ve hadis sahalarında da eserleri vardır. Eş-Şemail, el-İlel, et-Tarih ve el-Camiu's-Sahih adlı kitapları bunlardandır. Özellikle onun bu son kitabı, ehl-i sünnette büyük değere ve şöhrete sahiptir. Aynı zamanda Kütüb-ü Sitte'den de biridir. Bu kitabıyla ilgili birçok şerhler yazılmıştır. Sünen'in dördüncü cildinde, İmam Mehdi aleyhi's-selâm hakkında bir takım hadisler nakletmiştir.

Kitab-ul Bed'u ve't-Tarih

Ebu Zeyd Ahmed b. Sah el-Belhî
Bu kitap İstanbul'da Damat İbrahim Paşa'nın kütüphanesinde olan nüshada ve İbnü'l Verdi'nin, "Haridat-ül Acaib" kitabında da, adı geçen müellife ait olduğu belirtilmiştir. Hacı Halife de, Keşfü'z-Zünun'un 1. cildinin, 227. sayfasında bu eserin müellifinin Ebu Zeyd olduğunu belirtmiştir. Ebu Zeyd, rical ve biyografi kitaplarında da tarihçilerin ileri gelenlerinden sayılmış; din, şeriat, felsefe, edebiyat ve diğer ilimlerde de tanınmış bir isim olarak kabul edilmiştir. Ama Fransız müsteşrik Cloman Hewar, araştırmaları neticesinde, bu kitabın müellifinin tarihçi Mutahhar b. Tahir el-Mukaddes olduğunu bildirmektedir. Çünkü, Ebu Zeyd bazı biyografi kaynaklarına göre; Hicri 322 veya Hicri 340 yılında vefat etmiştir. Oysa kitabın telif tarihinin Hicri 355 olduğu kaydedilmiştir. Hacı Halife de "Keşf üz-Zünun" adlı eserinde Ebu Zeyd'in ölüm tarihini böyle kaydetmiştir.
Ama el-Mukaddes'in Biyografisi bizim için de meçhuldür. Bu kitap, Miladi 1899-1919 yılları arasında, müsteşrik Clamon Hewar'ın çalışmasıyla altı ciltte, şerhli olarak Fransa'da basılmış; daha sonra da, Bağdat'ta ofset olarak basılmıştır. Bir kısmı ise hâlâ basılmamıştır.
Bu eserin müellifi kim olursa olsun, kitabın büyük bir kısmını, İmam Mehdi aleyhi's-selâm konusuna ayırmıştır.

El-Mu'cemu'l-Kebir

Ebu'l Kasım Süleyman b. Ahmed b. Eyyub b. Mutayyir el-Lahmi et-Taberani (260-360 Hicri)
Büyük hadis alimi ve hafızlarındandır. Şam'ın Taber bölgesinde doğmuş, hadis tahsili için Şam, Hicaz, Irak, Mısır, Yemen'e seyahatlerde bulunmuş ve daha sonra İsfahan'da yüz yaşında vefat etmiştir.
En önemli eserlerinden olan bu kitap, Irak Vakıflar Bakanlığı tarafından on cilt halinde yayınlanmıştır. Mucem-i Evsat ve Sağîr'i de, Delhi'de ve iki cilt halinde Mısır'da basılmıştır. Onuncu cildinde, İmam Mehdi aleyhi's-selâm ile ilgili hadisleri ele almıştır. Diğer ciltlerde de Hz. Mehdi (as) ile ilgili hadisler mevcuttur.

Mealimu's Sünen Fi Şerh-iKitab-i Sünen-i Ebi Davud

Ebu Süleyman Hamd b. Muhammed el-Hattabi el-Besti (319-388 Hicri)
Afganistan'ın Kabil'e bağlı Best bölgesinde doğup yine burada vefat etmiştir. Hadis, fıkıh, edebiyat, lügat sahalarında ilim tahsil etmiştir, Zehebi, onu güvenilir ilmi şahsiyetlerden biri olarak tanıtmaktadır. Bu da kitabının bir bölümünde, İmam Mehdi aleyhi'sselâm ile ilgili, hadisleri nakletmektedir.

Mesabihu's Sünne

Hüseyin b. Mes'ud Şafii (436-510 veya 516 Hicri)
"Muhyi's Sünne (sünneti ihya eden) lakabını almıştır".
Aslen, Afganistan'ın Herat şehrine bağlı, Bag köyündendir. Horasan'ın Rey şehrinde vefat etmiştir.
İbn-i Hallikan onu, ilim denizi olarak tanıtmaktadır. Hicri 1318'de Mısır'da basılmış olan kitabının bir bölümünü, İmam Mehdi aleyhi's-selâm ile ilgili hadislere ayırmıştır.

Camiu'l Usul Min E-hadis' Sir Resul

Ebu Saadet Mübarek b. Muhammed, İbn-i Esir el-Ceziri diye tanınır (544-606 Hicri)
Meşhur tarihçi, İbn-i Esir'in kardeşi olup, Kur'an tefsiri, fıkıh, hadis, nahv ve lügat dalında tahsil görmüş, İbn-i Ömer adasında doğup, Musul şehrine yerleşmiş ve Musul'da da vefat etmiştir. En önemli eseri olan bu eserini, Kütüb-ü Sitte'den derlemiş ve 13 cilt halinde Beyrut'ta basılmış olan bu eserinin bir bölümünü, İmam Mehdi aleyhi's-selâm konusuna ayırmıştır.

El-Fütuhat ul- Mekkiyye

Muhyiddin b. Arabi ve Şeyh-i Ekber olarak tanınan Muhammed b. Ali b. Muhammed b. Ahmed b. Abdullah et-Tai el-Hatemi (560-638 Hicri)
Ariflerin en meşhurudur. Felsefe, kelam, tefsir, edebiyat, şiir gibi birçok dalda dört yüze yakın risale ve kitabı olduğu söylenir. Endülüs'ün Murs şehrinde doğmuş, Dimeşk'te ikamet etmiş ve burada da vefat etmiştir.
Bu eserin üçüncü cildinin, İmam Mehdi aleyhi's-selâm ile ilgili bölümünde, akli ve nakli delillerle bu hususu belgelemiştir.

Metalibu's Seul Fi Menakib-i al-ir Resul

Muhammed b. Talha, eş-Şafii (582-652 Hicri)
Muhaddislerin büyüklerindendir; usul-ü fıkıh, edebiyat konularında ün yapmıştır. Aslen Nusaybinli olup daha sonra, Dimeşk ve Haleb'e yerleşerek burada vefat etmiştir. Bu kitabı ilk defa, İbn-i Cevzi'nin, "Tezkiretü Havassi'l Umme" adlı kitabıyla beraber, Hicri 1287 senesinde 91 sayfa olarak taş baskıyla yayınlanmış, daha sonra da Necef'te tab edilmiştir.
Bu kitabın 12. babının başlığı; "On ikinci İmam Muhammed ibn-i Hasan el-Askeri el-Mehdi"dir.

Tezkiret-ü Havassi'l Ümme

Sibt b. Cevzi Hane-fi Yusuf b. Kızoğlu b. Abdullah el-Bağ-dadi ed-Dimeşkî (581-654 Hicri)
Fıkıh, tefsir, tarih ve hadis ilimlerine katkısı olmuş, hadis hafızı olup, meşhur hatiplerdendir. Bağdat'ta doğup, Dimeşk'te vefat etmiştir. Eserlerinden biri olan el-Fıkhu Ale'l-Meza-hibi'l-Erbaa (Asıl adı: İsar'ul İnsaf Fi Asar'il-Hilaf) kitabı Türkçe'ye tercüme edilmiş ve bir kaç defa basılmıştır.
Yukarıda adı geçen eseri, 12 İmam'ın fazilet ve özelliklerini içermektedir. Kitabın son bölümü ise Hz. Mehdi (as) ile ilgilidir.

Şerhu Nehci'l Belağa

İbn-i Ebi'l Hadid el-Mutezi-li (586-655 Hicri)
Tarih ve edebiyat ve daha birçok ilim dalında tanınmış bir isimdir. Medayin'de doğmuş, Bağdat'ta yaşamış ve Abbasi halifelerinin divan katipliğini yapmıştır.
En meşhur eseri olan Nehcü'l-Belağa Şerhi, Allame Hoi'nin 22 ciltlik Nehcü'l Belağa Şerhinden sonra, bu konuda en geniş şerhlerden sayılır. Mısır, Beyrut ve İran'da defalarca tab edilmiştir.
Bu kitapta Hz. Ali aleyhi's-selâm'ın ahir zamanla ilgili sözleri bölümünde ve diğer kısımlarda İmam Mehdi aleyhi's-selâm ile ilgili konulara genişçe yer vermiştir.

Muhtasaru Sünen-i Ebu Davud

Abdulazim el-Munzirî eş-Şafii (581-656 Hicri)
Fakih, tarihçi, hafız, edebiyatçı ve hadis ilminin ileri gelen alimlerindendir. Eserleri arasında önemli bir yeri olan bu kitabın 6. cildinde İmam Mehdi aleyhi's-selâm ile ilgili konulara yer vermiştir.

Tezkiretu'l-Kurtubi

Muhammed b. Ahmed b. Ebubekr b. Farah el-Ensari Ebu Abdullah Kurtubi (Ölm. 671 Hicri)
Malikî mezhebinin büyük müfessirlerindendir. Ez-Zerek, bu zatla ilgili olarak şöyle der: O, salihlerden olup, Kurtub'da doğarak, oradan doğuya göç etmiş, Mısır'ın Esyuut şehrinin kuzeyinde olan İbn-i Hasip bölgesine yerleşmiş ve burada vefat etmiştir.
Eserlerinden olan "el-Camiu Li Ahkam'il-Kur'an" 20 cilt olarak basılmış ve Kurtubi Tefsiri olarak tanınmıştır. Yukarıda işaret edilen eseri, Tezkiretun Bi Ahvali'l Mevta ve Ahvali'l Ahire adıyla Mısır'da iki cilt olarak basılmıştır. Kitabın ikinci cildinde, bir bölümü İmam Mehdi aleyhi's-selâm'a ayırmıştır.

Vefayetu'l-A'yan

İbn-i Hallikan-ı Şa-fiî (608-681 Hicri)
Aslen Erbil'li olup, Mısır'a gitmiş, oradan da Şam'a yerleşerek bir süre kadılık yapmıştır. Kendisi, büyük tarihçi ve edebiyatçılardandır.
Bu kitap, alimlerin ve araştırmacıların nazarında, düzenli, güvenilir ve en meşhur biyografi kitaplarından biri olarak kabul edilir. Bu kitabının 4. cildinde, İmam Mehdi aleyhi's-selâm'a ayrılmış kısa bir bölüm bulunmaktadır.

Zehairu'l Ukba

Muhibiddin Ahmet b. Abdullah b. Muhammed et-Taberi el-Mekki eş-Şafii (615-694 Hicri)
Mekke'de doğmuş ve orada vefat etmiştir. Muhaddislerin büyüklerinden, Şafii mezhebinin şeyhlerinden ve Hicaz müftülerindendir. Hadis ve fıkıh hususunda değerli eserleri bulunmaktadır.
Hicri 1350 tarihinde, Mısır'da basılan ve Ehl-i Beyt aleyhi's-selâmın faziletlerini içeren bu kitabın bir bölümünü de, İmam Mehdi aleyhi's-selâm oluşturmaktadır.

Feraidu's-Simtayn

İbrahim b. Saadettin-i Horasani (644-732 Hicri)
Hadis hafızı ve ehl-i sünnet alimlerindendir. Zehebi, "Tezkire" adlı eserinin 4. cildinde ondan şöyle bahsediyor: "O, muhaddislerin imamı, İslam'ın iftiharlarından ve evliyanın önde gelenlerindendir. Gazan Padişahı onun vesilesiyle Müslüman olmuştur."
İbn-i Hacer el-Asgalani de "ed-Dürerü'l-Kamine" adlı eserinde Zehebi'nin sözlerini teyit eder ve ilaveten, ehl-i sünnet alimlerinin birçoğunun ondan hadis rivayeti için izin aldığını nakleder.
Bu eseri, Hicri 1398'de Beyrut'ta, daha önce de Lahor'da basılmıştır.
Yukarıda adı geçen kitabını, Hz. Zehra (s.a), Hz. Ali aleyhi's-selâm ve evlatlarının faziletleri konusuna tahsis etmiş, bir bölümünü de, İmam Mehdi aleyhi's-selâm'ın zuhuru ve kıyamı ile ilgili hususlara ayırmıştır.

Mişkatu'l-Mesabih

Veliyuddin Muhammed b. Abdullah el-Hatib-i Tebrizi(ölm. 741 Hicri)
Büyük muhaddislerdendir. Bu kitabının 3. cildinin bir bölümünü, İmam Mehdi aleyhi's-selâm konusuna ayırmıştır.

Haridatü'l-Acaib ve Feridatü'l-Garaib

Siracuddin Ömer b. Muzaffer eş-Şafii İbn-i Verdi (ölm. 749 Hicri)
Suriye'nin Numan bölgesinde doğmuş, fıkıh, edebiyat, şiir, lügat, nahv ve tarih konularında eserler vermiş ve kadılık da yapmıştır.
Suriye'nin Halep şehrinde vefat etmiştir. Eserlerinden biri de, kıyamet alametlerini konu alan ve İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili bir bölümü de içeren yukarıda ismi geçen kitaptır.

El-Menaru'l-Munif Fi's-Sahihi Ve'z-Zaif

Müellif: Şemsuddin Muhammed b. Ebi Bekr; İbn-i Kayyım el-Cevzi diye meşhurdur. (691-751 Hicri)
Hanbeli mezhebinin büyük alimlerindendir, İbn-i Teymiye'den fıkıh tahsil etmesi ve aynı görüşleri taşıması sebebiyle, Dimeşk kalesinde zindana atılmış, İbn-i Teymiyenin ölümü üzerine serbest bırakılmıştır.
Eserlerinden biri olan bu kitabının 50. bölümünde, İmam Mehdi aleyhi's-selâm konusunu işlemektedir.

Kitabu'n-Nihaye (el-Fiten ve'l Melahim)

Ebu'l Fida İsmail b. Ömer; İbn-i Kesir diye meşhurdur (701-774 Hicri)
Muhaddis, tarihçi, müfessir ve fakihtir. Şam'ın, Basra bölgesinde doğmuş, Hicri 706 tarihinde, Dimeşk'e yerleşmiş ve burada ilim tahsil etmiştir. Bu kitabı, Mısır ve Beyrut'ta basılmıştır. Bu kitabın 1. cildinde İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili hadisleri "Ahir Zamanda Zuhur Edecek Mehdi" konu başlığıyla ele alınmıştır.

Meveddetü'l-Kurba

Seyyid Ali b. Şahab b. Muhammed el-Hüseyni (714-786 Hicri)
Horasan alimlerindendir. Keşmir'e yerleşmiş ve gayretli çalışmaları sonucu, bölge insanlarının çoğunu İslam'a kazandırmıştır. Arapça ve Farsça olarak birçok eseri bulunmaktadır. En meşhur eseri de bu kitaptır. Kunduzi'nin, Yenabiu'l-Mevedde adlı eseriyle beraber ilk defa İstanbul'da Ahtar Yayınevi tarafından Hicri 1301'de basılmış ve bu kitabında İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili bölümü "İmamların Sayısı ve Onlardan Biri Olan Mehdi" olarak ele almıştır.

Şerhu'l-Mekasid

Mes'ud b. Ömer b. Abdullah Saadettin Taftazani (712-793 Hicri)
Aslen, Horasan'ın Nesa'ya bağlı Taftazan köyünde doğup, oradan Seraks'a yerleşmiş, daha sonra Timurlenk tarafından Semerkant'a sürgün edilmiş ve orada vefat etmiş, cenazesi getirilerek Seraks'ta defnedilmiştir.
Kelam ilmi, mantık, beyan ve Arap edebiyatı sahalarında en büyük şahsiyetlerden biri olup, kelam ilminde kaynak olarak tanınan iki ciltlik eserinin son bölümünün İmametle ilgili kısmında, İmam Mehdi aleyhi's-selâm'ın kıyamı hususuna yer vermiştir.
Bu eseri, Hicri 1277 yılında İstanbul Olmandeşer matbaasında basılmış, daha sonra da Mısır'da tab edilmiştir.

El-Fususu'l-mühimme

Nureddin Ali b. Muhammed (İbn-i Sebbağ el-Maliki diye tanınmaktadır) (784-855 Hicri)
Aslen Afrika'nın Sefagas bölgesindendir. Mekke'de doğup, orada da vefat etmiştir. Malikî mezhebinin fakih ve muhaddislerinden olup, ehl-i sünnet alimlerinden, Halebi, Semhudi, Hamzavi ve Şeblenci gibi birçok alimler ondan hadis nakli izni almışlar.
Birçok biyografi yazarları da ondan bahsetmişlerdir.
Bu kitabında, on iki İmam'ın tanımını konu almış ve bir bölümünü de İmam Mehdi aleyhi's-selâm'a ayırmıştır.

El-Orfu'l-Verdi Fi Ahbari'l-Mehdi

Celaluddin, Abdurrahman b. Kemaluddin Muhammed-i Suyuti eş-Şafii (849-911 Hicri)
Edebiyatçı, tarihçi, müfessir ve muhaddistir. Kahire'de yetim olarak büyümüş, oranın muhaddis ve alimlerinden ilim tahsil etmiştir. Biyografisi birçok rical ve tarih kitaplarında mevcuttur. İslam aleminde eserlerinin bulunmadığı kütüphane yok denecek kadar azdır.
Adı geçen bu risalesi, "el-Havili'l-fetava" adlı iki ciltlik eserinde bulunup, bu eserde İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili hadisleri ele almıştır.

El-Eimmetu'l-isna aşer

Şemseddin Muhammed b. Tulun (880-953 Hicri)
Muhaddis, fakih, tarihçi, edebiyatçıdır, tıp ve rüya tabiri ilimlerine de vakıf idi. Dimeşk'te yaşayıp, burada da vefat etmiştir. Önemli eserlerinden biri olan bu kitapta on iki İmam'ın hayatı konu edilmekte, bir bölümünde de İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili mevzulara yer verilmektedir.
Kitabı, 1958 yılında Beyrut Daru's-sadr Yayınevi tarafından basılmıştır.

El-Yevagitu ve'l-Cevahir

İmam Abdulvahhab eş- Şa'rani eş-Şafii (898-973 Hicri)
Mısır'da dünyaya gelmiş ve Kahire'de vefat etmiştir. Fakih, muhaddis, mutasavvıf ve diğer ilimlerde de ün yapmış büyük şahsiyetlerdendir.
Akaid konusuyla ilgili bu iki ciltlik eserinin, ikinci cildinin bir bölümünü İmam Mehdi aleyhi's-selâm konusuna tahsis etmiştir.

Es-Savaiku'l-muhrika

Ahmed b. Hacer Hey-temi el-Mekki eş-Şafii (909-974 Hicri)
Muhaddis, fakih ve büyük şahsiyetlerden biri olup, "el-Fetave'l-hadise" adlı eseriyle, yukarıda adı geçen eserinin bir bölümünü İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili konulara tahsis etmiştir.

Kenzu'l-ummal

Muttaki Hindi (885-975 Hicri)
Fakih, muhaddis, hatip ve birçok konuda ilmi ünvan taşıyan bir şahsiyettir. Hindistan'ın Burhanpur şehrinde doğmuş, bir müddet ilim tahsilinden sonra, Mekke ve Medine'ye yerleşerek, orada da ilim tahsiline devam etmiş birçok alimden, hadis, tasavvuf, fıkıh dallarında tahsilini sürdürmüş, tekrar Hindistan'a dönerek İslamî irşatta bulunmuş ve Mekke'de vefat etmiştir.
Adı geçen 14 ciltlik ansiklopedik eseri, hadis kaynaklarından biri olarak bilinmektedir. Eserinin 14. cildinin bir bölümünü "Ahir Zamanda Zuhur Edecek Mehdi" başlığı adı altında ele almıştır. Bundan başka diğer bir eseri olan "Telhisu'l-beyan ve'l-Burhan Fi alamati'l-Mehdi" adlı eserlerini de müstakil olarak İmam Mehdi aleyhi's-selâm konusuna tahsis etmiştir.

Ahbaru'd-duvel ve As-aru'l-uvel

Ahmed b. Yusuf b. Ahmed ed-Dimeşki (939-1019 Hicri)
Karamani diye tanınır.
Meşhur tarihçilerdendir, "Keşf-ü'z-zünun" adlı eserin müellifi bu kitap hakkında "İslam aleminde, devletler hususunda böyle bir kitap görmedim" diye bahsetmektedir.
Bu eser, İslam öncesi ve sonrası devlet tarihlerini, yapılarını konu etmektedir. Kitabın geniş bir bölümünü de on iki İmam ve İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili konular oluşturmaktadır. Bu kitap Hicri 1282 yılında büyük boy 500 sayfa taş baskı olarak Bağdat'ta yayınlanmıştır.

Ali b. Sultan Muhammed-i Hirevi

(Vefat-1014 Hicri)
Birçok ilim dalında ihtisas sahibi büyük alimlerdendir. Afganistan'ın Herat şehrinde doğup, daha sonra Mekke'ye yerleşerek orada vefat etmiştir. Bu beş ciltlik eserinin, 5. cildinde İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili hadisleri ele almaktadır. Diğer bir eseri olan, "el-Meşrebu'l-verdi" kitabını ise, yalnızca İmam Mehdi aleyhi's-selâm konusuna ayırmıştır.

El-işaretü Fi Eşratü's-sae

Muhammed b. Abdur-resul eş-Şafiî (1040-1103 Hicri)
Müfessir, muhaddis, ilmî usulcü, edebiyatçı ve lügatçıdır. İlim tahsili için, Bağdat, İstanbul, Dimeşk ve Mısır'a seferler yapmış daha sonra Medine'ye yerleşerek ders vermiş ve burada vefat etmiştir. Bu kitabı, Hicri 1370 senesinde, Mısır'da üç yüz sayfa olarak basılmıştır. Eserin konusu isminden de anlaşıldığı üzere, ahir zaman alametleri ile İmam Mehdi aleyhi's-selâm'ın zuhurunu ele almaktadır.

Fethu'l-menan, Şerhu'l-fevzi ve'l-Eman

Ahmed b. Ali Ebu'n Necah el-Hanefi (1089-1173 Hicri)
Suriye'nin Trablus şehrinin köylerinden birinde doğmuştur. Büyük alimlerden olup, şair, edip ve muhaddisdir. Önemli eserlerinden biri olan bu kitabının bir bölümünü de İmam Mehdi aleyhi's-selâm konusuna ayırmıştır.

Levaihu'l-envari'l-İlahiyye

Şemseddin Muhammed b. Ahmed en-Nablusi (1114-1188 Hicri)
Hanbeli mezhebinin tanınmış fakihlerindendir, mutasavvıf ve tarihçidir. Filistin'in, Nablus şehrinin köylerinden birinde doğup, daha sonra Dimeşk'e yerleşip, orada da vefat etmiştir.
Adı geçen bu değerli eseri, iki cilt olarak Hicri 1324 senesinde Mısır'da basılmış olup, ikinci cildinin bir bölümünde İmam Mehdi aleyhi's-selâm konusundan söz etmektedir.

İs'afu'r-rağibin

Muhammed b. Ali es-Sebban el-Mısri eş-Şafii
Mısır'ın büyük ilmi şahsiyetlerinden olup, lügat, nahv, aruz, belagat, mantık, siyer, hadis, astronomi ve daha birçok sahalarda yüksek ilmi mertebeye erişmiştir.
Mısır'ın Kahire şehrinde doğup, yine orada vefat etmiştir. Adı geçen bu eserde Peygamber-i Ekrem sallâ'llâu aleyhi ve alih'in siretini ve Ehl-i Beytin faziletlerini manzum olarak kaleme almış, bir bölümünü de İmam Mehdi aleyhi's-selâm konusuna ayırmıştır. Bu kitabı, "Nuru'l-ebsar" adlı eseriyle birlikte, Mısır'da taş baskı olarak yayınlanmıştır.

Nuru'l-ebsar

Seyyid Mü'min b. Hasan Şeblenci (ölm. 1290 Hicri)
Muhaddis, edebiyatçı ve tarihçidir. Önemli eserlerinden olan bu kitabı Peygamber-i Ekrem sallâ'llâu aleyhi ve alih ve Ehl-i Beytinin menkıbelerini konu edip, İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili bölümü "Muhammed b. Hasan aleyhi's-selâm'ın Menkıbeleri" başlığını taşımaktadır. Kahire'de taş baskı olarak basılmıştır.

Fevzu'l-kadir, Şerh-i Camiu's-sağir

Muhammed Abdurrauf el-Menavi eş-Şafiî (952-1031 Hicri)
Önde gelen büyük muhaddislerden olup, hadis, kelam, fıkıh, tarih gibi birçok konularda ilim tahsil etmiş ve eserler vermiştir. Adı geçen bu kitabın altıncı cildinde, İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili bir bölüm vardır, ikinci kez 1972 yılında Daru'l-maarif yayınevi tarafından Beyrut'ta basılmıştır.

Meşariku'l-envar

Şeyh Hasan el-Advi el-Mısrî (1221-1303 Hicri)
Kelamcı, muhaddis, Maliki mezhebi fakihlerinden, el-Ezher'de ilim tahsil edip, üstadlık da yapmış ve Kahire'de vefat etmiştir. Adı geçen kıymetli eserin bir bölümünü İmam Mehdi aleyhi's-selâm konusuna ayırmıştır. Kitap, Hicri 1307 yılında Osmanlı Matbaası tarafından basılmıştır.

El-izae Lima Kane ve Ma Yekunu

Seyyid Muhammed Sıd-dık Han b. Hasan (1248-1307 Hicri)
Hindistan'ın Kenuç şehrinde doğup Delhi'de tahsil görmüş, İslamî ilimler sahasında Hintçe, Farsça ve Arapça birçok eser vermiş; Arapça kitapları Kahire ve Beyrut'ta basılmıştır. Adı geçen bu kitabı "Kıyametten önce fitneler ve kıyamet alametleri" konusunu içerip, bir bölümünü de İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili konuya ayırmıştır.
Bu kitabı, Hicri 1293'te Hindistan'da, ikinci baskısı da Hicri 1379'da Mısır'da, es-Suudi Matbaasında basılmıştır.

Gayetü'l-mevaiz

Hayreddin Numan el-Alusi el-Hanefi (1252-1217 Hicri)
Hatip, kelamcı ve kadı olup, Hanefi mezhebi fakihlerindendir. Güvenilir biyograflar, yazar hakkında: "Aklı ilminden büyük, ilmi nesrinden daha belagatlı, nesri şiirinden daha sağlam gibi" sözlerle onu methetmişlerdir.
Adı geçen bu kitap, ilk olarak Hicri 1301 senesinde Mısır'da basılmış ve birinci cildinin bir bölümü İmam Mehdi aleyhi's-selâm konusuna tahsis edilmiştir.

Avnu'l-ma'bud

Muhammed Şems ülhak el-Hindi (1273-1329 Hicri)
Muhaddislerin büyüklerinden kabul edilen bu şahsiyet, bu kitabını Ebu Davud'un Sünen'ine şerh olarak kaleme almış olup, on birinci cildinin bir bölümünü de İmam Mehdi aleyhi's-selâm konusuna ayırmıştır.

Nazmu'l-mütenasir Min Hadisi'l-Mütevatir

Müellif: Ebu Abdullah Muhammed b. Cafer b. İdris b. Muhammed el-Fasi el-Maliki (1274-1345 Hicri).
Tarihçi, fakih ve muhaddisdir. Fas'ta doğup, yine burada vefat etmiştir. Önemli eserlerinden olan bu kitap, Hicri 1328 yılında Fas'ta basılmıştır. Bu kitapta da, İmam Mehdi'yle ilgili hadislerin, mütevatir olduğu belirtilmektedir.

Tuhfetu'l-ahvezi

Müellif: Ebu'l-Ala Muham-med el-Mübarekfurî (1283-1353 Hicri)
Hindistan'ın Mübarekfur şehrinde doğup, Arapça, mantık, felsefe, astronomi, fıkıh ve usulü fıkıh sahalarında ihtisas sahibi olmuş büyük alimlerdendir.
Adı geçen bu kitabı, Sünen-i Tirmizi'nin şerhi olarak kaleme almış; Hindistan, Kahire ve Arabistan'da yayınlanmıştır. Bu eserinin altıncı cildinin bir bölümünü, İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili konulara ayırmıştır.

Nazretun Fi Ahadisi'l-mehdi

Muhammed el-Hızr el-Hüseyin el-Mısri (1292-1377 Hicri)
Aslen Cezayirli olup, Tunus'ta doğmuştur. Tahsilini, Tunus Zeytuniye İlim Külliyesinde sürdürmüş, daha sonra Mısır el-Ezher'de hocalık yapmış ve orada da vefat etmiştir. Birçok eseri ve makaleleri bulunup, İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili adı geçen bu makalesi, "Temeddün-i İslamî" dergisinde Hicri 1370 senesinde Suriye'de yayınlanmıştır.

Tacu'l-camiu'l-usul

Şeyh Mansur Ali Nasif (ölm. 1371 Hicri yıllarından sonra)
El-Ezher'in büyük alimlerinden ve müderrislerindendi. Adı geçen bu kitabının beşinci cildinin bir bölümünü İmam Mehdi aleyhi's-selâm mevzusuna tahsis etmiştir.

İbrazu'l-vehm Meknunmin Kelam-i İbn-i Haldun

Ahmed b. Muhammed b. es-Sadık eş-Şafiî el-Magribî (ölm. 1380 Hicri)
Marekeş'in önde gelen muhaddis, hafız ve alimlerindendir. Adı geçen bu kitabı, İbn-i Haldun'un, İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili şüphesini çürütmek için kaleme almıştır. Kitap Hicri 1347 senesinde Şam'da, et-Terakki yayınevi tarafından basılmıştır.

Huve'l-mehdi

Üstad, Şeyh Nasreddin el-Albani (Arnavutlu)
Günümüz ilmi şahsiyetlerinden olup, çeşitli konularda eser ve makaleleri bulunmaktadır. Adı geçen bu makalesini, Şam'da yayınlanan "Temeddün-i İslam" dergisinde İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili sorulara cevap olarak kaleme almıştır.

Akidetü Ehli's-sünne Fi'l Mehdi

Şeyh Abdulmuhsin b. Hamd
Medine İslam Üniversitesi üstadlarındandır. Adı geçen bu makalede "Ehl-i Sünnet İnancında İmam Mehdi aleyhi's-selâm" konusunu ele almış ve Hicri 1388 senesinde "Camiatü'l-İslamî" adlı dergide, Suudi Müftüsü Bin Baz'ın teyidiyle birlikte neşredilmiştir. Burada ehl-i sünnetin İmam Mehdi aleyhi's-selâm hakkındaki inancını ortaya koymuştur. Bir başka makalesinde de İmam Mehdi aleyhi's-selâm'la ilgili hadisleri reddedenlere karşı cevap vermektedir. Bu makalesi de Hicri 1400 senesinde aynı dergide yayınlanmıştır.

HZ. MEHDİ (AS) HAKKINDA NAKLEDİLEN HADİS VE RİVAYETLERİN İSTATİSTİĞİ

* Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkışını  müjdeleyen hadislerin sayısı: 657
* Hz. Mehdi (as), Ehl-i Beyt'tendir; Hz. Mehdi (as)'ın  ismi, Resulullah'ın isminin ve künyesi de onun  künyesinin aynısıdır" diyen hadislerin sayısı: 389
Hz. Mehdi (as), insanlar arasında Resulullah'a en çok benzeyen kimsedir" diyen hadislerin sayısı: 48
* Hz. Mehdi (as)'ın yüz ve boyunu tarif eden hadislerin sayısı: 21
* Hz. Mehdi (as), Hz. Ali (as)'ın evlatlarındandır" diyen hadislerin sayısı: 214
Hz. Mehdi (as), Hz. Fatıma'nın evlatlarındandır" diyen hadislerin sayısı: 192
*   Hz. Mehdi (as), yeryüzünü adaletle dolduracaktır" diyen hadislerin sayısı: 123
*   Hz. Mehdi (as)'ın iki gaybeti olacaktır" diyen  hadislerin sayısı: 10
*   Hz. Mehdi (as)'ın  uzun bir gaybeti olacaktır." diyen hadislerin sayısı: 91
*   Gaybetinin nedenini açıklayan hadislerin sayısı: 7
*   Gaybeti döneminde halkın Hz. Mehdi (as)'dan       yararlanması hakkındaki hadislerin sayısı: 7
*   Hz. Mehdi (as) uzun ömürlüdür." diyen hadislerin sayısı: 318 
*
 Hz. Mehdi (as)'ın görünümü gençtir" diyen hadislerin sayısı: 8
* Hz. Mehdi (as)'ın doğumu gizli olacaktır" diyen hadislerin sayısı: 14
Hz. Mehdi (as)'ın üzerinde hiç kimsenin biatı olmayacaktır (bir halifeye ya da bir başka kimseye bağlı olmayacak; hiçbir fikrin, grubun, tarikatın veya herhangi bir siyasi düşüncenin  etkisi altında olmayacaktır)" diyen hadislerin sayısı: 10
İnkar edenleri fikren mağlup edecek, yeryüzünü şirk ten temizleyecektir" diyen hadislerin sayısı: 19 
* Hz. Mehdi (as), Allah'ın emrini aşikâr edecek, İslam ahlakını yeryüzünde yayacak ve dünyaya  (manen) hakim olacak..." diyen hadislerin sayısı: 47
Hz. Mehdi (as), insanları Kuran'a ve sünnete sevk edecektir" diyen hadislerin sayısı: 15
Hz. Mehdi (as), Allah'ın düşmanlarını bilgiyle fikren       etkisiz hale getirecektir" diyen hadislerin sayısı: 4
Hz. Mehdi (as) da Peygamberlerden birtakım sünnetler vardır" diyen hadislerin sayısı: 23
Hz. Mehdi (as), Peygamberimiz (sav)'in kılıcıyla kıyam edecektir (yani Peygamberimiz (sav)'in kutsal emanetleri olan mübarek sancağı, kılıcı ve hırkasının gömleği Hz. Mehdi (as)'ın yanında       olacaktır)" diyen hadislerin sayısı: 7
*   Hz. Mehdi (as)'ın siyeri (kişiliği ve dış görünümü) ile ilgili hadislerin sayısı: 30
* Hz. Mehdi (as)'ın zühdü (ahlakı ve takvası) ile ilgili hadislerin sayısı: 4
Hz. Mehdi (as)'ın adaleti ve onun döneminde emniyetin yaygınlığıyla ilgili hadislerin sayısı: 7
Hz. Mehdi (as)'ın ilmi hakkındaki hadislerin sayısı: 5
Hz. Mehdi (as)'ın cömertliği ve bağışıyla ilgili hadislerin sayısı: 13"Allah Tealâ, Hz. Mehdi (as)'ın eliyle  peygamberlerin mucizesini aşikar edecek  ve onların mirasları onunla birliktedir"       diyen hadislerin sayısı: 5
*  
Hz. Mehdi (as) şiddetli bir imtihandan sonra zuhur edecektir" diyen hadislerin sayısı: 24
*  Hz. Mehdi (as), İsa bin Meryem (a.s)'a namazda imamlık yapacaktır" diyen hadislerin sayısı: 25
Hz. Mehdi (as)'ın zuhurunun niteliğini anlatan       rivayetlerin sayısı: 12
Hz. Mehdi (as)'ın zuhurundan önceki durum, fitne ve günahların çokluğu ile ilgili hadislerin sayısı: 37
Hz. Mehdi (as)'ın bazı zuhur alâmetleri ile  ilgili hadislerin sayısı: 29
Gökten Hz. Mehdi (as)'ın  ve babasının  ismiyle duyulacak ses ile ilgili hadislerin sayısı: 27
Hz. Mehdi (as)'ın zuhurundan önceki zamanda fiyatların çok yüksek olması, hastalıkların çoğalması vb. konularla ilgi hadislerin sayısı: 23
Süfyanî'nin çıkışı, ay tutulması vb konularla  ilgili hadislerin sayısı: 38
* Deccalın çıkışı hakkındaki hadislerin sayısı: 12
Hz. Mehdi (as)'ın zuhur edeceği yer ile ilgili  hadislerin sayısı: 17
Hz. Mehdi (as)'ın yeryüzünün doğu ve batısını  manen fethetmesiyle ilgili hadislerin sayısı: 12
Hz. Mehdi (as) döneminde bütün milletlerin  İslam ahlakı üzere toplanmasıyla ilgili  hadislerin sayısı: 7
Hz. Mehdi (as) döneminde yerin servet ve  madenlerini dışarı çıkarmasıyla ilgili hadislerin sayısı: 10
Hz. Mehdi (as) döneminde gök ve yeryüzü  bereketlerinin açığa çıkmasıyla ilgili hadislerin sayısı: 12
313 kişinin Hz. Mehdi (as)'ın yanında bulunmasıyla  ilgili hadislerin sayısı: 25
Hz. Mehdi (as) ortaya çıktığında yeryüzünün  adaletle dolmasıyla ilgili hadislerin sayısı: 129
Hz. İsa'nın ikinci kiz yeryüzüne inmesi ve  Hz. Mehdi (as)'ın arkasında namaz kılmasıyla  ilgili hadislerin sayısı: 29
Hz. Mehdi (as)'ın, deccali (manen ve fikren) etkisiz hale getirmesiyle ilgili hadislerin sayısı: 6
Hz. Mehdi (as)'ın Süfyani ile fikren mücadele  edip onu (manen ve fikren) etkisiz hale  getirmesiyle ilgili hadislerin sayısı: 2
Hz. Mehdi (as) zamanında yeryüzünün  bayındırlığıyla ilgili hadislerin sayısı: 5
Hz. Mehdi (as)'ın asrında işlerin kolaylaşması ve akılların kemale erişmesiyle ilgili hadislerin sayısı: 7
Hz. Mehdi (as)'ın  ashabının faziletleriyle  ilgili hadislerin sayısı: 14
Hz. Mehdi (as)'ın ashabının güç ve kuvvetleriyle  ilgili hadislerin sayısı: 5
Zuhurundan sonra Hz. Mehdi (as)'ın hilafetinin manevi liderliğinin) süresiyle ilgili olan hadislerin sayısı: 18
Hz. Mehdi (as)'ın yiyeceği, içeceği ve  giyimiyle ilgili hadislerin sayısı: 4
*  Hz. Mehdi (as)'ın halkı davet ettiği şeyler hakkındaki hadislerin sayısı: 7
*  Fereci (kurtuluşu) beklemenin faziletiyle ilgili hadislerin sayısı: 23
*  Hz. Mehdi (as)'ın takipçilerinin bazı  görevleriyle ilgili hadislerin sayısı: 54
*  Hz. Mehdi (as)'ı idrak etme ve onu imam  (manevi lider) edinmekle ilgili hadislerin sayısı: 10
*  Gaybeti döneminde, Hz. Mehdi (as)'a inananların faziletleriyle ilgili hadislerin sayısı: 23
 (Safî-i Gulpayganî, Müntahab'ul-Eser, s. 15-19)